AKP kulislerinden İstanbul senaryoları ve Pelikancılar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinde muamma sürüyor. AKP kulislerinde de olası senaryolar ana gündem haline geldi. Kimisi seçimin tekrar yapılacağı üzerinde dururken, kimisi de seçimin Ekrem İmamoğlu tarafından kazanıldığını ve önümüzdeki süreçte hükümetin de bunu kabul edeceğini söylüyor. Seçim sayımının bitmesiyle sonucun netleşeceğini ve hükümetin de bunu kabul edeceğini söyleyen AKP’li sayısının çoğunlukta olduğu belirtiliyor. Ancak İmamoğlu’nun belediyeyle imtihanının ise asıl o zaman başlanılacağı dile getiriliyor.

Kulislerde bunlar konuşulurken öbür taraftan AKP İstanbul seçimlerinin iptali için başvurdu. İl Seçim Kurulu talebi reddetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise YSK’ye itiraz hakları olduğunu belirterek, “Partiler en doğal hakları olan itiraz sürecini çalıştırıyor. Orası olmazsa bir üstü il seçim kurulu. İlde de alınan neticeler bizim yaptığımız çalışmalarla örtüşmüyorsa, ondan sonra YSK'ya müracaat etme hakkımız var” dedi.

Öte yandan İstanbul seçimleri sonrası hem Ekrem İmamoğlu hem de Binali Yıldırım caddeleri afişlerle donatarak halka “ben kazandım” mesajları veriyor.

Peki, önümüzdeki günlerde İstanbulluları bekleyen senaryolar neler?

Hükümete yakın kesimler birkaç ihtimalden bahsediyor.

Birincisi şu an devam eden sayım sonucunda Binali Yıldırım ihtiyaç duyduğu oyu alır ve belediyeyi AKP kazanır. Yıldırım ise belediye başkanı olur. Ancak sonuçlara baktığımızda bu ihtimalin düşük olduğunu, AKP’liler de kabul ediyor. O yüzden bu senaryonun gerçekleşmesi zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

İkinci ihtimal ise oy sayımın defalarca yapılması, gerekirse bütün oyların yeniden sayılmasıyla bu muammanın aylarca uzatılması… Böylece işlerin iyice düğümlenmesinin ardından YSK’nin İstanbul seçimlerini yeniden yapma kararı vermesi ve seçimin yenilenmesi.

Ancak hükümetin içinden yüzlerce insanın bu durumdan kaçındığını belirtmekte fayda var. Sebebiyse hükümetin, halkın tepkisel bir tavırla sandığa gitmesinden ve İmamoğlu’nu yüksek bir oyla tekrar başkan yaptırmasından çekiniyor olması. AKP’liler 1950 yılında halkın baskılardan bezdiğini ve Demokrat Parti’ye “Yeter söz milletin” sloganıyla tepkisel bir şekilde oy kullanıldığını birbirine hatırlatıyor. AKP’liler, eğer yeniden seçim yapılacaksa halkın tepkisini çekmeden bu işin organize edilebileceğini söylüyor. Yine bazı AKP’lilerin AB, ABD gibi yapıların tavrına işaret ederek söz konusu seçimin iptal olması halinde ekonominin kötüye gideceğini ve hükümetin güvenirliliğinin daha da azalacağını belirterek, seçim iptal etmenin olası tehlikelerine dikkat çektiği kaydediliyor.

Üçüncü ihtimal ise sayım sonucunda İmamoğlu’nun kazandığının kesinleşmesiyle, belediyenin İmamoğlu’na bırakılacağı şeklinde. Bu senaryoda CHP belediyeyi kazanmış olur ancak bu sefer Erdoğan’ın bahsettiği “topal ördek” benzetmesinin devreye gireceği söyleniyor. Bu hikâye AKP kulislerinde şöyle dile getiriliyor:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin zaten çok borcu zaten var. İmamoğlu sonrası hükümetin baskısıyla bankalar belediyeye kredi vermez. Belediyenin yapmak istediği işlerin önemli bir kısmı da yargıda davalık olur. Bu davalar dört-beş yıl sürüncemede bırakılır. Böylece yeni seçimler yaklaşıldığında ortada vaatlerini yerine getirmemiş İmamoğlu ve bir CHP’li belediye gerçeği olur. Erdoğan da meydanlarda bu argümanı kullanarak CHP’yi hedef yapmaya devam eder.

AKP’liler bu senaryonun bir parçası olarak geçtiğimiz günlerde Çiğdem Toker’in bahsettiği belediye kanunundaki değişikliği de referans olarak görüyor. Söz konusu değişikliği anlatan Toker, belli bir tutarın üzerindeki ihalelerin onay makamının cumhurbaşkanı olduğunu belirtti.

Dördüncü ihtimal ise Pelikancı denen grubun seçime etkisi. Söz konusu iddialara göre Enerji Bakanı Berat Albayrak ve ona yakın olan İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak seçim kampanyası boyunca Binali Yıldırım’ı baskıladılar. Yıldırım, Erdoğan’ı değişikliğe ikna edemeyince seçime onların gösterdiği yöntemle girdi ve kaybetti. Pelikan grubu da seçimin faturası İstanbul İl Başkanı ve Albayrak’a kesilmesin diye bütün güçleriyle seçim sonucuna itiraz ediyor. Bu iddiaya göre Erdoğan seçimin sonucunu kabul etmiş ama Pelikan grubu henüz kabul etmemiş olduğu için bu muamma da devam ediyor.

Peki, söz konusu senaryolar bu şekilde gelişirken tekrar adından bahsettiren bu Pelikan grubu nasıl bir rol alıyor?

Bilindiği üzere Pelikan grubu ilk defa dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu hakkında yayınladıkları bildiriyle gündeme geldiler. Söz konusu bildiriden sonra Davutoğlu istifa ettirildi ve yerine Binali Yıldırım geçti.

Sabah yazarı Hilal Kaplan ve kocası Süheyb Öğüt’ün başlarında olduğu grup, ‘Reis’ savunuculuğuyla önplana çıkıyor. Bir dönem Pelikancılarla yol almış olan Fırat Erez, bu grubun amacını ve yaptıklarını yazmıştı.

Peki, gerçekten Pelikan grubu Erdoğan’dan bağımsız mı davranıyor? Konuştuğumuz bazı AKP’lilere göre Pelikancılar menfaatleri için böyle hareket ediyor ve bu uğurda Erdoğancılık yaparak isteklerini gerçekleştiriyor. Belediyenin elden gitmesiyle Pelikan grubunun da maddi kaynağının azalacağını söyleyenler mevcut.

Fakat buna itiraz eden bazı AKP’liler ise Pelikancıların Erdoğan’ın emrinde olduklarını, yaptıklarının Erdoğan bilgisi dâhilinde olduğunu belirtiyor. Erdoğan istemezse Pelikancıların nefes bile alamayacağını belirten AKP’lilere göre bu grup kendisine verilen rolleri oynuyor. Etkin bir medya ağına sahip oldukları için de bu grubun etkili olduğunu belirtiyorlar. Yine bu grubun kendini var ettiği alanlardan birinin de AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi olduğu söyleniyor.

İktidar kanadında bunlar olurken muhalefet kanadında yine seçim ve sayım gündemde.

CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı, AKP’nin sonucunu beğenmediği seçimleri iptal etmeye çalıştığını ancak buna halkın dur demesi gerektiğini beliriyor. Atıcı, “Hukuku kendi çıkarları için kullanarak saçma bir düzen peşindeler. Mesela 7 Haziran seçimlerini beğenmediler, tekrar yaptılar. Şimdi İstanbul seçimlerini tekrar yapmak istiyorlar. Bu asla kabul edilmez. Bunu kabul ederse Türkiye yarın vekil seçiminde de beğenmedim deyip tekrar seçime gider. Mili irade tecelli edilmiştir. Adam gibi milletin oyuyla geldiniz. Milletin oyuyla da gidiniz” diyerek seçim iptalinin söz konusu olmayacağını ve herkesin milletin iradesine saygı duyması gerektiğini belirtti.

CHP Milletvekili Seyit Torun da seçimde hiçbir usulsüzlüğün ve hilenin olmadığını ifade ediyor. Kendilerinin ellerinde YSK imzalı her türlü belgenin bulunduğunu söyleyerek seçimin iptal olmayacağını belirtiyor. Torun,”YSK seçim iptali talebini reddetti. Ancak mazbatayı Ekrem Bey’e ne zaman verirler bilmiyoruz. Hükümet kendilerine gelince hukuk, bize gelince gukuk oluyor. Uzun yıllar İstanbul’u yönetmenin verdiği eziklikle maalesef şimdi böyle bir gücü ellerinden bırakmak istemiyorlar. Çifte standart uyguluyorlar. Seçimin yenilenme ihtimali yok. YSK açıklamaları, elimizdeki belgeler, ıslak imzalar başta olmak üzere tüm belgelerimiz var. Hiçbir endişemiz yok” diyerek bir an önce mazbatanın İmamoğlu’na verilmesini istedi.

Erdoğan’ın eski metin yazarı Aydın Ünal ise seçimdeki bu gerginliğin temel sebebi olarak Pelikancı grubu işaret etmişti. Ünal, Twitter hesabından, “Binali Bey çok çalıştı, iyi kampanya yaptı ama bu sonucu hak etmedi; uğradığı ihanet ve sabotajı tarih elbette yazacaktır. Ortaya çıkan tablonun en birincil müessir ve müsebbibi tartışmasız partiyi zehirleyen Sinsi Pelikan Örgütü’dür. Planları tıkır tıkır işliyor. Ama zeytinyağı gibi üste çıkacaklar. Eğer durdurulmazlarsa, partiyi tüketinceye kadar asla durmayacaklar” diye yazdı. Ve seçim sonucuna herkesin saygı göstermesi gerektiğini belirtti ve Pelikancıların AKP’yi bitireceklerini ima etti.

Ünal, “Mühür basıldı, seçim bitti. Bağırıp çağırmanın, algı operasyonu yapmanın, yalan haber yaymanın artık sonuca etkisi olmaz, sadece kaos oluşturur. Yetkilileri rahat bırakalım çalışsınlar. Hepimizi tatmin edecek adil bir sonucun tecellisi için herkes biraz soğukkanlı, sorumlu olsun" diyerek yalan haberlere de dikkat çekti.

İstanbul’la ilgili konuşulanlar böyle. Hangi senaryonun gerçek olacağını ise kimse bilmiyor. Ama çoğunluk seçim iptalinin değil ama işlevsiz bir belediyenin CHP’li Ekrem İmamoğlu’na teslim edileceğini vurguluyor.