Oca 17 2018

Gün ortası: Afrin kazanı kaynıyor, Almanya’da PKK’ya toplu baskı, CHP’ye ultra-Kemalist aday

Türkiye’nin iç ve dış gündemi bugün (Çarşamba) de kazan gibi kaynıyor. Suriye’nin Afrin kentine Türkiye tarafından düzenlenecek bir askeri operasyonla ilgili, siyasetin en tepesindekiler günaşırı açıklamalar yapıyor.

Bir yandan Suriye sınırına tank ve obüsler sevk edilirken, bir yandan da hava desteksiz bir kara operasyonunun başarısızlığa mahkum olduğundan bahsediliyor.

Öte yandan, ABD’li uzmanlar Washington’un ‘Türkiye defterini kapatıp yoluna YPG ile devam etmeyi seçtiği’ni savunan makaleler kaleme alıyor. Bu yazılarda AKP hükümetine ağır eleştiriler yöneltiliyor:

“ABD yönetimindekiler, Türkiye'de yükselen İslamcılığın, katılaşan diktatörlüğün ve gitgide kötüleşen İsrail karşıtı palavraların, ileride daha da artacağına inanıyor. Washington'ın akımı tersine çevirebileceği konusunda umutları yok. Trump, Washington'ın Orta Doğu'daki geleceğini geleneksel müttefikleriyle katıldı; İran ve Esad'ın canını yakmak üzere ilerliyor.”

Türkiye’nin askeri agresyon tehdidine mukabil, kimi uzmanlar da itidal ve diplomasi ile sorunun halli çağrısında bulunuyor.  Aydın Selcen’in işaret ettiği husus aslında itidalli kesimlerin sesi:

“Suriye güçsüz olsa da, sahada Türkiye'nin karşısında Rusya ve ABD var. Aslında Türkiye’nin karşısına aldığı bu iki küresel güç ve Ankara Kürt saplantısı ile terbiye ediliyor.”

Bir diğer dikkat çekici gelişme de Almanya ile ilişkilerde yaşanıyor. Son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu ülkeye bir ziyaret gerçekleştirmiş ve bozuk olan ikili ilişkilerin düzelme şartı olarak “PKK ve ‘FETÖ’ye karşı etkin mücadele” şartını koymuştu.

Almanya da karşılığında tutuklu vatandaşlarının serbest bırakılmasını istemiş ve Türkiye’ye silah satış ambargosunun kalkması için tutuklu gazeteci Deniz Yücel’in tahliyesi şartını öne sürmüştü.

Bu bilgiler ışığında bugün DW Türkçe’de, Almanya’nın PKK sempatizanlarına karşı toplu soruşturma başlattığı haberi geldi. Görünen o ki ‘kirli pazarlık’tan kirli bir anlaşma aşamasına gelinmiş.

İçte ise, İstanbul Barosu eski başkanı ultra-Kemalist Ümit Kocasakal hem CHP lideri Kılıçdaroğlunu hem de CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ağır sözlerle eleştirerek genel başkanlığa adaylığını açıkladı.

Kocasakal, "Mustafa Kemal'in askeri" olarak adaylığını koyduğunu da sözlerine ekledi.

Bir diğer gelişme de, Türk hükümetinin tam dokuz aydır erişim yasağı getirdiği Wikipedia'nın “tartışmalı” makaleleri sitesinden kaldırmasına rağmen erişeme açılmaması. Bu bilgiyi verense kurumun en üst düzey isimlerinden.

Böylece, bu tür yasakların aslında daha kapsamlı bir amaca hizmet ettiği, meselenin birkaç makale olmadığı da kanıtlanmış oldu.

Wikimedia Vakfı'nın Başkanı Katherine Maher, meselenin yayım bağımsızlığı ilkesini savunarak çözülebileceğine kanaat getirmiş olacak ki, hayli Türk usulü bir yönteme başvuruyor ve, “Ben Türkiye’de çok vakit geçirdim ve ülkenizi çok seviyorum. Çok zengin bir tarihe ve kültüre sahip olan Türkiye’nin Wikipedia’da temsil edilmesini çok isterim” deyiveriyor.

İç gündemde yaklaşan bir diğer tehlike de tek tip kıyafet kararının uygulamaya geçilmesi için ilk adımların atılmış olması. Adalet Bakanlığı’nın diktirdiği tek tip kıyafetler Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Bir genelge ile tek tip kıyafet giyilmesinin zorunlu hale getirilmesi gündemde.

Bu zorlama cezaevlerinde yeni huzursuzlukların kapısını aralayacak gibi görünüyor.

Kürtlere yönelik baskının simgesi haline gelen HDP ve DBP'li belediyelere yönelik hazırlandığı iddia edilen 'çökertme planı' Meclis'e taşındı.

HDP'li vekil Ertuğrul Kürkçü, planda yer alan medya ve yargı ile Kürt siyasetinin önünün tıkanması çabaları ile ilgili iddialara dair kapsamlı bir soru önergesi hazırladı.