Haz 07 2018

Atilla Dorsay: Akşener elini öpmek isteyeceğim bir bacıya dönüştü

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de aydınlar ile halk arasındaki temas ve ortak hareket edebilme yetisi makası açıldıkça, istenen ve hedeflenen demokratik dönüşümün gerçekleşmesi neredeyse imkansız hale gelir.

T24 yazarı Atilla Dorsay da, aydınlarla halk arasındaki bakış açısındaki, önceliklerdeki farklılığa dikkat çekiyor ve aydınların temel kaygılarının çoğu zaman halkın kaygıları ile aynı düzlemde ilerlemediğine değiniyor. 

Tam bu noktada önemli bir uyarıda bulunuyor Dorsay: "Halkı işin içine katmadan o mücadele kazanılamaz."

Aydınların demokrasi, hukukun üstünlüğü, adalet ve özgürlük gibi kavramları öncellerken, halkın, iş, aş, kazanç, geçim ve aile gibi konuları yaşamsal öneme haiz addettiğini dile getiren Dorsay, demokrasi mücadelelerinin halkın katılımı sağlanmadan kazanılamayacağını vurguluyor. 

Tarihin büyük eylemlerinin hep halkla birlikte yapıldığına işaret eden Dorsay, tespitlerini şu satırlarla sürdürüyor:

"Tarihin tüm büyük kitlesel eylemleri, tüm radikal değişimler ve de kötülüğe karşı savaşlar halkların desteğiyle yaratılmıştır ya da kazanılmıştır. Büyük Fransız Devrimi’nden Ekim 1917 devrimine, iki büyük dünya savaşından (özellikle de Nazilik ve Faşizm kılığında somutlaşan devasa kötülük devlerine karşı kazanılan ikincisi) Bosna’daki soykırımı sonlandırmaya...

Tüm dünyada rejimleri sarsan Mayıs 1968 olayları… Bizim kendi İstiklal Savaşı’mız… Ya da yakın zamanın Gezi olayları…

Hepsi kitlelerin kimi zaman organize, ama çoğu zaman neredeyse kendiliklerinden bir araya gelip büyük haksızlıklara, yüzyıllar sürmüş sömürü mekanizmalarına, şahlanan ırkçılığa veya doğa katliamlarına karşı direnmesiyle oluşmuştur. Kimi zaman ara sınıfların veya etkili liderlerin belli ölçüdeki öncülüğüyle başlasa da, sonunda zaferi kitlelerin kazandığı..."

Türkiye'de de benzer bir süreçten geçildiğini ve ülkede her şeye 'hakim' görünen iktidarın temellerinin ilk kez bu kadar güçlü sarsıldığını kaydeden Dorsay, iktidar paniklerken, karşısındaki cephenin her geçen gün daha da güç kazandığına değiniyor. 

"Çünkü karşısındaki cephe günden güne genişliyor, güçleniyor ve de birleşiyor. İktidarın en yüksek kademesinden başlayarak halkı ayırma, bölme ve parçalama tavrı, sonunda iflas etmiş gözüküyor" yorumunu yapan Dorsay, CHP'nin tutumu için de şu tespitte bulunuyor:

"Ve beklenmedik bir ittifak oluşuyor. CHP’nin son derece doğru bir seçim olan cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, bu halkın tam da içinden gelmiş olmanın tüm avantajlarını görkemli ve etkili biçimde kullanıyor; onun nabzını tutuyor, yüreğine sesleniyor. Helal olsun!..

Aslında –kendi adıma söylüyorum- ortak bir ideolojimiz hiç olmamış bir kesimden gelen Meral Akşener, ilk karşılaşmamızda elini öpmek isteyeceğim bir ‘bacı’ya dönüşüyor. Onun da cesaretine, cüretine ve tok sözlülüğüne bravo!.. Yakında artık Bahçeli’yi o eski model arabaları, abartılı şıklığı ve başka antikalıklarıyla müzeye göndereceği kesin!.."

Bu noktada, SP lideri Temel Karamollaoğlu'nun da hakkını teslim eden Dorsay, onun konuşmalarının kendisini mest ettiğini belirtiyor ve hep akil, doğru şeyler söylediğine işaret ediyor.

Dorsay, tespitlerini şu satırlarla noktalıyor:

"Ve ortak vicdan, artık hızla değişen bir toplumda aydın kaygılarını halkla buluşturuyor. Örneğin şüpheli yargılamalarla hemen hiçbiri ‘müebbed’den aşağı olmayan ağır cezalara çarptırılan... Ya da aylar-yıllardır neyle suçlandıkları bile belli olmadan, henüz yargı önüne bile gelemeden hapislerde yatan tüm o yazarlar, öğretmenler, akademisyenler... Gazeteciler, öğrenciler, subaylar, askerler vs. vs.

Ve artık sevgili ülkemizde de bir büyük değişim şart oldu. Sanırım bu seçimlerde bu gerçekleşme yoluna girecek. Sonuçlar ne olursa olsun...."