Ahmet Dönmez: Atlanta'daki skandalı yukarıdan kimler himaye etti?

Gazeteci-yazar Ahmet Dönmez, Atlanta'da iş insanlarının dolandırıldığı cemaat içi olayları anlattığı yazı dizisinin son bölümünde, skandala karışan isimlerin nasıl korunduğunu aktardı:

ABD’nin Georgia eyaletinin başkenti Atlanta’da Gülen cemaati içinde yaşanan iflas skandalı, en üst kademelere kadar uzanan bir zincire sahip.

Bu bölümde ondan bahsedeceğim.

En başta ortaklıkların gizlendiği, yatırımcılara gerçek rakamların söylenmediği, hisselerin yalana dayalı oluşturulduğu, esnafların aldatıldığı, sahte imzalarla banka kredilerinin çekildiği bu skandalın muhatapları, dönemin Güneydoğu ABD imamı Tahsin Gül, cemaatin Atlanta işadamları derneği başkanı Ömer Casurluk ve onlarla birlikte şirketi kuran işadamı Erdem Aydın’dı.

Fakat en az onun kadar önemli olan, bu kişilerin cemaatin tepesinde yer alan bazı isimler tarafından himaye görmüş olması.

Peki kim bu isimler?

****

Bunun cevabı sadece Atlanta’da ve son bir kaç yılda gizli değil.

Bu meselenin 20 yıllık bir geçmişi var.

Tahsin Gül’ün cemaat içindeki yükselme hikâyesi aslında bir şeylerin de özeti ve cevabı.

Bu hikâyenin, cemaat içi eleştiri getirenlere “Neden ulu orta konuşuyorsunuz?”, “Bunların iletileceği makamlar belli, gidip oralara şikayet edin, medya önünde paylaşmayın,” diyenler tarafından dikkatle takip edilmesi gerekiyor.

Çünkü Tahsin Gül, 15-20 yıldır cemaatin en üst yapısına defaatle rapor edilmiş, şikâyet edilmiş ama buna rağmen hep önü açılmış bir isim.

ABD’den önce görev yaptığı Ankara, Gaziantep, Antalya ve Endonezya’da sürekli parasal problemlerle anılmış, bu yüzden onlarca kişi tarafından şikayet edilmiş birisi.

Günlerdir onu yakından tanıyan, beraber çalışmış, bir zamanlar gölgesi gibi olmuş insanlarla konuşuyorum.

Bir kişi hariç hakkında olumlu konuşan tek bir kişi çıkmadı.

Bazılarını röportaj yapmaya ikna etmeye çalıştım ama enteresan bir cevap aldım: “Biz yıllardır bu adamı yukarıdaki abilere anlattık. Defalarca uyardık. Dinletemedik. Hepsi biliyor bu adamın nasıl bir karakter olduğunu. Şimdiye kadar söylediklerimiz dinlenmemiş. Şimdi düştükten sonra biz konuşsak ne olacak konuşmasak ne olacak? Hane viran olmuş, bu kadar insan perişan olmuş, artık bilinse neye yarar? Israrla bu adamın önünü açtılar. Bu son Atlanta’daki olay, Tahsin Gül’ün en küçük olayıdır, bunu da bilin. Göz göre göre bu belayı açan yukarıdaki abiler konuşsun biraz da, bizim artık söyleyecek bir şeyimiz yok.”

****

Tahsin Gül’ün görev yaptığı yerlerde hep zengin insanlarla düşüp kalktığı, lüks bir hayat yaşadığı, gittiği her şehirde en pahalı semtlerde ev tuttuğu ve lüks arabalar kullandığı anlatılıyor.

Örneğin Endonezya’da görev yaptığı sırada bir grup insanın ABD’ye gittiği, orada bazı yetkililere Gül’ü şikayet ettiklerini öğrendim. Bu isimlerin Tahsin Gül’le ilgili parasal konuları anlattıkları ve “Var sayın ki biz iftira atıyoruz; bir müfettiş gönderin, denetlettirin. Bizim dediklerimiz doğru değilse bizi görevden alın, yok eğer doğruysa da bu tür insanları artık o koltuklarda tutmayın,” dedikleri aktarılıyor. Fakat aldığım bilgilere göre kimse oralı bile olmamış. 

Zaten olunsa bugüne gelinmezdi.

****

Bu, meselenin Star Chain‘e gelinmeden önceki bölümü…

Gelelim Atlanta olayına…

İddialara göre bu işi himaye edenlerin başında da o sırada cemaatin ABD imamı olan Mehmet Yaşa geliyor. Yaşa, her platformda Tahsin Gül ve şirketini müdafaa etti. 

İçerde olan biteni farkedip de şikayetçi olanları susturmak için elinden geleni yaptı.

Atlanta’ya gitti ve esnafları dolaşarak Tahsin Gül’e destek verdi. Olayın üstünü kapatmaya çalıştı. Herhangi bir işlem yapmamak için aylarca direndi. Skandalın ayyuka çıkması üzerine de Tahsin Gül’e ödül gibi bir tayin ayarladı.

Keza cemaatin en tepe yönetim organı olarak bilinen heyetin “gayrı resmi” üyesi (kaç tane heyet var, üyeleri kimlerdir, bu bambaşka bir tartışma konusu) Mustafa Günay da hep bu Star Chain ortakları için lobi yaptı. 

Hareketin lideri Fethullah Gülen’in yaşadığı kampta, Star Chain yöneticileri lehine nüfuz kullandı. Sık sık telefonla arayarak şirket yönetimi lehine ağırlık koydu.

Tahsin Gül yararına devreye girenlerden biri de Bank Asya’nın eski genel müdürü Ahmet Beyaz’dı. Gül ile çok yakın arkadaş olan Beyaz, görev yaptığı İngiltere’deki fon şirketi üzerinden Star Chain’i kurtarmaya çalıştı ama başaramadı.

****

Şimdi biraz daha detaylara girelim…

Y.B.’nin Star Chain’deki sahtekarlıkları ilk farketmesinin ardından sorumluluk alan bir grup genç cemaat gönüllüsü, bunu hiç bir esnafa duyurmadan doğrudan ‘yukarıya’ götürerek meseleyi sessiz sedasız çözmek istedi.

Atlanta’da cemaatin vakfı olan Global Spectrum of Foundation yönetimindeki bir kaç kişi, “Bunu çözmek bize düşer” deyip bir heyet oluşturdu.

Bunlar 4 kişilik bir gruptu. 

Çözümden kasıt ise şuydu: Ortaklık hisselerinin ödenen gerçek rakamlar üzerinden yeniden düzenlenmesi, olmuyorsa paraların iade edilmesi, Tahsin Gül ile Ömer Casurluk’un ortaklıktan ayrılması.

Olayın duyulmasını ve cemaatin itibarının zarar görmesini istemiyorlardı.

Cemaatin kendi kurulları ve hiyerarşisi içerisinde çözüm kararı almışlardı.

Bunun için de öncelikle cemaat içi teftiş kuruluna taşıma kararı aldılar. 

****

15 Eylül 2017 tarihinde Atlanta’dan New Jersey’e uçtular. Teftiş heyeti ile randevulaşmışlardı. Burada İsmail Büyükçelebi, Sadık Kesmeci ve Veli Aslan’la bir araya geldiler.

Ellerinde belgeler ve somut bilgiler vardı. Bunları takdim ettiler. Ayrıca yaklaşık 25 kişilik bir isim listesi vererek, “Bizim dediklerimizle hareket etmeyin. Sizden tek isteğimiz var; Atlanta’ya bir heyet gönderin ve bu insanları bir dinleyin. Yerinde inceleyin. Eğer biz doğruyu söylüyorsak gereğini yapın. Bakın, bugün hala şirket kâr eder durumda. O yüzden kapınızda esnaf yok. Bu şirket bu anlayışla er ya da geç batar, kapınıza esnaflar dayanır. O hale gelmeden duruma müdahale edin,” talebinde bulundular.

İsmail Büyükçelebi, “Bu iş bizi aşar,” diyerek Mehmet Yaşa’dan randevu aldı ve konuklarını aynı gün Yaşa’nın yanına götürdü. 

Fakat daha odasına girer girmez neye uğradıklarını şaşırdılar. Çünkü anlatılanlara göre Mehmet Yaşa hiç dinlemeden onları tersledi.

Tahsin Gül’ü savunmaya geçerek, “Benim haberim var arkadaşın yatırımlarından. Bana sordu, ben izin verdim. Ne yapsaydı. Adam ticaret yapmayacaktı da maaşını siz mi verecektiniz? Bir kere sordunuz mu abi senin paran var mı diye?” şeklinde çıkıştı. 

Atlanta’dan gelen grup, “Mevzu ticaret yapması da maaş alması da değil. ‘Benim haberim var’ diyorsunuz ama tam olarak neyi biliyorsunuz? Sizdeki bilgiler nasıl?” diye sorduktan sonra ellerindeki bilgileri ve belgeleri paylaştılar. Tahsin Gül için “Hizmeti kullanarak tezgah kuruyor, yalan söylüyor, ortaklığını gizleyerek insanları kendi şirketine yönlendiriyor ve bundan menfaat elde ediyor,” şeklinde suçlamalarda bulundular.

Mehmet Yaşa, çözüme yönelik hiç bir şey söylemeden bu 3 kişilik grubu geri gönderdi.

Arkasından Tahsin Gül ve Ömer Casurluk’u çağırdı Atlanta’dan. 

Gül ve Casurluk, Yaşa ile görüştükten sonra Atlanta’ya ‘zafer’ havası ile döndü. Diğer ortak Erdem Aydın, o şikayetçi heyet içinde yer alanlara, “Ne oldu gittiniz de? Yukarıda ‘mahkeme kuruldu’ ve bize ‘Aslanım sizin yaptığınız işte sıkıntı yok, siz devam edin’ dediler. Abiler bizim tarafımızda,” dedi. 

****

Şirketin içinde ne olup bittiğini iyi bilen, sahtekârlıkları belgeleyen ve bütün bunları anlatınca meselenin hemen çözüleceğini zanneden o grup, bu duruma çok şaşırdı. Hayal kırıklığına uğradılar.

Fakat yine de olanları yatırımcı esnaflara anlatmadılar.

Hala duruma müdahale edileceğini düşünüyorlardı. 

Bu arada yine cemaatin en tepe isimlerinden biri olan Naci Tosun da duruma müdahil oldu. Atlanta’ya sık gidip gelen Tosun, olanları dinledikten sonra çözüm için devreye girme kararı aldı. 

Fakat bir süre sonra o da çaresiz kaldı ve “Bu iş beni aşıyor,” dedi.

Nedense ve karşıda nasıl bir güç varsa, herkes bir bir kenara çekiliyordu.

****

Kasım 2017’de New Jersey’den Atlanta’ya gelen Mehmet Yaşa, Tahsin Gül ve Ömer Casurluk ile birlikte bazı esnafları dolaşmaya başladı. “Dedikodulara inanılmaması gerektiğini” söylüyorlar ve “fitneye mahal vermeyin” ricasında bulunuyorlardı.

Önce hadiselerden haberi olmayan esnaflar, böyle böyle olayları duymaya başladı.

Sonra da önü alınamayacak şekilde patladı.

Esnafların tepkileri ve şikayetleri ayyuka çıktı.

Bir süre sonra “dedikodular”, öğrenci evlerinde bile konuşulur hale geldi.

Bundan sonra sürekli ‘fitne’ içerikli konuşmalar oldu. Esnafları markaj altında tutan Star Chain ortakları, sürekli “Fitnecilere inanmayın,” telkinlerinde bulunuyordu.

Yine de kaçınılmaz sonu önleyemediler.

Belgeler ortaya saçılıp da gerçek rakamlar ortaya çıktıkça esnaflar ayağa kalktı. Kendilerine gerçeğin söylenmediğini farkeden bu yatırımcılar, ortaklıktan çekilmek üzere peş peşe harekete geçmeye başladı.

Bunda, esnaflara en başta, “İstediğiniz zaman ortaklıktan ayrılabilirsiniz, ana paranız aynen geri iade edilecektir,” denmiş olması da etkili oldu. Çünkü en başta Star Chain ortakları esnafları çekebilmek için sözleşmelere böyle cazip maddeler ilave etmişti.

Tahsin Gül, vaziyeti kurtarmak üzere Ömer Casurluk’u ticaret odasının başından aldı. Hayatına Star Chain’de ortak olarak devam edecekti. Gül, “Bundan sonra Hizmet’teki vazifesi sona erdi. Sadece ticaretle uğraşacak,” açıklaması yaptı. 

Fakat bunu yaparken ticaret odasını da tümden kapatma kararı aldı. Böylece oraya bir başka isim tayin olamadı. Kurumun kapısına kilit vurdular.

Yine de tepkiler dinmedi.

****

Mehmet Yaşa, Mart 2018’de bir kere daha Atlanta’ya geldi.

Burada şikâyetçilerden biriyle baş başa görüşme gerçekleştirdi. Burada önemli olan detay şuydu: Söz konusu şikâyetçi kişi, normalde New Jersey’e davet edilmişti. Burada bir heyetin karşısına çıkarılacaktı. Bu toplantının gizli tutulması istenmiş ve o şahsa “Eşine bile söyleme,” denmişti. Fakat ne hikmetse birileri anında Tahsin Gül’e haber uçurunca bu şikâyetçi rahatsız olmuştu. 

Bunun üzerine Yaşa’nın, “Ben gider görüşürüm kendisiyle,” diyerek bu heyet toplantısını iptal ettiği ve bizzat kendisinin Atlanta’da sözkonusu şahısla birebir görüşme yaptığı ileri sürülüyor.

Anlatılanlara göre Mehmet Yaşa önce, “Anlatır mısın neler oluyor Atlanta’da?” diye sordu. O da kendisine, “Biz ta sizin yanınıza gelip anlattık ya abi 6 ay önce! Hiç bir şey yapmadınız. Olayın üzerini örtmeye çalıştınız. Şimdi haberiniz yok gibi niye bir daha soruyorsunuz?” tepkisini gösterdi. Yaşa’nın cevabı, “Biz o zaman anlamamışız, bir daha anlatır mısın?” şeklinde oldu. Bunun üzerine muhatabı, “Anlatacağım bir şey yok. Artık size güvenmiyorum. Bu pislik paçalarınıza bulaştı. Siz bu pisliği örtemez hale geldiniz,” deyince Mehmet Yaşa sinirlendi ve “Ben Hocaefendi ile direkt çalışan adamım, sen ne dediğinin farkında mısın?” diye kızdı. Karşısındaki kişi yine geri adım atmayıp “Size anlatacak bir şeyim yok. Bu işin üstünü kapatamayacaksınız,” deyince görüşme sona erdi. 

****

Bunun ardından tepkileri dindiremeyeceğini farkeden Yaşa, bir kaç ay sonra Tahsin Gül’ü görevden aldı.

Fakat bu kez ikinci bir skandal patladı.

Çünkü Yaşa, Tahsin Gül’ü oradan alıp New York’ta bulunan ve cemaatin bütün Amerika’dan sorumlu olan Amerika İşadamları Derneği’nin başına atadı.

Bu defa ikinci bir gürültü daha koptu. “Siz bizimle dalga geçiyorsunuz. Çözeceğiz dediniz, buradan alıyorsunuz oraya koyuyorunuz. Adam zaten burada bütün tezgahı işadamları derneği üzerinden kurmuş, siz şimdi onu alıp bütün ülkenin işadamları kuruluşunun yöneticisi yapıyorsunuz. Kuzuyu kurda teslim ediyorsunuz. Şaka gibi!” itirazları yükseldi. 

Mehmet Yaşa bir süre buna direndiyse de daha sonra bu tayinden de vazgeçildi.

Tahsin Gül şu anda New Jersey’de yaşıyor. Eşi burada bir cafe işletiyor. Kendisinin cemaatte herhangi bir vazifesi yok artık.

Mehmet Yaşa da 2019’da görevden alındı. Bu kararda Atlanta olaylarının etkisi var mı, bilinmiyor. 

Fakat tam tersi bir bilgi de var. Aslında Yaşa’nın görevden alınmadığını, ayrılmayı kendisinin istediğini ve “Ben artık daha fazla buradaki günahlara ortak olmak istemiyorum,” diyerek istifa ettiğini söyleyen yakın arkadaşları da var.

****

Peki Mehmet Yaşa neden Tahsin Gül’e kol kanat gerdi?

Onu neden ısrarla savundu ve tabiri caizse “önüne yattı”?

Önce bir kaç veri sıralayayım.

Yaşa ve Gül, yıllar önce Gaziantep’te halef-selef olarak imamlık yapmışlardı.

Ancak o sırada bir muhabbetleri yok.

Tahsin Gül, 15 Temmuz öncesi Endonezya imamı iken onu Güneydoğu ABD imamlığına getiren Mehmet Yaşa. 

Amerika’da hiç yaşamamasına rağmen onu ülkenin 5 büyük bölge imamından biri yapması o zaman da dikkat çekmişti.

Aynı şekilde Ömer Casurluk’u Hakkari’den ABD’ye getirenin de Mehmet Yaşa olduğu belirtiliyor.

Şimdi gelelim iddialara…

Hakkında eskiden beri parasal şaibeler olan Gül’ün, Endonezya’dan Amerika’ya getirilmesine tepki gösterenlere Mehmet Yaşa’nın şöyle cevap verdiği öne sürülüyor: “Orada bazı psikolojik sorunları vardı. İntihar edeceğini söyleyip duruyordu. Rehabilite olsun diye buraya gelmesini uygun gördüm.”

Yine de bu durum, Yaşa’nın Atlanta’daki skandalı himaye etmesini açıklamaya yetecek bir şey mi?

Değil.

İşte bu noktada çok ama çok vahim iki iddia daha bulunuyor.

Birincisi şu şekilde: “Tahsin Gül Endonezya’dan ABD’ye gelebilmek için Mehmet Yaşa ile özel görüşmeler yaptı. ‘Hizmet’e’ ciddi bağışlarda bulundu.”

İkincisi: “Her ay Hizmet’e yardım adı altında Star Chain’den Yaşa’ya belli bir pay gönderiyordu. Bu rakamlar Star Chain’in resmi kasasından ödenmiyor, açıktan veriliyordu. Hatta Yaşa da bu durumu Tahsin Gül’ü savunabilmek için Atlanta’dan gelen 3 kişilik heyete söyledi. Gül’ün yaptıklarından haberdar olduğunu anlatabilmek için ‘Zaten bize de her ay belli bir miktar gönderiyor, Hizmet’e yardımda bulunuyor’ dediği iddia ediliyor. Bu rakam resmî kanaldan gelmediği için tam olarak hangi kalemde ve nereye ödeniyordu, belli değil.

Tahsin Gül her iki iddiayı da reddediyor.

****

Bu arada Gül ve ekibinin tek hamisi Mehmet Yaşa değildi.

Girişte de belirttiğim gibi bu isimler arasında Mustafa Günay da vardı. TUSKON’un eski genel sekreteri Günay’ın kamuoyunda asıl tanındığı olay, Gülen’le yaptığı ‘ananas’ konuşmasıydı.

Günay’ın aynı zamanda cemaatin en tepedeki icra heyetinin de üyesi olduğu biliniyor.

Daha doğrusu resmi bir heyet açıklanmadığı için üyelerin tam olarak kimlerden oluştuğu bilinmiyor. Bir, kendini ‘asıl heyet’ olarak sunan 5-6 kişilik bir grup var; bir de ‘hayır, heyette biz de varız, onlar tek başına yönetmek istediği için bizi yok sayıyorlar’ diyen ikinci ve paralel bir heyet var.

İşte Mustafa Günay, bu ikinci grupta. Yani, öyle veya böyle, ‘bir heyetin’ üyesi kendisi. Hem de önemli bir üyesi.

Atlanta olayında da Tahsin Gül’den yana, daha doğrusu yakın arkadaşı ve hemşehrisi Erdem Aydın’dan yana ağırlığını koydu. Kampta sürekli bu ortaklar lehine nüfuz kullandı.

Erdem Aydın da bunu gizlemiyor. Bu yöndeki bir sorum üzerine şu cevabı veriyor kendisi: “Mustafa Günay iyi dostumdur. İlk günden itibaren bize her konuda destek oldu ve sürekli ‘Sıkıntı var mı ?’ diye sorular sorarak dedikodulara karşı bize ve projeye yardımcı olmaya çalıştı. Biz Afrika’dan büyük bir yatırımcı ile anlaşmıştık. Görüşmeler, detaylar her şey olumlu idi, son dakika yatırımcı bir anda sebep hiç yokken yatırımdan vazgeçtiğini söyledi. Biz de tamam dedik. Aradan 1 ay falan geçti, Mustafa Günay aradı, hal hatır sordu. Ardından ‘Geçen kamptaydık, sizin Afrika işini bozan kişiyi yakaladık, gerekeni fazlasıyla söyledik’ dedi.”

Burada bahsedilen isim kim?

Erdem Aydın söylemek istemiyor. Onun yerine, “İsim vermedi, ben de ısrar etmedim. Bizim açımızdan bir şey değişmeyecekti,” demekle yetiniyor.

****

Bank Asya’nın eski genel müdürü Ahmet Beyaz’ın olaya dahli ise diğerleri gibi değil. 

Onu bu kategoriye koymuyorum.

Çünkü onun doğrudan cemaat hiyerarşisi içerisinde bir konumu yok.

Ancak Tahsin Gül ile uzun yıllara dayalı yakın bir dostlukları var. Endonezya imamı iken de bu ülkeye gidip Gül’ü ziyaret ederdi. 

Star Chain iflas yoluna girdiğinde ortaklar kredi arayışına girdiler. Başvurdukları ilk isim Ahmet Beyaz’dı. O sırada Londra’da MBU Capital isimli bir fon şirketinde yönetici olan Beyaz, Star Chain lehine girişimlerde bulundu. Bunun için Atlanta’ya geldi. Ömer Casurluk da defalarca Londra’ya gidip görüşmeler yaptı.

Ağırlıklı olarak gayri menkul işleri yapan MBU Capital, dükkan yerleri alacak ve Star Chain’e kiralayacaktı.

Bunun için iki tane çalışanlarını Atlanta’ya gönderdiler. Onlar bir süre Star Chain’de görev yaptı.

Fakat nedense son anda projeden vazgeçtiler. 

****

Sonuç olarak…

Star Chain iflas olayı sadece bir sonuç.

Arkasında uzun yıllara dayalı bir sistem sorunu var.

Göz göre göre yaşanmış bir ‘iflas’, bir ‘çöküş’ bu.

Tahsin Gül’ü herkes bilmesine rağmen, bırakın cezalandırmayı, hep ödüllendirdiler.

Atlanta’da yaşananları da cemaatin ileri gelenlerinden bir çok üst düzey bilmesine rağmen hiç biri elini taşın altına koymadı.

Uzunca bir süre kimse müdahale de etmedi.

Tahsin Gül ve arkadaşlarının arkasında duranların gücünden mi ileri geliyordu bu?

Nasıl oluyordu da ‘büyük ağabey’ denilen Büyükçelebi gibi Naci Tosun gibi isimler bile çaresiz kalıyordu?

Konuştuğum bir çok cemaat yetkilisi, “Bizim içimize çöreklenmiş bir çete var. Bunlar bütün ekonomiyi ve idari yapıyı yönetiyor. Gül gibi insanlar, fedakar, cefakar insanlar yıllar içinde bir bir kenara itilirken, küstürülürken ya da pasifize edilirken nerede şaibeli adamlar varsa onları koruyan bir grup var,” diyor. Buna benzer cümleleri bir çok kişiden duydum.

Atlanta’daki süreci iyi bilen bir cemaat büyüğü, şu ifadeyi kullanıyor: “Bu işin görünen yüzü, Mehmet Yaşa. Fakat ben onun buna gücünün yeteceğini düşünmüyorum. Bence daha yukarıda birileri var heyetten. Bu işin ele alınış şekli Mustafa Özcan’a benziyor. Ben kendisini yakından tanırım, beraber de çalıştık. Kanıtlayamam ama bütün göstergeler ona çıkıyor.”

Belki bu görüşü besleyen unsurlar arasında, adı geçenlerin bir şekilde Mustafa Özcan’a yakınlığı da olabilir.

Çünkü Mehmet Yaşa, Mustafa Günay ve Ahmet Beyaz, Mustafa Özcan’la yakın olduğu iddia edilen kişiler.

Ben bu isimlere ulaşmaya çalıştım.

Mehmet Yaşa, mesajımı okudu ama 1 haftadır görüşme talebime cevap bile vermedi. Aynı şekilde Günay da görüşme talebime dönüş yapmadı.

Ahmet Beyaz ise soruları cevapladı.

“Ben o fon şirketinden 1 yıl önce ayrıldım. Şu an bir bağım yok. Tahsin Bey’le üniversite öğrencilik yıllarımdan tanışırım. Fakat bu Star Chain olayıyla bir ilgim bulunmuyor. Benim çalışmakta olduğum şirketle bir takım görüşmeler yaptılar, o kadar,” diyor Ahmet Beyaz.

Mustafa Özcan konusunda da şunları kaydediyor: “Ben bir profesyonelim. Bank Asya’da da şimdi de hep profesyonel iş hayatının içinde oldum. Bunun dışında başka ilişkilerim olmaz. Mustafa Özcan’la da hiç bir hukukum yok. Organik-inorganik hiç bir ilişkim yok. Ben bu tür olaylara hiç girmek istemiyorum. İnsanların kendi aralarında hesapları olabilir ama ben bu insanları hiç bir şekilde tanımıyorum. Ben bankada profesyonel olarak görevimi yaptım. Onun ötesinde benim hiç bir şeyim yok yani. Kimin kimle ilişkisi vardı, neler yapmışlar, inanın bilmiyorum. Duydukça da şaşırıyorum. O yüzden hiç bir şey duymak da öğrenmek de istemiyorum. Fakat benim bir ilgim yok.”

Bu yazı Ahmet Dönmez'in blogundan alınmıştır