AYM eski Başkanı Haşim Kılıç da 'muhalefet' bayrağını açtı: Önce ahlak demişlerdi...

Anayasa Mahkemesi (AYM) eski Başkanı Haşim Kılıç, Abdullah Gül ve Ali Babacan'ın siyasi parti kurma hazırlıklarına hız verdiği bir ortamda, üç yıl süren sessizliğini bozdu ve AKP'yi eleştirdi.

'Adil Rekabete Katkı' ödül töreninde konuşan Kılıç, AKP'ye yönelik, "Oysa iktidara ‘önce ahlak ve maneviyat’ diyerek gelmişlerdi" eleştirisinde bulundu.

Sözcü Gazetesi'nden Yavuz Alatan'ın haberine göre, Kılıç kürsüde bir konuşma yaptı ve Kamu İhale Kanunu'nun yüzlerce kez değiştirilmesine tepki gösterdi ve 186 değişikliği hatırlattı.

AKP'yi ve kadrolarını sert bir şekilde eleştiren Kılıç şunları söyledi:

"Bir kanun niye bu kadar değiştirilir? Pozitif hukuk kuralını kaldırıyorsunuz ki öbür tarafa, ahlaki tarafı terk ediyorsunuz. Ne yazık ki önce ‘ahlak ve maneviyat' diye iktidara gelen bu arkadaşlarımız, ne pozitif hukuk kuralları bıraktılar ne de ahlak bıraktılar. Dolayısıyla ne bir rekabet, ne bir şey söz konusu olamayacaktır. Biz bu ahlaki daha doğrusu insanların subjektif alanına bırakılan işleri sıfıra indirmediğimiz sürece, bu ülkede rahat edemeyeceğiz."

Haşim Kılıç, 2007'de Tülay Tuğcu'nun emekliye ayrılmasıyla boşalan Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na seçilmişti. Kılıç 2008'de AYM'nin önüne gelen AKP'nin kapatılması davasında “Ret” oyu kullanmış ve parti 6'ya 5 oyla kapatılmamıştı.

Anayasa Mahkemesi'nin 57. kuruluş yıl dönümünde AYM Başkanı Zühtü Arslan ise yaptığı bir konuşma ile, 9 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin anayasallık denetimi yetkisinin Anayasa Mahkemesi'ne verildiğini hatırlattı. Demokraside kuvvetler ayrılığının önemini vurgulayan Zühtü Arslan dikkat çeken şu açıklamada bulundu:

"Anayasal kimliğimizin temel unsurlarından olan hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı; yargının yasama ve yürütmeden bağımsız olmasını gerektirmektedir. Bu anlamda yargı bağımsızlığı, demokratik hukuk devletinin olmazsa olmaz gereklerindendir. Hakim hiçbir şart ve ahval altında aklını ve vicdanını başkasına emanet edemez. Hakim ve savcılar, bağımsızlıklarına doğrudan ya da dolaylı olarak etki edebilecek baskı ve tesiri kayıtsız şartsız reddederler."

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz