Anayasa Mahkemesi Başkanı’ndan Süleyman Soylu’ya 'üstü kapalı’ yanıt!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Kimlerin Anayasa Mahkemesi’ni savunduğunu gördüm. Bu devlete ‘katil’ diyenler hepsi bir oldular, hepsini Allah bir fotoğrafta göstermek nasip etti” dedi, Anayasa Mahkemesi (AYM), Başkanı Zühtü Arslan'dan üstü kapalı yanıt geldi. 

Arslan "AYM kararları kutsal metinler değildir. eleştirilebilir. herhangi bir metni eleştirmek için öncelikle onu okuyup anlamak gerekir“ ifadelerini kullandı. 

Son yılların en tartışmalı bakanı olara  tarihe geçen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, en son Anayasa Mahkemesi’nin hedef almıştı. 

'Şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez' hükmünü, Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Soylu kararı eleştirirken, Anayasa Mahkeme Başkanı Zühtü Aslan'a, "Madem özgür bir ülkeyiz, ana caddelerde, sokaklarda özgürce yürüyüş hakkının ortadan kaldırılmasını onayladınız. Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım. Anayasa Mahkemesi Başkanı'na söylüyorum kendi arabamla tek başına gitmeye ben varım sen var mısın?" diyerek tepki göstermişti

Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun kabulünün 8´inci yıl dönümü nedeniyle “İnternet Çağında Temel Hak ve Özgürlüklerin Korunması” konulu sempozyum düzenlendi. AYM Başkanı Zühtü Arslan, kayınpederi Derviş Tarakçı´nın vefatı nedeniyle Maraş'a gittiği için sempozyumun açılışı için hazırladığı konuşma metnini Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan okudu.

İfade özgürlüğünün çoğu kez eleştiri özgürlüğü olduğunu belirten Arslan, eleştiriyi demokrasinin alametifarikası olarak tanımlarken kendisini hedef alarak “Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım” diyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu yanıtları verdi:

* “Yargı kararları, özellikle AYM kararları kutsal metinler değildir. Eleştirilebilir, dahası eleştirilmelidir. Bundan en fazla kurumsal olarak kararları eleştirilen yargı kurumu faydalanır.

Bununla birlikte yargı kararlarına yönelik eleştirilerin faydalı olabilmesi için asgari iki hususun önemli olduğunu düşünüyorum. Birincisi herhangi bir metni eleştirmek için öncelikle onu okuyup anlamak gerekir.

Bu yargı kararları için de geçerlidir. Daha kararın gerekçesi bile yayımlanmadan tamamen varsayımlar üzerinden yapılan veya yayımlandıktan sonra okunmadan yöneltilen eleştiriler kamuoyunu yanlış bilgilendirme ve yönlendirme sonucunu doğurmaktadır.

Kararlara yönelik bazı eleştirilerden görüyoruz ki, kararlarımız okunmadan, bazen de okunduğu halde yeterince anlaşılmadan eleştirilmektedir. Halbuki sağlıklı bir eleştiri, okumayı ve okunanı doğru anlamayı gerektirmektedir.

Aksi takdirde kararda söylenmeyenler, söylenmiş gibi gösterilebilmektedir. İkinci olarak eleştirinin eleştirilenler bakımından etkili ve faydalı olabilmesi büyük ölçüde kullanılan üslûba bağlıdır. Çoğu kez ‘nasıl’ söylediğiniz, ‘ne’ söylediğinizin önüne geçer.

Hiç şüphesiz üslûp ya da ifade tarzı da ifade özgürlüğünün güvencesi altındadır. Elbette herkes dilediği üslûbu tercih etmekte serbesttir. Ancak yargı kararından ziyade kararı verenlere odaklanan ve eleştiri ötesine geçen ifadelerin fayda getirmeyeceği, zira eleştiriyi mecrasından uzaklaştıracağı açıktır."

Haberin detayına buradan ulaşabilirsiniz