Gökhan Bacık: “Cemaatteki merkezin ümitsiz bir vaka olduğunu düşünüyorum…”

Son dönemde cemaat içerisinden farklı seslerin yükseldiği bir blog yayına girdi, Kıtalararası. Blog üzerinde cemaati eleştiren, özellikle yönetici kadroyu hedef alan eleştirilere yer veriliyor.

Gülen cemaati içerisinde eleştirilmeyen, dokunulmayan isimler de eleştirinin odağında. Bunun başında ise Fetullah Gülen geliyor. Sitede, Gülen taraftarlarının dokunulmaz gördüğü Gülen'e yönelik eleştirilere ve bu eleştirilere karşı gösterilen tahammülsüzlüğe de dikkat çekiliyordu.

The Circle adlı bir sitede yayınlanan ve Kıtalararası adlı blogun yazarları arasında olan Gökhan Bacık ile yapılan söyleşide ise Bacık, cemaate yönelik eleştirilerini sürdürüyor. Cemaatin eleştiriye tahammülsüzlüğünü ele alan ve 'cemaatin merkezi' olarak nitelediği bir grubu hedef alan Bacık, bu grubun tabandan gelen eleştirileri etkisizleştirerek bildikleri yolda aynen devam ettiğini paylaşıyor.

Bacık, 'cemaatin merkezi' olarak nitelediği kesimi, "metaforik olarak cemaatin ana bakış açısını belirleyen ve herkesi etkileyecek kararlar alabilen insan grubu" olarak tanımlıyor.

Ve şöyle devam ediyor:

"Bu merkezin ümitsiz vaka olduğunu düşünüyorum. Cemaatin merkezi, neredeyse on yıllardır pek çok eleştiri rüzgarını test etti o nedenle esner, toplantı yapar şunu yapar bunu yapar ama sonunda bildiği gibi devam eder. Başka türlü ifade edersek görebildiğim kadarı ile hareketin statükocuları bazı iç diplomatik manevralar yapmış, çeşitli iç eleştiri mahfilleri oluşturmuş; ancak bütün bunların ürettiği enerjiyi belirli bir zamana yayarak tabandan gelen tepkileri etkisizleştirmek için kullanmış ve son tahlilde bildikleri yolda aynen gitmeye devam etmişlerdir."

Bacık, cemaatin merkezi olarak nitelendirdiği grubun eleştirilere ve değişime direneceğini söylüyor. Bacık'ın söyleşisinden öne çıkan satırlar şöyle:

Metaforik olarak konuşursak bir tür Eşari bakış var: Yani “bizim yaptığımız yahut bizim başımıza gelen zaten hayırlıdır ve kaçınılmaz olandır” gibi bir düşünce var. Bu totolojik bakış açısına göre ne olursa olsun “hayırlı oldu çok iyi oldu” gibi bir siyaset üretiyor. O nedenle ne olursa olsun merkezin düşündüğü ‘yanlış çıkmıyor’ sonuç olarak o da yoluna devam ediyor.

Merkez-çevre benzetmesinden yola çıkarsak ben çevrenin içinde nitelikli ve bulundukları topluma katkıda bulunacak çok sayıda insan olduğunu biliyorum. Ancak endişem, merkezin değişmemekte direneceği ve çevrenin içindeki nitelikli insanların değişik toplumlarda gelişmesine ket vuracağı yönündedir.

Dünyayı rakamlarla okumaya alışık bir işkolizmin etkisindeki cemaatin merkezi, dünyanın rakamlardan, artan abone sayılarından ibaret olmadığını sanırım hiç anlamayacak.

Bir önemli nokta da eleştiri meselesi: Cemaatin merkezinin eleştirilere eleştiri ile cevap vermesi doğaldır. Cemaatin merkezi eleştirileri cevaplamak yerine, allla Turco şeylerle geçiştiriyor. İşte yok villalar veriliyor filan. Açıkça söylensin, kim villa almış ve kişiliğinden vaz geçmiş herkes bilsin de rahatlasak. Sürekli ortalıkta bir villa muhabbeti var. Ben bir çatı katında yaşıyorum, hiç evim de olmadı hayatım boyunca; ismi çok geçen akademisyen diğer bir arkadaşım, babası ile aynı evde yedi kişi yaşıyor, ki yaşı kırkın üstünde… En küçük eleştiriyi böyle ad hominem yani “bakın o kişilerin şöyle zaafı var diyerek” savuşturmak tutarsızlık ve boşluk belirtisidir.

Yine sonra “bu hareketin önde gelenlerini eleştirmek yanlıştır” söylemi çok sakıncalı. Küresel olduğunu iddia eden ve küresel düzeyde sadece Türkiye’de değil, pek çok ülkede insanların, siyasal sistemlerin işleyişi hakkında düşünceler, icraatlar yapan bir hareketin kendi önde gelenlerinin eleştirilmesini kategorik olarak ret etmesini kabul etmenin imkanı yoktur. Kamusal kaynaklar kullanan, kamusal siyasetin nasıl olması gerektiğini etkilemeye çalışan bir cemaatin, kamusal tartışma bana karşı yapılamaz demesi otoriter bir yaklaşımdır.

HABERİN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN