Haz 12 2019

ABD'nin Türkiye'ye yönelik son kartı 'finansal destek' mi?

ABD ile Türkiye, S-400'ler konusunda tam bir açmaza saplanmış gibi görünüyor. 

Son olarak ABD, Türk pilotların F-35 savaş uçaklarını uçurduğu eğitimlere son verdi. 31 Temmuz'a kadar Türk pilotlar Türkiye'ye dönmek zorunda.

Rusya ile S-400 alım süreci ise son sürat devam ediyor gibi görünüyor.

Bu tabloya rağmen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 28-29 Haziran günlerinde Osaka’da yapılacak G-20 Zirvesi'nde, ABD lideri Trump’la gerçekleştirmeyi öngördüğü ikili görüşmeye dair bir çözüm umudu beslediği de medyanın gündeminde. 

Gazeteduvar yazarı Aydın Selcen ise, görüşmenin ne kadar etkili olacağının net olmamakla birlikte, "Son dakika pazarlığıyla ne talepler konulabilir Başkan Trump’ın önüne, ancak fikir yürütebiliriz. ABD Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey’nin Vaşington’da kain düşünce kuruluşu MEI’deki son ifadelerine bakarsak ABD ile Türkiye arasında Fırat’ın doğusundaki güvenli bölge anlaşmasının zemini üzerinde belirli bir uzlaşıya varılmış. Ancak YPG’nin sınırdan ne kadar geri çekileceği, ABD’nin dağıttığı silahların akıbeti ve güvenli bölgenin komutası hususlarında henüz anlaşma yok. Türkçesi, TSK tek yanlı harekât niyetinden feragat etmiş, masa sahanın önüne geçmiş ancak masada herhangi bir ilerleme sağlanamamış -gibi" yorumunu yapıyor.

Selcen, ABD'nin Türkiye'ye karşı masaya süreceği 'son kart' ile ilgili ise şu görüşü dillendiriyor:

"Bana sorarsanız, ABD tarafında henüz kapalı duran kart, “kasa rahatlığı” sağlamaya yönelik, belirli bir finansal destek paketi olabilir. Fırat’ın doğusu’nda yukarıdaki parametreler içinde ABD görüşüne yakın orta yolcu bir çözümün içeriye “zafer” olarak pazarlanması öngörülebilir. ABD yönetiminin Doğu Akdeniz’de de Türkiye’nin çıkarlarını kollayacak ve Kıbrıs’ta kalıcı çözümü de içerecek bir tutuma imale edilmesi keza varılacak potansiyel uzlaşının parçası kılınabilir. Bu arada, değindiğim 372 sayılı karar tasarısı metninde ülkemizin Kıbrıs’ta “işgalci” konumunda olduğunun iddia edildiğini de ihtiyaten kaydedelim.

Ankara ne kadar sert yaparsa yapsın, karar anı yaklaşıyor. Avuçlarını patlatırcasına alkışlayarak S-400 alımını destekleyenler, “Pençe” harekâtının da Hakurk bölgesinde kalıcı üslere dönüşmesini, Hakurk’la coğrafi bağıntısı bulunmayan Sincar’ı da içerecek biçimde gelişmesini, ayrıca S-400 alımının peşine Fırat’ın doğusu’na da tek yanlı girilmesini sözde “beka meselesi” olarak savunuyorlar. Bu durum, Ankara’da bir iç itişmenin varlığına mı delalet eder, şimdilik kestiremiyoruz. 23 Haziran seçimi sonrasında yahut onun sonucuna göre, Erdoğan’ın “miting yapmama” tercihi de göz önünde tutularak, “Türkiye İttifakı” adı altında yepyeni bir rotayla hem dış politikadaki, hem ekonomideki sıkışmaya anamuhalefeti paydaş kılmak gibi bir hamle mi gelir, onu da bilemiyoruz."

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/06/12/dis-politikada-ucmak-ve-konmak-uzerine/