Bir nefes alma mekanı: Yemek yapıp satarak, çocuklara sanat öğretiyorlar

Türkiye’de, OHAL’in ilan edildiği gün faaliyette olan dernek sayısı 108 bindi. OHAL’e bağlı kanun hükmünde kararnamelerle her gün onlarca dernek kapatıldı.

Ve kapatılan dernek sayısı bin 419’u buldu. Kapatılan dernekler içinde kadın ve çocuklar üzerine çalışma yapanı da vardı, göç üzerine çalışanı da...

Hiç şüphesiz, sivil toplum oluşumlarında herhangi bir maddi beklentileri olmadan, sosyal sorumluluk ve yardım amaçlı yürütülen faaliyetler hem toplumdaki eşitsizliği dengeliyor, hem de demokrasiye önemli katkılar sunuyor.

Ama Türkiye’de OHAL ile birlikte demokrasi kavramı hükümetin gündeminden çıkınca sivil toplum oluşumları ciddi zararlar gördü.

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, senenin başında konuyla ilgili bir açıklama yaparak bu kapatmaları verdiği örneklerle şöyle savundu:

"Bin 400 dernek kapatıldı, onun 10 katı kadar bu ülkede dernek açıldı. Şu an faal dernek sayısı 112 bin. OHAL'in ilanından önce 21 ayda kurulan dernek sayısı da 20 bin. Aslında OHAL öncesiyle OHAL sonrası arasında çok büyük açılımlar söz konusu değil.” 

Soylu konuşmasının devamında ise; “Toplumumuz, milletimiz, halen sivil toplum konusunda, dernek kurma konusunda aktivitesini ortaya koyuyor” dedi.

Bakan Soylu, her ne kadar sivil toplum alanında durmadan ilerliyoruz dese de, Af Örgütü hazırladığı son raporda bu konuya dikkat çekti, durumun pek de öyle olmadığını ifade etti. Raporunda sivil toplum oluşumlarının durumunu da bir cümle ile özetledi.

“OHAL araçsallaştırıldı ve sivil toplumun üzerinde baskı aracına dönüştürüldü.”

Her ne kadar hava kararmış olsa da ’dayanışma’ ile ayakta kalmaya çalışan oluşumlar, kolektifler de yok değil.

Sokak Kültür Merkezi bu oluşumlardan biri. Kurulmaları tam da Gezi sonrası dönemlere denk geliyor. Oradaki dayanışma halini devam ettirmek isteyen 50’ye yakın insan, Sokak Kültür Merkezi Derneği’ni hayata geçiriyor. Yaz, kış boş durmuyorlar aslında:

“Sokak Kültür Merkezi haftanın yedi günü açık. Sanat ve eğitim alanında çalışmalar yapıyoruz. Sinema gösterimlerinden tango derslerine kadar sanatın her alanında çaba veriliyor. Atölye eğitmenlerinin çoğu gönüllü...”

Gaziosmanpaşa’nın göbeğinde olan bu merkez yaptıkları çalışmalarla daha çok çocuklara ve kadınlara dokunuyor. Merkez’de gönüllülük esas olunca açılan atölyelerin çoğu da ücretsiz oluyor.

Sokak Kültür Merkezi’nin kurucularından Korkmaz Aslan’a “Gezi bir araya gelmenizde neden bu kadar etkili oldu” diye sorunca şöyle başlıyor sözlerine:

“Gezi bütün toplumsal muhalefet örgütlerini etkiledi. Bizim içerisinde yer aldığımız grup da payını aldı. Gezi’yle birlikte daha dayanışmacı, daha eşitlikçi ve daha kapsayıcılık arz eden bir yapıya bürünmemiz gerektiğini düşündük.”

Merkezin bir diğer ayağı da Gazi Mahallesi’nde. Orada da aktif olarak sanat ve eğitim alanında çalışmalar, kurslar, eğitimler yapılıyor.

Yoksul insanların bunlara ulaşması için yoğun çaba sarf ediliyor ama işler çoğu zaman pek kolay gitmiyor. Korkmaz Aslan’a göre bunun sebebi OHAL koşullarının hala devam ediyor olması.

“OHAL süresince ayakta kalmaya çalıştık, kısmen başardık. Ama hala OHAL koşulları devam ediyor. Her ne kadar kaldırılmış olsa da biz bunun baskısını çalışmalarımızda görüyoruz.”

Korkmaz Aslan birçok derneğin kapatıldığı OHAL döneminde sıranın kendi merkezlerine de geleceğini düşündüklerini dile getiriyor. Etkinliklerini zaman zaman baskılar altında sürdürdüklerini ifade ediyor:

“Darbe girişiminin hemen sonrasında ‘OHAL’de Festival’ etkinliği yaptık. İki sene düzenledik bunu. Sanatın her alanında etkinlikler organize ettik. Üçüncü sene OHAL kalkınca, bu kez de ‘Herhalde Festival’ etkinliği düzenledik. Ancak göze batmış olacağız ki, geçen sene üzerimizde polis baskısını çok açık hissettik. Merkez’e geldiler; ‘Yukarıdan talimat var, sizi takip edeceğiz’ dediler. Festivalin üç günü boyunca komiser düzeyinde etkinliğimize geldiler. Demem o ki, bu dönem de devam eden baskılar bizi etkiliyor.”

Etkiliyor çünkü bu dönemlerde insanlar, sanat ve eğitim etkinliklerine bile mesafeli hale geliyor. Yani bir arada olma hali çoğumuzu az da olsa korkutuyor... O korku da kolay kolay geçmiyor...

Aslan, normal zamanlarda etkinliklerin yüksek katılımlı olduğunu ama hem OHAL döneminde hem de bu dönemlerde katılımda düşüş yaşandığını ifade ediyor. 

“Yaptığımız etkinliklerin nitelikli olması bizim için daha önemli aslında kaç kişinin geldiğine pek bakmıyoruz. Ya da etkinliklerimizin değerini katılım üzerinden değerlendirmiyoruz ama şu açık ki OHAL ve sonrasındaki dönemde yaptığımız her bir aktiviteye katılım giderek azaldı. Çünkü insanlar endişeliler, başımıza bir şey gelir mi diye korkuyorlar.”

Sokak Kültür Merkezi kurucularından Korkmaz Aslan insanların taşıdığı endişenin sebebini ise çaresizlik olarak adlandırıyor.

“Türkiye’de insanlarda bir çaresizlik hali var. 7 Haziran seçimleri insanların üzerinden buldozer gibi geçti. Bu ülkenin demokratları, solcuları seçim kaybetmeye alışık ama çaresizliğe alışık değil. Öyle tahmin ediyorum ki bu karanlık dönem bir üç yıl daha gidecek. İnsanların yalnızlık ve çaresizlik hissetmesi bizim gibi dayanışmaya çalışan insanları da etkiliyor. O nedenle bizim gibi toplulukların ayakta kalması önemli. 100 kişi nedir ki diye düşünmemek lazım.”

Konuyu kentsel dönüşümüne getiriyorum. Zira, Gaziosmanpaşa ya da Gazi Mahallesi yıllardır kentsel dönüşümün odağında olan iki yer. Kent savunucuları yıllardır kentsel dönüşüme karşı buralarda mücadele halinde. Sokak Kültür Merkezi’nin bu işin bir ucundan tutup tutmadığını merak ediyorum.

Aslan, “siyasetin hiçbir alanında yokuz ama sanat ile bulunduğumuz yerlerde yapılmak istenenleri anlatmaya çalışıyoruz” diyerek başlıyor söze:

“Kent alanında savunuculuk yapan arkadaşlarımız var, her birimiz bireysel olarak onlarla dayanışma halindeyiz. Ancak burada siyasi bir çalışma yürütmeye karşıyız. Biz sanat ile etrafımızda olan biteni anlatmaya, görünür kılmaya çalışıyoruz. Ülke siyasetini ya da yüksek siyaseti konuştuğumuz dönemler oldu ancak bunu da her görüşten insanları bir araya getirdiğimiz panellerle yaptık. Ama yüksek siyaseti sıklıkla tercih etmiyoruz. Sınırlarımız belli.”

Siyaset yok sadece sanat var ama aslında birkaç kez kapatıp gidelim dedikleri de olmuş. Ancak atölyelerdeki her bir çocuğun aldıkları derslerle giderek artan başarısı onları devam etmeye ikna etmiş. Alınan sonuçlar onları mutlu ediyor.

Korkmaz Aslan, Merkez’de yapılan her şeyi bir sınıf mücadelesi olarak görüyor.

Ona göre, bu dönemlerde bir arada duran ya da ayakta kalan her bir insan yarın için bir umut. Ve Sokak Kültür Merkezi de nefes alınan bir yer. 

Zaman zaman ihtimal olarak beliren ‘kapanma’nın nedeni ise, maddi imkânsızlıklar. İşte o imkansızlıkları ortadan kaldırmaya çalışan bir de gönüllüsü var merkezin.

Sadık Türkoğlu, emekli ve iki çocuğu var. Yıllardır sendikacılık yapmış. Emekliliğinden sonra yolu bu merkez ile kesişmiş. Kısa bir süre önce, Sokak Kültür Merkezi kendi kendini döndüremeyecek noktaya gelince Sadık Türkoğlu, kendince bir çözüm bulmuş.

Her gün merkezi sabah dokuzda açan Türkoğlu, aylık bin 700 TL’yi bulan kirayı ve faturayı ödeyebilmek için yemek yapmaya başlamış. Üç çeşit ev yemeğinden oluşan menünün fiyatı 10 TL. Lezzetine de diyecek yok.

“Biz STK değiliz, maddi destek teklifleri alıyoruz ama kabul etmedik. Burada bir sıcaklık var, küçük küçük desteklerle ayakta kalmak en güzeli. Bir aidiyet duygusu oluşmalı.”

Günde 10 kişilik yemek yapan Sadık Türkoğlu, buradan kazandığı paralarla şu ana kadar Sokak Kültür Merkezi’nin birikmiş faturalarını ve kirasını ödeyebilmiş.

Bunu büyük bir başarı olarak görüyor. Haklı da...

“Bir şeye endeksli olmadan ve bir beklenti içine girmeden mücadelemi yürütüyorum. Buradaki çocukların sanatla gelişmesi ve ilerlemesi bana mutluluk veriyor. O üç çocuk için ben yemek yaparak bu merkezi açık tutmaya devam edeceğim. Buranın kapısının açık olması benim için önemlidir.”

Türkoğlu, her gün elleriyle hazırladığı yemek menüsünü telefon rehberindeki herkese mesaj olarak gönderince merkeze bu yemekleri tatmak için gelenlerin sayısı da artmaya başlamış. Mesela, geçen ay  bin TL’nin üzerine çıkabilmişler. “Hal böyle olunca da devam etmememiz için bir neden yok” diyor:

“Ben paylaşmak ve üretmek istiyorum. Bunu da burada görüyorum. O nedenle burası şu kara günlerde nefes alabileceğimiz bir yer. Ülkeye bir korku ekildi. Haklılar da ama biz korkmuyoruz ve buradayız.”

Sadık Türkoğlu, Sokak Kültür Merkezi’nin devam edebilmesi için herkese dayanışma çağrısı yapıyor. Su parasının önüne geçebilmek için bulaşık makinesi istiyor. Bir çağrısı daha var. O da Dersim Ovacık Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’na...

Maçoğlu’nun kendi elleriyle yetiştirdiği nohut ve fasulyeleri Sokak Kültür Merkezi’nde de satmak istiyor.

Sokak Kültür Merkezi iki odalı mekânına kısa sürede çok şey sığdırmış. Yüzlerce kişi sanatın her alanında ücretsiz düzenlenen atölyeler, paneller ve derslerden faydalanmış.

Tüm zorluklara rağmen, her şey kaldığı yerden devam ediyor. Böyle olması için de büyük bir çaba var. Gidip görmek, biraz vakit geçirmek ve her gün taze taze pişen o ev yemeklerini tatmak sanırım herkese iyi gelecek...