Şub 17 2018

Bir özeleştiri daha: Cemaat, Türkiye'nin otoriterleşmesinde ciddi rol oynadı

Cemaat içerisinden özeleştirilerin yayınlandığı 'Kıtalararası' isimli sitede cemaatin Türkiye'nin otoriterleşmesinde ciddi rol aldığı ifade ediliyor.

Ahmet Kuru tarafından kaleme alınan yazıda, Türkiye'nin otoriteleşmesinde sadece AKP'nin değil cemaatin de payı olduğuna işaret ediliyor. Kuru, "ülke merkezli analizde AKP dışındaki aktörlerin rollerini de sorgulamak gerekir. Gülen Cemaati de Türkiye’nin otoriterleşmesinde önemli roller oynadı" diyor.

Kuru'ya göre cemaat, "entelektüel açıdan, modern şartlara uygun bir İslam anlayışı ortaya koyacağı" iddiasındaydı. Ancak yetiştirdiği ilahiyatçılar arasında, gerekse kendi tabanında haddinden fazla gelenekçi bir İslam anlayışını yaydığını söyleyen Kuru, "kadın-erkek ilişkileri, dogmatizm ve eleştirel düşünce arasındaki gerginlik, dini ve siyasi otorite anlayışı, İslam-devlet ilişkileri ve İslam hukukunun özgürlüklere ters hükümleri gibi konularda bu gelenekçi anlayış otoriterliğe uygun bir toplumsal taban oluşturmuştur" diyor.

Cemaatin kendisine güvenenleri hayal kırıklığına uğrattığına dikkat çekiyor yazıda:

"Siyaset konusunda da Cemaat kendisine güvenenleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Önce “Cebrail bile parti kursa” destek verilmeyeceği söylenmiş, ama sonrasında AKP ile neredeyse bir iktidar ortaklığı kurulmuştur. Ardında da bu ortaklık bir ölüm-kalım savaşına dönüştürülmüştür. Günümüzde böyle bir ortaklığın hiç olmadığının iddia edilmesi de kimseyi ikna etmemektedir. Dahası, Cemaat’in yargı, polis ve silahlı kuvvetler içindeki ilişkileri en nihayetinde hem bu memurların hem de sivil takipçilerinin hayatını zehir etmiştir. Ergenekon süreci ve sonrasında iyice açığa çıkan bu sorunlu ilişkiler ağı Türkiye’nin otoriterleşmesinde de negatif bir rol oynamıştır."

Kuru, cemaatin diğer gruplardan kendisini üstün gördüğünü ve kendilerini Türkiye’nin geleceği adına “manevi alemlerde vazifelendirilmiş” bir grup olarak gördüğünü paylaşıyor. Bunun sonucunda da liyakata uymayacak şekilde kadrolaştığını...

Kuru'ya göre cemaat bürokraside kendi mensuplarının önünü açarken, başkalarının önünü kapattı. Ve bunu da umursamadı:

"Dahası “bütüncül bakış” denilen bir yaklaşımdan dolayı din, siyaset, bürokrasi, bilim, medya, bankacılık ve sosyal yardımlaşma gibi birbirinden farklı alanların ayrışmasını kabul etmedi. Tüm bu alanlarda sadece aktif olmayı değil, egemen olmayı da istedi. Sonuçta toplumun nerdeyse her kesiminden düşmanlar kazandı."

Kuru'nun cemaate yönelik 'özeleştiri' niteliğindeki yazısından öne çıkan satırlar şöyle:

Cemaat her alandaki büyümesine rağmen yönetim yapısını birkaç yüz kişilik bir dini cemaatte olabilecek şekilde tutmakta ısrar etti. Yüzden fazla ülkede aktif olmasına karşın, şeffaf olmayan, hiyerarşik ve dahası mistik iddialarla şekillenen karar alma yapısını devam ettirdi. Bu da hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde bir çok gözlemcinin Cemaat’in gerçek yapısı ve amaçları hakkında şüpheler beslemesine yol açtı.

Fethullah Gülen’in Cemaat içindeki liderlik tarzı da dıştan bakanlar için bir güvensizlik hatta endişe kaynağı oldu. Gülen, otoritesini kim ile paylaştığı bilinmeyen ve kimseye hesap vermeyen bir liderlik ortaya koydu. Takipçileri ise—hemen her konuyu O’na sormalarına ve siyasi konularda bile konuşma alışkanlığını bilmelerine rağmen—Gülen’in dünyadan elini ayağını çekmiş bir münzevi olduğunu iddia etmeye devam ettiler. Bu tutum güven problemini daha da derinleştirdi.

Bu eleştiriler Cemaat’in AKP iktidarı karşısında yaşadığı mağlubiyetin bir sonucu değil, sebebidir. O açıdan AKP iktidardan gitse bile Cemaat’in bu sorunlu özellikleri ortadan kalkmayacaktır. Bu sorunlardan dolayı Cemaat’in artık yurtdışında bile etkili bir yapı olarak devam edebilmesi zor görünmektedir.

https://kitalararasi.com/2018/02/17/akp-ve-cemaat-ahmet-kuru/