Ekrem Onaran
Tem 20 2018

Anayasa Mahkemesi, Bakanlar Kurulu’nu tazminata mahkum etti 

Anayasa Mahkemesi (AYM), son dönemdeki çizgisinin dışına çıkarak çarpıcı bir karara imza attı. Yüksek Mahkeme, Bakanlar Kurulu’nu, sendika hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle 50 bin TL tazminata mahkum etti.

Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nın başvurusunu değerlendiren Anayasa Mahkemesi, oy birliğiyle karar verdi. Sendikanın aldığı grev kararının Bakanlar Kurulu tarafından ertelenmesinin, Anayasa’nın 51. Maddesi’nde güvence altına alınan ‘sendika hakkının ihlali’ olduğuna hükmetti. Bu nedenle Maliye Bakanlığı tarafından sendikaya, en geç 4 ay içinde 50 bin TL tazminat ödenecek. 

Anayasa Mahkemesi, Bakanlar Kurulu tarafından alınan grev erteleme kararı ile Anayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkının kullanılması fiilen anlamsız hale geldiğine, işçilerin daha iyi şartlarda toplu sözleşme imzalanmasının engellendiğine ve alınan kararın demokratik toplumun gereklerine uymadığına dikkat çekti.

Resmi Gazete’de 20 Temmuz 2018’de yayınlanan AYM kararı, grevlerin Bakanlar Kurulu tarafından ertelenmesiyle ilgili emsal teşkil edecek. Bakanlar Kurulu, son dönemde çok sayıda grev erteleme kararına imza atarak sendikaları etkisizleştirmişti. Bu durum işverenlerin elini güçlendirirken sendikalar, zam ve diğer sosyal haklar konusunda pazarlık gücünü yitirmişti. AYM’nin kararı hem içerik hem de doğuracağı sonuçlar itibariyle sendikal mücadele açısından büyük önem taşıyor.  

Birleşik Metal İş Sendikası, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile yürüttüğü toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine, 19 Şubat 2015 tarihinden itibaren uygulamaya konulmak üzere grev kararı almıştı.

38 işyerinde yaklaşık 15 bin işçiyi kapsayan grev kararı, Bakanlar Kurulu tarafından ‘milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu’ gerekçesiyle 60 gün süreyle ertelenmişti. 

Sendika, bu kararın iptali için büyük bir hukuk mücadelesi başlattı. Danıştay 10. Dairesine dava açarak yürütmenin durdurulması talep etti. Ancak bu talep, Danıştay 10. Dairesi tarafından oyçokluğuyla reddetti.

Sendika bu karara karşı Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itirazda bulundu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da bir oy farkıyla itirazı reddetti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun kararına muhalif kalan üyelerin muhalefet şerhinde ise çok dikkat çekici şu ifadelere yer verildi; 

“Türk hukukunda, grev hakkının kullanılması da dahil, bir çok temel hak ve özgürlüğün kullanımının sınırlanmasına veya yasaklanmasına sebep olarak gösterilen milli güvenlik kavramına ilişkin bir tanım bulunmamaktadır. Soyut ve belirsiz olan bu kavramın çok geniş bir şekilde yorumlanması, hemen hemen bütün grevlerin sonuçları bakımından milli güvenliği bozabileceği sonucuna ulaşılmasına ve böylece bütün grevlerin ertelenmesine yol açacaktır.

Davacı Sendikaya bağlı işyerlerinde uygulanmakta olan grevin, milli güvenliği bozucu nitelikte olduğunu ortaya koyan geçerli ve inandırıcı kanıtların bulunmadığı ve Yasada öngörülmeyen ekonomik sebeplere dayalı olarak alındığı anlaşılan dava konusu Bakanlar Kurulu kararı açıkça hukuka aykırıdır.”

Sendika, daha sonra Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş’in başvurusunda, Bakanlar Kurulunun grev erteleme kararının somut nedene dayanmadığına, milli güvenlik kavramının keyfi ve geniş yorumlandığına, grevin, sendika hakkının ve toplu pazarlık sisteminin ayrılmaz bir parçası olduğuna, grev erteleme kararının fiilen grev yasağına dönüştüğüne ve Bakanlar Kurulu kararının özü itibarıyla grev ertelemesi değil grevin yasaklanması anlamına geldiğine dikkat çekildi. 

AYM, sendika açısından ‘tüketilmesi gereken ve ihlali giderici nitelikte etkin bir başvuru yolu kalmadığına’ hükmederek başvuruyu kabul etti. Yüksek Mahkeme, esas yönünden, “Başvurucunun sendikal faaliyet kapsamında uygulamaya koyduğu grev kararının ertelenmesi sonucunda sendika hakkına yönelik bir müdahalenin gerçekleştiği açıktır.” hükmüne vardı. 

Anayasa Mahkemesi kararında şu çarpıcı ifadelere yer verildi; 

“Somut olaya konu Bakanlar Kurulu kararında yalnızca grevin ertelenme sebebi zikredilmiş, bunun dışında bir açıklamaya yer verilmemiştir… Ekonomik güvenliğin milli güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğu görüşü, akademik olarak savunulabilir bir görüş olarak kabul edilse bile somut bir vakıada temel bir hakkın sınırlandırılması sebebi olarak kabul edilebilmesi için idarenin ve mahkemelerin ikna edici gerekçeler ortaya koyması gerektiği de her türlü izahtan varestedir.

… Anılan Kanun maddesinde yer alan terimlerin anlamında ikna edici bir gerekçe olmaksızın çok geniş bir şekilde yorumlanması, ekonomik bazı sonuçları olacak olan bütün grevlerin milli güvenliği bozabileceği sonucuna ulaştırabilecek ve Anayasal haklara demokratik toplumda gerekli olmayan ve ölçüsüz müdahalelere yol açabilecektir.

Söz konusu grev erteleme kararı, tam da toplu iş sözleşmesi sürecine ilişkin yasal takvimin işlediği sırada alınmış ve başvurucu Sendikaya YHK'ya başvurmaktan başka seçenek bırakılmamıştır. Söz konusu erteleme kararı ile Anayasal bir hak olan grev ve toplu sözleşme hakkının kullanılması fiilen anlamsız hale gelmiştir. Açıktır ki işçiler grev yaparak işverenleri daha avantajlı bir toplu iş sözleşmesi yapmaya zorlama fırsatını kullanamamışlardır. 

Söz konusu kararlarda, yalnız başına grevin milli güvenlik sebebiyle ertelenmesine karar verildiğinin söylenmiş olması grev erteleme kararının zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca dayandığının ve demokratik toplumda gerekli olduğunun gösterildiği şeklinde değerlendirilemez.

Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu grevin ertelenmesine ilişkin derece mahkemelerinin kararlarında ortaya konan gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı sonucuna varıldığından Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.”

‘Milli güvenliğin korunması’ gerekçesinin ise ‘somut başvurunun koşullarında gerekli

Öte yandan Bakanlar Kurulu tarafından verilen grev erteleme kararları, bu karara dayanak teşkil eden ilgili maddenin içeriği itibariyle yeniden greve izin vermiyor. Sendikalar Kanunu’na göre 60 günlük sürede arabulucunun girişimiyle taraflar anlaşmaya zorlanıyor.

Bu süre sonunda anlaşma sağlanamazsa 6 gün içinde taraflardan birinin başvurusu üzerine Yüksek Hakem Kurulu devreye girerek anlaşmazlığı çözüyor. İşçi sendikasının anlaşmaya yanaşmaması halinde ise yetkisi düşüyor. Bu nedenle Bakanlar Kurulu tarafından alınan 60 günlük erteleme kararı, grevin imkansız hale gelmesi, sendikanın fiilen işlevsizleştirilmesi ve anlaşmaya zorlanması anlamı taşıyor.  

Sonuç itibariyle Anayasa Mahkemesi, Birleşik Metal İş Sendikası’nın aldığı grev kararının Bakanlar Kurulu tarafından ertelenmesiyle Anayasa’nın 51. Maddesi’nde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verdi.  Bakanlar Kurulu’nu tazminata mahkum AYM, başvurucu konumundaki Birleşik Metal İşçileri Sendikası’na, net 50.000 TL tazminat ile birlikte yargılama giderlerinin de ödenmesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, diğer grev erteleme kararları için de emsal teşkil edecek. Bakanlar Kurulu son olarak, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarında örgütlü işçi sendikaları Türk Metal Sendikası, Bileşik Metal İşçileri Sendikası ve Çelik İş Sendikası’nın aldığı grevle ilgili bu yılın Ocak ayında erteleme kararı vermişti.

Bu grev, yaklaşık 120 bin işçiyi ilgilendiriyordu. Grevin yapılacağı işyerleri ise Arçelik, Ford, OYAK Renault, Tofaş, MAN, Mercedes, BOSCH,  Aygaz, Alarko, Baymak gibi firmaların da aralarında bulunduğu Türkiye’nin en büyük 179 şirketiydi.