AKP'den İş Bankası'na 'seçim usulsüzlüğü' suçlaması

AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, İş Bankası'nın Hazine'ye devri için bir süredir girişimlerde bulunmasının ardından, bu kez AKP'den İş Bankası'na, 'seçim usulsüzlüğüne katıldı' suçlaması geldi.

Mustafa Kemal Atatürk'ün kurucusu olduğu İş Bankası'ndaki miras hisselerinin Hazine'ye devri konusunda, Erdoğan, "Gazi Mustafa Kemal'in İş Bankası'nı CHP'ye değil, Hazine'ye tahsisi vardır. Bu İş Bankası Allah'ın izniyle Hazine'nin malı olacaktır, bu parlamento bu kararı alacaktır" diye konuşmuş, CHP'den ve piyasalardan tepki gelmişti.

Ancak AKP, yeni bir hamle ile İş Bankasını, 'seçim usulsüzlüğünün bir parçası' olmakla suçladı. AKP’nin Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi Recep Özel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda,  "Vay, vay, vay. CHP’nin hissedarı olduğu İş Bankası çalışanları yoğun bir şekilde bir ilçe seçim kurulu tarafından kamu görevlisi olmadıkları halde resmi sandık başkanı ve üyesi olarak atanmış. Bu açıkça seçim yolsuzluğudur" iddiasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, bugün (27 Nisan) Kızılcahamam’da yaptığı konuşmada konuyu bir kez daha gündeme getirip görevlendirmeyi ‘hukuk dışı’ ilan etti.

Paraanaliz'de konuyla ilgili şu analize yer verildi:

"T24’e mektup yazan eski bir banka yöneticisi, sandık kurullarında bankacıların nasıl ve neden görevlendirildiğini anlattı. Görevlendirmenin tamamen yasal çerçevede gerçekleştirildiğini belirten bankacı, “Resmi yazı bankaya ulaştığı andan itibaren artık kamusal sürecin bir parçası olduğunuz anlamına gelir ve itiraz hakkınız bulunmamaktadır” dedi.

AKP’nin saptaması doğrudur, ama Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya’ya göre seçim kanununa aykırı değildir. Sarıkaya, daha 18  Nisan’da kaleme aldığı “24 Haziran’da da görevliydiler…” makalesinde şunları anlattı:

Baştan belirteyim, kamu görevlisi olmayanlar sandık kurullarında görev aldı…Sadece bu seçimde değil, 24 Haziran’daki geçen seçimde de görev aldılar. 

Eğer bunlara ilişkin bir suç isnadında bulunulacak olunursa şimdiden uyarmalıyım ki hepsi de bir özel bankanın elamanları. Haklarında işlem yapılacak olursa banka elemansız kalır krize girer… 

Çünkü bu bankanın İstanbul dahil büyük kentlerde bulunan tüm elemanları 24 Haziran ve 31 Mart seçimlerinde sandık kurullarında “kamu görevini ifa etmek üzere görevlendirildiler…” 

İçlerinden bazılarını yakından tanıdığım için net söylüyorum ki bu kişiler de sandık kurullarında görev almaya hiçbir gün teşne olmadılar… İstanbul İl Seçim Kurulu’nun emir ve talimatları doğrultusunda “kamu görevini” yerine getirdiler.

Çünkü kanunlara göre devletin verdiği kamu görevinden kaçınma hakları elbette vardır; ama bunun haklı gerekçeye dayandırmaları da gerekir.

Özel bankanın görevlileri de bu kadar yokuşla uğraşmak yerine, daha önceden alınan adres bilgileri kapsamında gidip sandık kurullarında görevlerini yerine getirdiler.

Bazı sandık başkanı gelmediği, yedeği de bulunamadığı için, sandık kurullarında görev alanlar arasından veya o çevrede bulunup da sandık kurulunda görev verilmesinde sakınca bulunmayanlar arasından da sandık kurulu başkanı yapılanlar oldu.

Peki, bütün bunlar iddia edildiği gibi kanuna aykırı mı?  Yanıtım; kesinlikle hayır… Çünkü bu iddia dile getirilirken, Bektaşi gibi sadece “namaza yaklaşma” bölümünü okunuyor, gerisine bakılmıyor. 

Oysa son 17 günde ezberlediğimiz 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Kanunu’nun 22 ve 23’üncü maddeleri ile YSK’nın buna dayalı karaları oldukça sarih; yani anlaşılır ve net… 

Kanun’un 22’nci maddesi “ilçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi, mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri adresleri esas alınmak suretiyle ilçe seçim kurulu başkanına gönderilir” hükmünü taşıyor. 

İlçe Seçim Kurulu Başkanı bu kişiler arasından ihtiyaç duyulan sandık kurulu başkan sayısının iki katı kamu görevlisini ad çekme suretiyle tespit eder ve mani hali bulunanları ayıkladıktan sonra kurul başkanı olarak atar…"

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz