ABD Büyükelçiliği duyurdu: Yeni Büyükelçi Satterfield Ankara'ya geldi

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, sosyal medyadan yaptığı paylaşımla, ABD'nin Ankara Büyükelçisi olarak atanan David M. Satterfield’ın bugün itibarıyla Ankara'ya geldiğini duyurdu.

Büyükelçiliğin resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımda, "ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak atanan David M. Satterfield’ın bugün itibarıyla Ankara’ya geldiğini duyurmaktan memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’ye hoşgeldiniz! Özgeçmişi: https://tr.usembassy.gov/tr/embassy-consulates-tr/ankara-tr/abdnin-ankara-buyukelcisi-david-m-satterfield/ …" denildi. 

Elçilik aynı zamanda Satterfield'in özgeçmişini de paylaştı.

ABD’nin bir yıl önce Türkiye büyükelçisi olarak atadığı David Satterfield, ABD Senatosu tarafından haziran ayında onaylanmıştı.

Diken'in haberine göre, ABD’nin bir önceki büyükelçisi John Bass’ın Kabil’e atanmasından sonra bir yıl dokuz ay boyunca boş kalan koltuğun sahibi haziran ayında resmen onaylanması ile David Satterfield olmuştu.

Haberde yeni büyükelçi ile ilgili şu detaylar yer aldı:

"ABD Dışişleri Bakanlığı’nda ‘yakın doğu ilişkileri’nden sorumlu bakan yardımcısı olarak görev yapan David M. Satterfield, Arapça ve Fransızca biliyor.

George W. Bush döneminin eski dışişleri bakanı Condoleezza Rice’nın üst düzey danışmanı ve Irak konusundaki özel koordinatörü olarak görev yapan Satterfield, Irak ve Suriye’deki dengeleri iyi bilen bir diplomat olarak görülüyor.

Satterfield, ABD’nin Suriye’den çekilme kararı ilgili olarak, “Hemen çekip gitmeyeceğiz. Bu benim fikrim değil, başkanın stratejik kararı” demişti."

Hürriyet'ten istifa eden gazeteci Cansu Çamlıbel ise, "Yeni ABD büyükelçisini tanıyalım" başlıklı yazısında, şu detaylara yer vermişti:

"Satterfield’i son aylarda Ankara’nın radarına sokan şeylerden biri 11 Ocak tarihinde ABD Senatosu’nun Dışişleri Komisyonu’ndaki oturumda PKK’nın Suriye kolu YPG’lilerin çoğunlukta olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) sahip çıkan sözleri olmuştu. Aynı oturumda Satterfield Amerika’nın Suriye’deki varlığına ilişkin olarak tam olarak şöyle demişti: ‘Zafer ilan edip öylece çekip gitmeyeceğiz. Bu benim fikrim değil, Başkan’ın stratejik kararı. ’

Satterfield’in bahsettiği stratejik kararın Başkan Trump’a değil de yerleşik Amerikan güvenlik bürokrasisine ait olduğunu son haftalarda net bir biçimde gördük. Büyükelçi Satterfield’in de nihayetinde yerleşik Amerikan bürokrasisi içinde kariyer basamaklarını tırmanmış bir diplomat olarak aynı argümanı savunmasında şaşırtıcı bir yön yok. Mesele bundan sonraki süreci nasıl yöneteceğinde. Ankara’ya büyükelçi olarak atanırsa – ki önce Trump’ın ardından da kongrenin onayına bağlı – Satterfield’in kucağında bulacağı ilk dosya Menbiç müzakeresi olacak."