ABD'de dava konusu olan Laleli'nin Tayyare Evleri paylaşılamıyor

Herkesin ‘Ramada Otel’ olarak bildiği, şu anda Wyndham İstanbul Old City olarak hizmet veren Osmanlı’dan kalma ‘Tayyare Evleri’ ile ilgili skandallara bir yenisi eklendi. Türk Hava Kurumu’na (THK) ait olan, 265 odalı ve 4 bin metrekare alana sahip otel, eski işletmecisi ile mahkemelik olmasına rağmen İstinaf Mahkemesi süreci beklenmeden kiracı arayışına girdi.

İddialara göre; otelin kiralanması sonrası komisyon alacak olan bazı kişilerin süreci hızlandırmak için THK yönetimine baskı yaptığı ve yasal sürecin sona ermesi beklenmeden otelin kiralanması yönünde girişimde bulunduğu öğrenildi. 2006 yılından beri otel ve alışveriş merkezi (AVM) olarak kullanılan bina, önceki yıllarda değerinin çok altında kiraya verildiği iddialarıyla mahkemelik olmuş, otelin işletmecisi ve kiracısı karşı karşıya gelmiş, ‘FETÖ’, MİT iddialarını birbirini izlemişti. Otelle ilgili iddialar, ABD’de süren ve Sezgin Baran Korkmaz ile Lev Aslan Dermen’in yargılandığı dosyada, Yalçın Ayaşlı'nın şikayetlerinin arasına da girmişti.

2012'de dönemin THK Başkanı Osman Yıldırım'ın yönetim kurulu kararı, bilgisi ve onayını almadan kira kontratının devri için tek başına bir anlaşma imzaladığı anlaşılmıştı. Anlaşmayla AAG Gayrimenkul şirketi 2055'e kadar kiracı yapılarak peşkeş çekildiği ve mülkün üzerine Fatih Tapu Dairesi'nden de usule aykırı olarak 2055'e kadar “satılamaz” şerhi koydurulduğu ortaya çıkmıştı. Otelin peşkeş çekilmesinde 20 milyon TL'lik “rüşvet” döndüğü iddiaları gündeme gelmişti.

Kullanıma açıldığı 1922 yılından 1985 yılına kadar apartman olarak kullanılan bu binalar kullanım ömrünü tamamladığında değişen yaşam koşullarına göre elden geçirilebilecekken 1985 yılından itibaren Net Turizm adlı bir firmaya devredildi. Firma burayı restore edip bir otel haline getirdi ve Merit Antik Hotel olarak hizmet vermeye başladı.

Ramada Otel olarak da hizmet veren firma, bir süre sonra Naz Giyim’e devredildi, önce 2006 yılında beş yıldızlı Crowne Plaza Old City olarak hizmet verdi. İstanbul Laleli'deki otel işletmeci ve kiracısı bugüne kadar birkaç kez değişti. Otel 2013'te yıllık 20 milyon TL bedelle geçtiğimiz dönem adı akaryakıt kaçakçılığına karıştığı için tutuklanan Keskin Holding tarafından kiralanmış bir başka tartışmalı şirket olan Sezgin Baran Korkmaz’a ait SBK tarafından işletiliyordu.

Tayyare Apartmanları, İstanbul’da ailelerin kalabalık ya da değil ama bütçesine göre herkesin ahşap ya da kagir bağımsız evlerde, köşklerde ya da konaklarda yaşadığı sırada ilk toplu konut örneği oldu. Türk Hava Kurumu’nun sahipliği nedeniyle ‘Tayyare’ adını alan bu apartmanlar, İstanbul’un betonarme iskelet sistemiyle inşa edilen ilk binaları. Aynı zamanda tarihi yarımada, yani sur içinde yapılan ilk apartmanlar. Avrupa’daki gibi banyoda musluğu çevirince suyu akan, odada düğmeyi çevirince elektriği yanan, hatta mutfakta kovayı çevirince çöpleri özel bölüme dökülen modern apartmanlardı olarak tasarlanan Tayyare Apartmanları’nın tarihi 1918 yılında büyük İstanbul yangınına dayanıyor.

Cibali, Altımermer ve Fatih bölgeleri olmak üzere, çok geniş bir alana yayılan ve birçok evin kül olmasına sebep olan yangın sonrası, mağdurların bir kısmına barınak sağlamak amacıyla evler yapılması planlanmış, bu sebepten ilk başta ismi Harikzedegan Apartmanları (harikzedegan=yangınzede) olarak düşünülen yapıların mimarı Mimar Kemalettin Bey’dir. 1922’de tamamlanan apartmanlar döneminde çok ilgi çekti. Herkesin gözü yeni yapılan bu evlerdeydi. Her birinin müstakil kömürlüğü, çamaşırlığı, kimi üç kimi beş odalı daireleri, avludaki merdivenle çıkılan üst katları, iç avludaki kat kat balkonları, üstü kapalı terasları o zamanki mahrumiyet yıllarında insanlar için çok cazipti. Ancak Harikzedegân Apartmanları yangınzedelere verilmedi ve THK’ye devredildi. Amaç, Türk havacılığına kaynak sağlamaktı.

Dönemin klasik mimarisini yansıtması yanında, Osmanlı'nın apartman kültürüne bakış açısındaki ince zevkin tüm örneklerini taşıyor. Apartman, aynı zamanda kendi içinde küçük çarşısı dış ve iç mimarisindeki incelikleriyle biliniyor.

Ancak yaklaşık yedi yıl önce, bir milyar TL'nin üstünde borç batağına saplanmış durumdaki Türk Hava Kurumu'nun en kıymetli mülkü olan İstanbul'daki beş yıldızlı otel şimdi paylaşılamıyor. Bir tarafta otelin büyük bir vurguna konu edildiğini iddia eden Sezgin Baran Korkmaz ve THK’nin eski Genel Başkanı Emekli Tümgeneral Kürşat Atılgan’ın tarafı, diğer tarafta ise oteli AVM ve altındaki dükkânlarla 2055 yılına kadar kiralayan Keskin Holding’in sahibi olduğu AAG Gayrımenkul şirketi ve önceki genel başkan Emekli Tümgeneral Osman Yıldırım. 

Korkmaz ve Atılgan; THK'ye yıllık dört milyon dolar kira ödeyen firmanın, sadece otelin altındaki 14 dükkândan 8 milyon dolar kira topladığını belirterek, bunun bir peşkeş olduğunu öne sürüyor. 

Keskin Holding A.Ş.'nin sahibi Recep Ercan Keskin, oteli 2013'te yıllık 20 milyon TL üzerinde bir kira bedeli ile devir aldı. İddialara göre yapıya tadilat için 250 milyon TL harcadı. Kürşat Atılgan, THK'nın başına gelir gelmez kendinden önceki başkan Osman Yıldırım'ın imzaladığı sözleşme ve protokollerle otelin Keskin Holding'e 'peşkeş çekildiği' iddiasında bulunarak, Yıldırım hakkında Ankara Savcılığı'na suç duyurusu yaptı. Ancak Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesi, Atılgan'ın beyanlarının yalan olduğunu belirterek Yıldırım’a beraat kararı verdi. Atılgan bu kez sözleşmenin iptali için dava açtı. Atılgan ayrıca davanın sonucunu beklemeden Keskin Holding'in alt kiracılarına ihtarname geçerek kiraların THK'ye ödenmesini istedi. Bunun üzerine şüpheli Kürşat Atılgan, THK Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde yer alan Sezgin Baran Korkmaz'ı devreye soktu. 

Ardından Keskin'in avukatı; Kürşat Atılgan, Sezgin Baran Korkmaz, Bereket Öner ve Erdal Şimşek (gazeteci) haklarında "Adli makamları iğfal, iftira ve şantaj, görevi kullanma" iddiasıyla bulunduğu suç duyurusu 22 sayfayı buldu.

Peki, iddiaların diğer tarafı Recep Ercan Keskin kim? İddialara göre sekiz butik oteli, Karaköy’de 200 odalı, beş yıldızlı bir, Merter’de 5 yıldızlı iki oteli ile Sultanahmet Yerebatan’da butik oteli var. 16 Nisan referandumu öncesi Erdoğan’a övgüler dizen, 2017’de ‘hayali ihracat’, ‘akaryakıt kaçakçılığı’, ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçlamalarıyla gözaltına alınan Keskin; kendisini MİT’çi gibi tanıtan gazeteci Erdal Şimşek ile yakın ilişkisi olan bir isim. Metastaz adlı kitaplarında bu ilişkiyi anlatan gazeteciler Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu bu ilişkiyi şöyle nakletmişti:

“Tarih: Eylül 2017.  Bereket Öner’in iddiasına göre; Recep Ercan Keskin bir görüşmede kendisine şunları söyledi: 

‘Sen Sezgin Baran Korkmaz’la uzun süre iş yaptın. Korkmaz BoraJet’i FETÖ’nün Amerika’daki parasıyla, FETÖ’nün para yöneticisi Levon Termendzhyan’ın aracılığıyla hülleli şekilde aldı. Bu adamın FETÖ’cü olduğunu MİT biliyor. Ankara’dan, MİT’ten abiler gelecek. Sezgin Baran Korkmaz’ı paket yapacaklar. Uzun süre onunla iş yaptığın için, senin de paketlenme durumun söz konusu. Sezgin Baran Korkmaz iş yaptığın sürece seni çırak olarak kullandı, asıl parayı kendi aldı. Abiler bunu biliyor. Senin aile durumun zaten sıkıntılı, tutuklanırsan daha da zor durumda kalırsın. Bu nedenle, Ankara’dan MİT’ten gelecek abilerle seni görüştüreyim. Her şeyi anlat, onlar senin ifadeni alacak.’

Bereket Öner, bu konuda ikna için yaklaşık 10-15 kez arandığını öne sürdü.  Ve bir gece yarısı yine telefonu çaldı. Arayan yine Recep Ercan Keskin’di. Keskin “Acil olarak Ulus Liv Hospital’ın kafeteryasına gel” dedi. Nedendi? Neden o saatte hastane kafeteryasına çağrılıyordu? İddia o ki; “MİT’ten abiler geldi!”

2017’de hayali ihracat' soruşturması kapsamında iki ayı aşkın tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Keskin Holding Yönetim Kurulu Başkanı Recep Ercan Keskin, bu kez 30 Mart 2018’de nitelikli yağma suçlaması ile tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Tutuklanmadan iki ay kadar önce, gazeteci Hande Fırat’ın nikah şahitlerinden biriydi. Ancak kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra salınan Keskin, bu kez Ekim 2018’de Cumhurbaşkanın ‘istihdam çağrısına’ yanıt vererek gündeme geldi, beş bin kişi istihdam edeceğini öne sürdü.

Bu arada avukatı da, müvekkili Keskin’in, Sezgin Baran Korkmaz’ın hedefi olduğunu, Korkmaz'ın, THK Üniversitesi Mütevelli Heyeti Kurulu'na girmesinin ardından Laleli'deki bu binaya göz diktiğini öne sürerek şu açıklamayı yaptı:

“Bunu sağlamak için müvekkilimi gerek tehdit etmiştir, gerek şantaj yapmıştır, gerek bazı siyasi ve bürokratların ismini kullanarak müvekkilim üzerinde baskı kurmaya çalışmış; hatta illegal yapıların, çetelerin üzerinden korku yaratarak bu amacını gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bütün bu çabalarının sonuç vermemesi üzerine yönetiminde yer aldığı THK'nın hukuki süreç başlatarak müvekkilimi temerrüde düşürmeye çalışmıştır.”

Keskin’in bir başka ‘garip ilişkisi’ de mafya lideri Alaattin Çakıcı ile. Çakıcı’nın arazi ve paralarını işleten Keskin, bir yandan da Çakıcı tarafından tehdit edildi. Çakıcı'nın, arazi ve parayı iade etmesini istediği Recep Ercan Keskin'i, avukatı aracılığıyla "Çözülürse onun için çok iyi olur, Türkiye'de nereye giderse gitsin zarar görür" diye tehdit ettiği belirlendi. Soruşturma dosyasına göre holding sahibi Recep Ercan Keskin, Alaatin Çakıcı'nın 60 milyon dolarlık gayrimenkulüne ipotek koydurarak çeşitli kredi işlemleri yaptı ve para kazandı.

Ayrıca Çakıcı'nın 4 milyon lira parasını da kullandı. 2017'nin Mayıs ayında Keskin ile Çakıcı'nın avukatları söz konusu gayrimenkulün ipoteksiz olarak 'tertemiz şekilde' iadesi için anlaştılar. 4 milyon lira için de 12 adet 300 bin liralık, bir adet de 400 bin liralık çek imzaladılar. En geç 30 Aralık 2017'de bütün ipoteklerin kaldırılması için anlaşma yapıldı. Ancak Keskin, 27 Aralık 2017'de Kocaeli'de yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve tutuklandı.

Serbest bırakıldıktan sonra Hürriyet Gazetesi’nden Yalçın Bayer’e konuşan Keskin; Sezgin Baran Korkmaz’ı kast ederek “Kamuoyunda itibarımı zedelediler. Bu kişiler, Amerika’da yaşayan ve şimdi tutuklu olan Ermeni kökenli Jacop-Isaiah Kingston kardeşler ile Lev Aslan Dermen’le bir olup 600 milyon dolarlık oteli elimden almak istiyorlar. Bu konudaki kayıtlar Amerikan Adalet Bakanlığı’nda mevcut...” dedi.

Gelişmeler birbirini izlerken, THK’de geçtiğimiz yılın ekim ayında yapılan genel kurul öncesi dönemin genel başkanı Kürşat Atılgan bir açıklama yaparak iddialarını yineledi ve şunları söyledi: “THK’nın en büyük varlığı olan İstanbul Laleli Tayyare Apartmanlarındaki otelimiz, Yönetim Kurulunun hilafına 2055 yılına kadar devir yoluyla adeta peşkeş çekilmiştir.

Bu işlemden THK göstermelik olarak 250 bin dolar bağış almıştır. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından biridir. İşlemin iptali için mahkemesi devam eden davada, devir işleminin parasal karşılığının 103 Milyon Dolar (600 Milyon Lira) olduğu Türkiye’nin en büyük değerleme şirketleri tarafından tespit edilmiştir. Bugün Osman Yıldırım’ın el sıkışıp oteli devrettiği kişi, yıllık en az 50 Milyon TL kira geliri elde etmekte fakat THK’ya sadece 20 Milyonunu ödemektedir. Kurum bu işlemden her yıl 30 Milyon TL kaybetmektedir.”

Önceki genel başkan, Emekli Tümgeneral Osman Yıldırım ise bu iddiaları reddetti ve şöyle dedi:

“Biz kurumu bir yere getirmiştik. Dünyanın 37’nci Havacılık ve Uzay Üniversitesi’ni açtık, THK Havacılık Vakfı’nı kurduk. 11 şirket ile bir iktisadi işletme de kurduk. 54 uçak ve helikopter aldık. Ne yazık ki bizden sonra kurum zor duruma düştü. Bizler bu kurumun sevdalısı idik, gönül bağımız var. THK’da olan biten ibretle izleniyor. Bu durumdan sonra arkadaşlar, yeni kongrede yeniden aday olmamız için ısrar ettiler. Bizler yasalara saygılı insanlarız... Hep Laleli’deki otelle uğraştılar, ama satılan bağış binalarından hiç söz etmiyorlar. Kürşat Atılgan’ın göreve gelirken, “THK’nın gayrimenkullerini satmayacağım” diye senet verdiğini hatırlatmak isterim.”

Bu arada ABD’de açılan ve Sezgin Baran Korkmaz ile Ermeni işadamı ortaklarının aleyhine süren davada ise, THK’nin nereden çıktığı belli olmayan 1 milyar dolarlık borcunun, Laleli'deki bu oteli Ermeni işadamlarıyla Sezgin Baran Korkmaz'ın ortak oldukları Mega Varlık şirketine satmak istemelerinden kaynaklandığı iddiası yer aldı. 11 Eylül günü Birleşik Devletler Utah Federal Bölge Mahkemesi’ne Federal Savcı John W. Huber başkanlığındaki bir ekip tarafından hazırlanmış iddiaların arasında, Mega Varlık şirketi üzerinden Bodrum’daki Kervansaray otelinin alınması ile İstanbul Laleli’de bulunan mülkiyeti Türk Hava Kurumu (THK)’ye ait eski adıyla Harikzede Evleri Teyyare Apartmanı olarak bilinen Wyndham Oteli’nin ele geçirilmesi girişimleri de kayda geçti.

Öte yandan; haberimiz yayına hazırlandığı sırada 2015 yılından itibaren kira bedeli Odeabank tarafından alınmaya devam edilen Tayyara Evleri’ni konu alan ihtilafla ilgili, Odeabank ve ana kiracı durumundaki Keskin Holding yetkililerini bir araya getirmek için görüşmelerin başladığı basına yansıdı. Habere göre, mülkün gerçek kira bedelinin tespiti için Kalkınma Bankası AŞ ile yazışmalar başlatıldı ve güncel değerleme oranlarına göre görüşmeler sürdürülecek.

THK’de dokuz aylık yeni yönetimle ilgili de iddiaların ardı arkası kesilmiyor. Yeni genel başkan Ahmet Bertan Nogaylaroğlu’nun kuruma fatura ettiği harcamalar ortaya çıktı. Faturalarda yer alan simit, kahve ve midye gibi küçük harcamaların bile kuruma ödettirmesi dikkat çekerken, 7 bin TL’lik ev kirasını da THK’ye ödetmek üzere kontratını kurum üzerine yaptığı öğrenildi.

Olağanüstü Genel Kurul talebiyle istifa eden yönetim kurulu, üyelerinin Nogaylaroğlu’na yönelik suçlamaları bununla da bitmiyor. Nogaylaroğlu’nun dokuz  aylık başkanlığı döneminde THK’nın şube ve başkanlık yapısını anlamadığını belirtilirken şubelerin tamamını kapatıp Kurumu havacılık federasyonuna devretmek için Genel Yönetim kurulu üyelerine baskı yaptığı ve mahkemelerde  açılmış olan davaların geri çekilmesi için avukatlara baskı yaptığı da iddialar arasında.

© Ahval Türkçe