Aydınlardan Anadolu Kültür gözaltılarına tepki: Gezi’nin organizatörü bizzat iktidardır

Maaz İbrahimoğlu – Süha Giray

Sabah saatlerinde Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Tanbay, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turgut Tarhanlı’nın aralarında olduğu 13 kişi yapılan ev baskınlarında gözaltına alındı. 7 kişi hakkında ise arama yakalama kararı verildi. Akşama doğru ifadesi alınan Prof. Tarhanlı, Asena Günal, Bora Sarı ve Meltem Aslan Çelikkan yurt dışına çıkış yasağı koyularak serbest bırakıldı. Diğer kişilerin sorgusu devam ediyor.

Operasyonu değerlendiren aydınlar ise olayı “saçma sapan, absürt” olarak değerlendirdi. Bu operasyonla Gezi Direnişi’nin kriminalize edilmeye çalışıldığını belirten aydınlar, iktidarın bu tarz operasyonlarla muhalifleri sindirmeye çalıştığını söylüyor.

Ahval’e değerlendirmelerde bulunan aydınlar ise muhaliflerin sindirilmeye çalışıldığına vurgu yapıyor. Gezi Parkı eylemlerinin ve Taksim Dayanışması'nın önde gelen isimlerinden mimar Mücella Yapıcı, “Gezi bir toplumsal itirazdı” diyor. Aydınlara yönelik operasyonu değerlendiren Yapıcı, “Çok büyük bir hukuksuzluk ve adaletsizlik var ortada. Gezi eylemleri barışçıldı. Toplumsal bir itirazdı. Hiçbir odak tarafından yönlendirilmedi. Herkesin kendi iradesiydi. Polis şiddetine karşı itiraz ve barışçıl bir eylemdi. Bugün Gezi kriminalize edilmeye çalışılıyor. Suçlamaların hukukla ilgisi yok. Hayretle karşıladım. Arkadaşlarımız en kısa zamanda bırakılacaklar diye düşünüyorum” diyerek olayın hukuka sığmadığını vurguluyor.

Yöneltilen iddiaların hiçbirinin suç kapsamına girmediğini dile getiren Yapıcı, “Zaten bütün yöneltilen iddialar suç değil. Kırmızı kadın, piyano çalan piyanist, duran adam gibi eylemler barışçıl eylemler. Eylemcilerin dışarıdan getirilmesi ise saçma sapan, absürt bir itham. Hukukla ve gerçekle ilgisi olmayan suçlamalar” diyerek yapılanların bir hukuk devletine yakışmadığını kaydediyor.

Osman Kavala’nın yaklaşık bir yıldır cezaevinde olmasına değinen Yapıcı, “Osman Kavala’nın bir senedir hiçbir iddia ortada yokken rehine gibi içeride tutulması var. Şu anda AİHM’in o konuda bir talebi var. ‘Hızlandırın’ diye. Sanki bunun üzerine Osman Kavala’nın sivil toplum örgütünde, Anadolu Kültür’de çalışan oranın üyelerine, kurucularına ve hocalarına sanki soruşturma genişletiliyormuşçasına içeri alınmaları davası var. Bence ya gündem kaydırma var. Ya da AİHM’in talebine karşın ‘bakın sizin bilmediğiniz daha neler var’ tarzı bir şey gösterilmek isteniliyor. Çünkü yapılan şey çok absürt. Burada Gezi’yi de kriminalize etmeye çalışması var. Ancak bunu Türkiye ve dünyadaki herkes biliyor. Gezi yargılanamaz. Haklı barışçıl toplumsal bir halk hareketiydi. Bunu en iyi hükümet bilir” diyerek durumunu değerlendiriyor.

Gezi’deki polis saldırısında gözünü kaybeden Gezi Şehitleri ve Gazileri Platformu Sözcüsü Volkan Kesanbilici ise, iktidarın gündem değiştirmek için bu tarz operasyonları yaptığını söylüyor.  Durumun “çok saçma” olduğuna vurgu yapan Kesanbilici, devam ediyor:

“Çok saçma geliyor biz muhaliflere. Hatta 5 sene sonra Gezi Direnişi’nin kriminalize edilmesi bir yana, tam tersine Gezi’nin şehit ve gazilerinin davalarıyla devletin ne kadar suçlu olduğu ortaya çıkmış durumda. Bu anlamda operasyon çok manasız geliyor. Benim aklıma ilk gelen gündem değiştirme ihtiyacı.

Bunu bu iktidar döneminde çok görüyoruz. Mesela Kürt illerinde birtakım değişiklikler, hesaplar faaliyetler yapılmak istendiğinde dikkatler bu tarz şeylerle batıya çekiliyor. Batıda birtakım şeyler olduğunda dikkatler Kürt illerine çekiliyor. Acaba diyorum bugün böyle bir şey mi oldu? Bir şey mi örtülüyor? Ancak iktidar bu sefer hiçbir şekilde leke tutmayan bir şeyin, yani Gezi’nin üstüne gitti.”

İktidarın çok sıkıştığını ve yeni bir Gezi tarzı eylemin önünü almak için bu tarz operasyonlar yaptığına dikkat çeken Kesanbilici, “İnsanların gözaltına almasından çok iktidarın çok sıkıştığı, Gezi tarzı yeni bir şeyin önünü almaya çalıştığını düşünüyorum. ‘Sakın itiraz etmeyin sizin durumunuz bunun gibi olur’ diye halka mesaj veriliyor. Açıkçası bu tutuklamalardan muradının bu olduğunu düşünüyorum” diyerek insanların sindirilmeye çalışıldığını belirtiyor.

Aydınların Kürtlere olan desteğinden hükümetin rahatsız olduğunu vurgulayan Kesanbilici, “Salt bu iktidarla değil devlet her zaman Kürtlerin, Türk solcularla, demokratlarla bir araya gelmesinden rahatsız oldu. Bu iktidar bunu en üst seviyeye taşıdı. Rahatsızlığını bariz şekilde gösterdi. Pek çok örnek var. Batıdan ne zaman Kürt illerine destek gitse bunu gördük. Batıda aydınların HDP’ye olan desteği iktidarı çok rahatsız ediyor. Hem deKürtlerin HDP’ye verdiği destekten daha çok rahatsız ediyor. Gezi Direnişi bunun en iyi örneği oldu. Çünkü orada halkların kaynaşması yaşandı. Buna özel bir tepkisi var iktidarın” diyerek operasyonun aynı zamanda aydınlara, “Kürtlerle yakınlaşmayın” mesajını da içerdiğini söylüyor. 

Operasyonda yöneltilen suçlamalara da cevap veren Kesanbilici, “Bunun devam edeceğini düşünüyorum. Değişik kesimlere yönelik baskılar devam edecek. Daha önce oldu. Gezi doktorlarına yönelik baskılar oldu. Ama şimdiye kadar geri adım atan hiçbir kesim hatırlamıyorum” diyor, ardından devam ediyor: 

“Milyonların katıldığı bir halk hareketinin geri duracağını sanmıyorum. Kimse taviz vermez. Gezi’ye bir sürü suçlamayla gelirsiniz ama herhangi birinin bu kadar insanı dışarı çıkarttığını söylemek Gezi için hakarettir. Geziciler biat etmeyen insanlardı. Bu tutuklanan insanlar çok kıymetli insanlardır ama hiçbirinin gücü milyonları dışarı çıkarmaya yetmez.

Başka dertlerimiz, hayalimiz olduğu için sokağa çıktık. İnsanların sokağa çıkmasını bir tek kişi başardı. O da iktidardı. Gezi’nin organizatörü iktidardır. Ne parayla ne başka motivasyonlarla insanlar sokağa çıkmaz. Başkasının sözüyle hareket edecek insanlar değiliz.”

 Apoyevmatini gazetesi sahibi ve genel yayın yönetmeni Mihail Vasiliadis ise, gözaltılarla ilgili olarak şunları söyledi:

“Gözaltılar için ne denilebilir ki, tamamen mantıksızlık. Neyi, neden ve niçin yaptıklarını yine bilmiyoruz. Her zamanki gibi. Orada çok değerli insanlar var. Henüz savcının iddianamesini de bilmiyoruz ama Osman Kavala'yı arkadaşım olarak olmasa da tanıyorum ve davranışlarını ve konuşmalarını biliyorum. Gerçek olmayan suçlamalar bunlar. Savcının iddiaları var ama savcılardan bir tanesi, Rahip Brunson hakkında 35 yıl suçlama istedi diğeri topu topu 3 sene verdi. O zaman bunlardan biri yanlış yaptı. Demek ki savcılar hatasız değil. Kaldı ki masumiyet karinesi diye bir şey var ama kimse kaale almıyor. Adam karısını öldürüyor tutuksuz yargılanıyor ama Osman Kavala içeride tutuluyor ve sonra da arkadaşları içeri alınıyor. Büyükada olayında da aynısı vardı. Orada hata yapan savcılar burada yapamaz mı? Nedir suçları Kavala ve arkadaşlarının? Gezi diyerek komik duruma düşüyorlar. Bütün bunlar Türkiye'nin dünyadaki prestijine zarar veriyor. Bunları bir Türk vatandaşı olarak söylüyorum.”