Fehmi Koru
Tem 19 2018

'Bu yasanın aynısı Fransa’da var' iddiaları yanlış…

Trump ile Putin Helsinki’de basın toplantısında..

‘‘Şu sırada onunla ilgili olarak gerçekten derin anlamlı ve yeni bir şey söylemek mümkün mü? Birkaç kısa sözcükle onu tam olarak anlatmak mümkün: Bir kadın düşmanı, bir yobaz, bir kendini beğenmiş (narsist), bir sahtekar ve şarlatan…’’

Bu sıfatların (sahtekar, şarlatan, kendini beğenmiş, yobaz, kadın düşmanı) uygun görüldüğü kişi ABD başkanı Donald Trump…

Dahası da var: ‘‘Başkan bir yalancı. En ciddi (nükleer diplomasi gibi) konularda da, en basit (golf oyunuyla ilgili) konularda da yalan söylüyor. Kendi gözünüzle yalan olduğunu fark edebileceğiniz şeylerle ilgili yalan söylüyor. Biraz önce söylediği şeylerle ilgili de yalan söylüyor.

Bir ağaçkakanın ağaca saldırdığı gibi yalan söylüyor: Tutkulu biçimde, ısrarla, içinden geldiği gibi. Başınızı ağrıtacak kadar yalan söylüyor. Başınızı içi buz dolu bir kovaya sokmak isteyeceğiniz ve bu durumdan kurtulmak için dua edeceğiniz kadar yalan söylüyor. Buna rağmen milyonlarca Amerikalı onun dediğine ya inanıyor, ya da apaçık aldatmacasından keyif alıyor.’’

İçerisinde bunlardan daha fazla yaralayıcı bölümler de var, ama bu kadarı yeter sanıyorum.

ODTÜ’lü öğrenciler, Kılıçdaroğlu ve yargı

Aslında aktardığım satırlar New York Times (NYT) gazetesinde 30 küsur yıl boyunca kitap eleştirileri yazmış Pulitzer ödüllü gazeteci Michiko Kakutani’nin çok yeni ‘The Death of Truth’(Gerçeğin Ölümü) kitabıyla ilgili eski gazetesinde çıkmış olan bir değerlendirme yazısından. Merak edip göz attım, Kakutani’nin kitabında bu yazıda yer alanlardan çok daha keskin satırlar var.

Yazar ülkesinin başkanını yerin dibine sokup çıkarıyor, ardından yeniden yerin dibine sokuyor.

Nereden icap etti kitapla ilgili değerlendirmeyi gündeme taşımak?

Gecenin bir vakti, akşam haberlerinde işittikleri mahkeme haberini kendi aralarında tartışırken dostların çokça sarf ettikleri bir cümle yüzünden…

Haber, ODTÜ’lü öğrencilerin üzerinde eski bir karikatür bulunan bir posteri mezuniyet töreninde sahneye çıkardıkları için gözaltına alınmalarına verdiği destek mesajı yüzünden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında takibat açılması…

Sarf edilen de ‘‘Dünyanın hiçbir demokrasisinde böyle bir şeye müsaade edilmez’’ cümlesi…

Ortama katılmadan hemen önce göz gezdirdiğim NYT gazetesinde okumuştum Kakutani’nin kitabıyla ilgili yazıyı; dönüp yeniden göz atınca sizlerle de paylaşmaya karar verdim.

Zaten biliniyor: ABD’de Trump ile medya arasında kıyasıya bir savaş sürüyor ve taraflar birbirleri hakkında en aşırı sıfatlarla bezenmiş cümlelerden oluşan saldırılarından bir adım bile gerilemiyorlar.

Büyük savaş Trump’ın Helsinki’de Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği basın toplantısı performansı üzerine iyice kızıştı. Orada Rusya’ya ve liderine övgüler yağdıran Trump, kendi ülkesininin eski başkanlarıyla istihbarat birimlerini suçlayıcı laflar sarf etmişti.

Fox bile Trump’a karşı

Aleyhte olan medyada Trump için söylenmeyen olumsuz sıfat, hakarete varan ifade kalmadığı gibi, Trump’ın kendisine ve tezlerine ölesiye bağlı bildiği, kendilerini öve öve bitiremediği ‘yandaş’ kanal Fox-News’in en önemli isimleri de sövenler sürüsüne katıldı.

Ana haberi sunan Neil Cavuto, Helsinki performansını ‘iğrenç’ bulduğunu açıkladı sözgelimi… Fox muhabiri John Roberts, haberinde, ‘‘Başkan ülkemiz ABD’yi otobüsün altına gönderiverdi’’ cümlesini kullandı.

Sadece bu ikisi olsa neyse, Fox’un ekran şahsiyetlerinden Trump’ı sıvamayan kalmadı desem yeridir.

Diğer kanallarda ise hakaretin bini bir para.

Trump ne yaptı?

Hem hafif tertip çark etti, hem de yine ‘çakma haber’ teziyle kendisini savunmaya çalıştı.

Nasıl olsa milyonlarca Amerikalı’nın yalan da söylese dediklerine inandıklarını, kandırıldıklarını anlasalar da buna aldırmadıklarını ve kendisini zeki bulduklarını biliyor Trump.

Fransa’nın OHAL yasası

‘‘Hiçbir demokratik ülkede bu olmaz’’ türü cümleler yanlış; pek çok ülkede durum bizden farklıdır. İşte gördünüz, ABD’de, ağza gelen söylendiği ve bu arada hakaretler yağdırıldığı bir ortam var bugün ve yargı olan biteni uzaktan izlemekle yetiniyor.

Aynı yanlışlık kalkmasına izin verilen OHAL’in yerine çıkarılmak istenen yasal düzenleme konusunda da tekrarlanıyor. Yasayı savunmak için başvurulan ‘‘Bu yasa maddelerine Fransa da başvurdu’’ cümlesi de doğru değil. Fransa’nın çıkardığı yasayı, o ülkede yaşayan müslümanları hedef aldığı için, en fazla bizlerin eleştirmemiz gerekirken, bu bir tarafa, onların yasası bile Meclis’in kabulüne sunulan bizim yasa teklifinden çok daha mülayim.

Gelin bu tür benzerlikler kurmaktan vazgeçelim.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar