'ABD sadece Brunson'a odaklanarak ülkenin gücünü zayıflatıyor'

Türkiye ile ABD arasında kökleri derinde daha kapsamlı bir uzlaşmazlığın patlama noktası olan ev hapsindeki Rahip Andrew Brunson krizi, farklı boyutları ile hem ABD hem de Türkiye gündemini meşgul etmeye devam ediyor.

War on the Rocks’ta bu konuda ortak bir yazı kaleme alan Erdemir ve Tahiroğlu, Türk-Amerikan ilişkilerinin kaynama noktasına geldiğine, Washington yönetimi tarafından iki bakana uygulanan yaptırımlar ve Türk alüminyumu ile çeliğine uygulanan gümrük vergisinin artırılması örnekleri üzerinden dikkat çekti.

Yazıda, Brunson’un Erdoğan’ın diplomatik çıkar elde etmek için uyguladığı ‘rehine diplomasisi’nin tek tutsağı olmadığına, Türkiye cezaevlerinde Batı uyruklu çok sayıda kişinin bulunduğuna dikkat çekildi.

Yazının satırbaşları şöyle:

Brunson’un yanısıra, Türk cumhurbaşkanının kurbanları arasında NASA fizikçisi Serkan Gölge ve kimya profesörü İsmail Kul da bulunuyor. Ankara aynı zamanda, ABD diplomatik misyonunda çalışan üç Türk çalışanı da demir parmaklıklar ardında tutuyor.

ABD’nin politikadaki çifte standardı bu kurbanlarla ilgili de sürüyor. Hem etik hem de stratejik açıdan, Washington’un rehin alınan tüm Amerikalı kurbanlara eşit derecede imtiyaz tanıması ve tüm vatandaşlarının, diplomatik çalışanlarının arkasında durduğunu göstermesi gerekmekte.

AKP’ye göre, Gülen’in ABD’deki varlığı, CIA’nin darbedeki rolünün açık bir göstergesi. Dahası, Türkiye’ye seyahat eden herhangi bir ABD vatandaşı, ülkeyi istikrarsızlaştırmak isteyen ajan olarak görülebilir.

Darbe açığa çıktığında, Serkan Gölge ailesiyle birlikte Suriye sınırındaki Hatay’da tatildeydi. Aile, Houston’a dönüşe hazırlanırken, polis, radyasyonun astronotlar üzerindeki etkisini araştıran 37 yaşındaki Gölge’nin ailesinin evine geldi. Gölge ile hayatında iki kez görüşen kaynı, polise onun bir CIA ajanı olabileceği söyledi.

Sonrasında ihbarda bulunan kişi, Gölge aleyhine bir delili olmadığını kabul etti ve Gölge ABD’de çalıştığı için CIA’den olabileceği kanısıyla polise gittiğini söyledi. Polis, ev aramasında Gölge’ye karşı ‘somut’ delil olarak sadece bir dolar buldu. Türk yetkililer, 1 doların FETÖ üyeliği için kanıt olduğunu iddia ediyor.

Şubat ayında, Gölge 18 aylık tutukluluğun ardından 7.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bir diğer Amerikalı bilim insanı İsmail Kul, 2010 yılında Gülen ile görüştüğünü kabul etti ancak bu görüşmeyi Erdoğan’ın partisinden bir milletvekilinin ayarladığını ifade etti. Kul kefaletle salıverildi ancak Türkiye’den ayrılmasına izin verilmiyor.

Gölge ve Kul, Brunson’dan daha az değil, Türk hükümetinin tuhaf paranoyasının kurbanları. Bilim toplumunun bu iki isim için yürüttüğü kampanya, Brunson için dini grupların yürüttüğünün yanında cüce kaldı. ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu, Trump yönetiminin cezai önlemlerinin yanısıra, Brunson konusunda kongreye birkaç kez brifing verdi.

Ancak, Kul ve Gölge kongre merkezil basın açıklamalarında ya da başkanlık tweetlerinde nadiren yer aldı. Gölge adına tek resmi mektup, bir yıl önce ABD Helsinki Komisyonu’ndan geldi. ABD’nin Ankara’daki Maslahatgüzarı Philip S. Kosnett Haziran ayında Gölge’yi cezaevinde ziyaret etti.

Gölge, NBC’ye verdiği röportajda, yaşadığı hayalkırıklığını, sadece Brunson’u kurtarmaya çalışmak şeklinde ifade etti. Benzer şekilde, Kul da Brunson’a yönelen orantısız dikkatin rahibin inancı ile ilgisi olup olmadığını merak ediyordu.

Gölge ve Kul gibi, ABD diplomatik misyonunda çalışırken tutuklanan üç görevli de ‘meşhur dava’ olamadı.

Ankara onları, FETÖ ya da PKK üyesi olmakla suçluyor. Gözaltına alınmaları, ABD’nin Türkiye vatandaşlarına vize yasağını da beraberinde getirmişti. Ankara da aynıyla mukabele etmiş ve aylar sonra bir taviz verilmeden ilişkiler normale dönmüştü. O yetkililer, Dışişleri Bakanlığı’na büyük hizmet geçmişlerine rağmen hala tutuklu ve Trump yönetiminin öfkesini ya da tepkisini kabartmıyor.

Hamza Uluçay, gözaltına alınan ilk diplomatik misyon görevlisiydi.

Tam 36 yıl boyunca Adana Konsolosluğu’nda çevirmen olarak çalışıyordu.  Daha sonra tahliye edilen Uluçay saatler sonra evinde 21 adet 1 dolar bulunması FETÖ ile ilişkilendirilerek yeniden gözaltına alındı.

Uluçay hakkında 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

20 yıldan fazla İstanbul Konsolosluğu’nda çalışan bir diğer yetkili Metin Topuz da geçen Ekim ayında tutuklandı. Casusluk ve darbe girişimi ile suçlandı. Günler sonra, polisler bir başka çalışan olan Nazmi Mete Cantürk için geldi.

Cantürk İstanbul’daki evinde bulunamadı ve polis Cantürk’ün eşi ile kızını FETÖ üyeliği suçlamasıyla gözaltına aldı. Bir haftalık gözaltının ardından, ABD delegasyonunun ziyaretiyle serbest bırakıldılar. Ardından Cantürk yetkililere teslim oldu ve Gülen hareketi ile ilgili sorgulamanın ardından ev hapsine konuldu.

Uluca, Topuz ve Cantürk, ABD vatandaşı değilseler bile, ABD onlara Brunson ya da kendi vatandaşlarından farklı muamele etmemeli. Washington’un bu isimleri savunmadaki isteksizliği karşısında alarma geçen iki eski ABD’li diplomat Henri J. Barkey ve Eric S. Edelman, kararlı bir eylem çağrısında bulundu.

Washington’un tutumunun, ABD’nin deniz aşırı ülkelerde temsil edilme kapasitesini zaafa uğratacağını belirttiler ve Erdoğan’ın rehin alma taktiğinin diğer otoriter rejimleri cesaretlendirebileceği uyarısında bulundular.

https://warontherocks.com/2018/08/the-pastor-is-not-the-only-u-s-hostage-in-turkey/
Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.