Tem 19 2018

'Adnan Hoca'cı Oktar Babuna için toplanan iliklere ne oldu?

1999'da kan kanserine yakalanan ve Adnan Oktar'ın müritlerinden Oktar Babuna için Türkiye'nin kan ve ilik vermek için seferber olduğu olayda, kan ve iliklerin nereye gittiği hep bir muamma olarak kaldı. 

Habertürk'ten Nalan Koçak'ın haberine göre, o kan ve iliklerin bir bölümü Almanya'daki Stefon Morsch Vakfı'na gönderildi. Vakfın yetkililerine göre, o kan ve ilikler bir süre sonra imha edildi ancak kampanyayı düzenleyenlerin verileri ne yaptıklarını onlar da bilmiyor. 

Yine de uzmanlara göre, o kan ve ilikler büyük paralara satılmış olabilir.

Yani bir başka muamma.

Kan kampanyası sırasında, 120 bin kişinin kan ve ilik verdiği olayda, 'acaba kötüye kullanım oldu mu?' sorusu hep hafızalarda dolandı durdu. 40 bini Türkiye'de tutulan kan ve ilik örneklerinin bir bölümü, 'yeterli laboratuvar olmadığı' gerekçesi ile ABD ve Almanya'daki çeşitli kurumlara gönderildi.

'Gen haritamız çıkarılıyor,' 'Veriler ilaç firmalarına satıldı' söylentileri ışığında, dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Babuna hakkında soruşturma başlatmıştı. Kan ve iliklerin iadesi için girişim başlatıldıysa da akim kaldı. Giden gitti.

Şimdi Babuna, Oktar ve çevresine düzenlenen operasyonda gözaltına alınan isimler arasında. Kayıp kan ve ilikler bir kez daha gündeme geldi. Stefan Morsch Vakfı'nın kurucularından Susanne Morsch, kan ve iliklere ne olduğu ile ilgili şu yanıtı verdi:

"Çok fazla kurum işin içindeydi. Çünkü örnekler o kadar çoktu ki tek bir laboratuvar başa çıkamadı. Biz gönderilen örnekleri test ettik, bu kadar. O dönem ödemeyle ilgili bir sorun çıktığını hatırlıyorum çünkü o kadar çok örnek vardı ki. Yanlış hatırlamıyorsam İstanbul Üniversitesi'nin hastanesi ödeyebilmek için para toplamaya çalıştı. Kan örnekleri için izin formlarını da onlar toplamıştı."

İlgili vakfa ne kadar kan ve ilik örneği gönderildiği ile ilgili soruyaysa, Morsch emin olmamakla birlikte 15 bin rakamıyla yanıt veriyor. Testten sonra örneklere ne olduğuyla ilgiliyse, Morsch "Belirli bir yasal süre var. O dönemin mevzuatına göre ne kadardı hatırlayamadım. Örnekleri tutmak zorundasınız. O süre geçtikten sonra örnekleri imha ettik" diyor.

Haberde o dönem yaşananlara dair şu detaylara yer veriliyor:

"Akıllardaki diğer sorular da test talebinin resmi olarak kimden geldiği, sonuçların kiminle paylaşıldığı. Zira o dönem kampanya Babuna'nın babası Prof. Dr. Cevat Babuna, İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Bilimler Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden destek istemişti. Yardım paraları İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Vakfı adına açılan bir banka hesabında toplanmıştı.

Vakıf yetkilisi Morsch o dönem Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi'nden yetkilililerle temasta olduklarını söyledi:

İstanbul Üniversitesi'nden yetkililer izin formlarını kimden aldıklarını, sonuçlarla ne yaptıklarını size anlatabilirler, onlara sormalısınız. Hatırladığım kadarıyla, yaptığımız anlaşma uyarınca, bu işin sorumlusu İstanbul Üniversitesi'ydi, bakanlığın da bilgisi vardı."

Durmuş, o dönem Türkiye'de 40 bin örneğe el konulmasını kararlaştırmış ve örneklerin ABD'ye gönderilmesi halinde Türkiye'nin 'genetik şifresi'nin çalınması iddiasını ortaya atmıştı.

Morsch, örneklerin bu nedenle kötüye kullanabileceğini düşünmüyor. Fakat kampanyayı düzenleyenlerin bu sonuçlarla ne yaptıklarını bilmediklerini söyledi.

Konuyla ilgili şu yorumu yapıyor Morsch:

"Bakın prosedüre göre bize gönderilen örnekler bir donör koduyla geliyor. Yani laboratuvarlar örneklerin kime ait olduğunu bilmiyor. Bu bilgi sadece kampanyayı düzenleyen ve izin formlarını toplayan kişilerde var. Bizdeki uzmanlar sadece donörlerin hastayla uyumlu olup olmadığını tespit etti."

Morsch, “Uygun donör buldunuz mu?” sorusuna “Hatırlamıyorum ama bilsem bile söylemezdim çünkü mesele hasta-doktor gizliliğine giriyor” yanıtını verdi.

Bir not daha: Dönemin Sağlık Bakanı Durmuş kampanyayı düzenleyen gönüllülerin ellerindeki test sonuçlarını bakanlıkla paylaşmadıklarını ve örneklerin blunduğu laboratuvarları açıklamak istemediklerini söylemişti. Açılan soruşturmada Tıp Fakültesi Vakfı'nın da kampanyanın başında kullanıldığı, vakfın bir süre sonra devre dışı bırakıldığı tespit edilmişti.

Yeni Yüzyıl Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ersi Abacı Kalfoğlu ise, örneklerin iddia edildiği gibi gen haritası çıkarma için kullanılıp kullanılamayacağı sorusuna şu yanıtı verdi:

"Komplo teorilerinin hiçbirinin geçerliliği için bilimsel veri söz konusu değil. Türklere özel silah yapılacak gibi laflar edildi o dönem. Fakat bana göre, bu kan örnekleri çok geçerli bir veri kaynağı olabilir. Bu denli büyük bir sayıda ilik özelliklerinin elde edilmiş olması çok önemli bir şey. Çünkü iliğin nakledilebileceği hasta çok fazla.

Bunlar ilik vericilerinden parayla satın alınabilen şeyler. Böbrek nakli gibi düşünün, para veriyorsunuz, alıyorsunuz. Şimdi dünya kadar insandan ilik özellikleri elde edildiği takdirde bu veriler saklanır ve sonra ne olur? İliğe ihtiyacı olan insanlar başvururlar ve para karşılığı ilik satın alırlar. Bu şekilde kullanılmışsa gerçekten bunu organize eden kişiler büyük paralar kazanmış olabilir."