Erdoğan’ın müteahhitlerine 140 milyar dolar

Hazine ve Maliye Bakanlığı için ismi yeniden siyaset kulislerinde yaygın şekilde dillendirilen eski Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın başında bulunduğu Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı (CSBB), Türkiye ekonomisinin ve toplumun gelecekteki en az çeyrek asırlık kaderini etkileyecek çok kritik verileri, resmi web sitesinde yayınladı.

CSBB’nin bayram öncesi yayınladığı Kamu-Özel İşbirliği (KÖİ), Yap-İşlet-Devret (YİD), Yap-İşlet (Yİ) ve İşletme Hakkı Devri (İHD) modelli yatırım projeleri ile ilgili veriler, her ne kadar bu projelerin toplam kamu yatırımları içindeki payının yüzde 1 düzeyinde olduğunu ifade etse de, hazine garantileri, devlet bütçesine bindirilen ağır yükümlülükler ve önümüzdeki en az 25 yılı kapsayan dövize endeksli geri ödemelerden kaynaklı, oldukça vahim tabloyu gözler önüne seriyor.

2003’ten 2018’in ilk yarısı sonuna kadar olan dönemi kapsayan rakamlarda, henüz 2019 verileri yer almıyor. Ayrıca dolar bazında yayınlanan tutarlarda, 5,28 TL olan 2018 yılsonu dolar kuru esas alınmış durumda. Dolayısıyla halen piyasaların 10 günlük bayram tatili nedeniyle kapalı olmasından ötürü 5,75 TL düzeyindeki kur çerçevesinde, yükümlülüklerin TL karşılıkları ciddi biçimde artarken, kurlar yukarı doğru seyrettikçe borçların daha da kabarması kaçınılmaz.

CSBB verilerine göre, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında KÖİ projesi yok. 2003 yılından başlayarak, ilerleyen yıllarda oluşturulan müteahhitlik havuzu ve sektörde öne çıkan az sayıdaki AKP müteahhidine paylaştırılan milyar dolarlık projelerin sayısı hızla artıyor.

Hazine garantisi ve kefaleti ile 2010’da 27 KÖİ projesi ihale edilirken, 2013’te bir yılda 79 proje ile zirve noktasına ulaşılıyor.

AKP iktidarı boyunca KÖİ, YİD, Yİ, İHD modelleriyle iktidara yakın müteahhitlik şirketlerine verilen garantili işlerin sayısı toplam 238 projeye ulaşmış bulunuyor.

Bu projelerin toplam yatırım tutarı 63 milyar 644 milyon 641 bin 249 ABD doları iken, proje türüne göre araç geçiş garantisi, yolcu garantisi, hasta garantisi vb. ödeme taahhütleriyle, bu yatırımlar için yapılan sözleşmelerin toplam tutarı 139 milyar 764 milyon 16 bin 331 ABD doları olarak kayıtlara geçmiş durumda.

Diğer deyişle, devlet kendisi bu projeleri kamu kaynaklarıyla ve rekabete açık ihalelerle hayata geçirmiş olsaydı ödeyeceği tutarın toplamından daha fazlasını, 76,1 milyar dolar olarak sözleşme süreleri boyunca, hazine garantileri ile kendisine yakın müteahhitlik şirketlerinin kasasına akıtacak. Bunun bir başka anlamı, devlet önümüzdeki dönemde 76,1 milyar dolarlık bir gelirden vazgeçecek.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “Devletin cebinden beş kuruş çıkmadı” diyerek savunduğu, yüzde 80’inden fazlası ulaşım ve altyapı ağırlıklı bu projeler için, gerçekte iki elin parmakları kadar AKP müteahhidine yaklaşık 140 milyar dolar ödeneceği gibi, bunun yarısından fazlası verilen garantiler nedeniyle hazineden, dolayısıyla tüm toplumun cebinden çıkacak.

On yıllar boyunca, Türkiye vatandaşları, elektrik ve doğal gaz faturalarında, hastaneye gittiklerinde, köprü ve otoyollardan, tünellerden araçlarıyla geçtiklerinde, trene bindiklerinde, havaalanlarında uçakla seyahat ettiklerinde, milyar dolarlık garantileri nesiller boyu bu şirketlere, müteahhitlere ödemek zorunda kalacak.

KÖİ modelli, hazine garantili ve büyük bölümü Kamu İhale Kanunu’nda yapılan değişikliklerle getirilen istisnalarla ya da ihalesiz olarak iktidara yakın şirketlere verilen bu projeler arasında, 89 adetle enerji üretim ve dağıtım projeleri ilk sırada yer alıyor. Enerjiyi, 42 adetle karayolu, 22 adetle liman, 21 adetle Sağlık (Şehir Hastaneleri), 19 adetle havaalanı ve 17 adetle yat limanı projeleri izliyor. Ayrıca, demiryolu, madencilik gibi projelerde daha az sayılarda listede yer alıyor.

Şehir hastanelerini üstlenen şirketlere yıllık hasta sayısı, karayolu (köprü, tünel, otoyol) projelerinde araç sayısı, havaalanı projelerinde yolcu sayısı, enerji projelerinde elektrik tüketim garantileri, dolar ya da Euro bazlı olarak verilmiş durumda. Dolayısıyla döviz kurları arttıkça her yıl bütçeden ödenecek garantilerin TL karşılıkları da katlanarak artıyor.

Nitekim, 2018 bütçesinde hazine garantili KÖİ projelerinin garanti ödemeleri için 6 milyar TL ödenek konulurken, 2019 bütçesinde bu ödenek yüzde 40 artışla 9,6 milyar TL’ye yükseldi. Dolar ve euro kurundaki artış dikkate alındığında, bütçedeki 2019 yılı ödeneğinin yetmeyeceği, yılsonunda daha yüksek tutara ulaşacağı, açık verileceği çok net.

Ocak-Nisan döneminde dört ayda 54,5 milyar TL’ye ulaşarak 80,6 milyar TL’lik yıllık açık hedefinin yüzde 60’ını aşan bütçe açığındaki hızlı yükseliş üzerinde, KÖİ modelli projeler için yapılan garanti ödemelerinin büyük etkisinin olduğu görülüyor.

2020 bütçe hazırlıkları için 1 Temmuz’da yayınlanacak genelgeyle, gelecek yılın garanti ödemeleri için bütçeye konulacak ödenek tutarının, büyük olasılıkla 20 milyar TL’yi aşması söz konusu.

S-400 füze krizi, F-35 uçak krizi, ABD yaptırımları vb. gerilimlerin aşıldığı ve kurların olağanüstü dalgalanma göstermediği varsayılsa bile, mevcut durumda 2019 dolar kuru ortalamasının 6 TL ve üzerinde olacağı düşünüldüğünde, bugünden 2020 bütçesinden AKP müteahhitlerine yapılacak garanti ödemelerinin ikiye, üçe katlanacağını öngörmek yanlış olmaz. Dolayısıyla ekonominin, yatırımların, bütçenin üzerindeki bu ağır yükten uzun yıllar boyunca kurtulması olanaksız göründüğü gibi, her yıl katlanarak artacak garanti ödemeleriyle, gelecek nesillerin de çok ciddi borç yükü altına sokulduğu açık.

KÖİ projelerinin kaymağını yiyen Kolin, Cengiz, Kalyon, Limak, MNG, Rönesans gibi müteahhitlik şirketleri bile, kurlardaki yükseliş nedeniyle hazine garantili projelerden çıkış yolları ararken, İtalyan Astaldi Yavuz Sultan Selim (YSS) köprüsündeki hissesini satmaya, Kolin ise İstanbul Havaalanındaki hisselerini devretmeye yöneldi.

Tahmini yatırım tutarı 4 milyar dolar olarak hesaplanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çılgın projesi Kanal İstanbul ise ekonominin ve kurların geldiği kriz noktasında, uzun süredir gündemden düşmüş durumda.

Diğer yandan, İstanbul Havaalanı’nın dört ay gecikmeli olarak işletmeye açılmasından sonra, Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ne (DHMİ) yıllık 1 milyar euro kira ödemesi yapması gereken işletmeci şirket İstanbul Grand Airport (İGA) ortağı müteahhitlerin, kur artışı ve ekonomik koşullar nedeniyle, ilk iki yıla ait 2 milyar euro kira tutarının, 25 yıllık işletme süresinin sonuna ertelenmesini talep ettikleri ekonomi kulislerine yansıdı.

CSBB’nin KÖİ modelli projelerle ilgili güncel verileri, AKP’ye yakın az sayıdaki müteahhide paylaştırılan 140 milyar dolar tutarındaki bu projelere verilen garantiler ve hazinenin finansman kefaletiyle, Türkiye’nin ve ekonominin geleceğinin uzun yıllar boyunca ipotek altına sokulduğunu sergiliyor. Erdoğan yönetimden gitse de yakın çevresindeki müteahhitlere, şirketlere devletin verdiği milyarlık garantiler, sözleşme uyarınca ödenmeye devam edilecek.

Şimdiden işletme kirasını ödememe yollarını arayan bu şirketler, önümüzdeki dönemde ekonomik kriz ya da bahane edecekleri başka mücbir sebeplerle, yerli ve yabancı bankalardan hazine kefaletiyle aldıkları milyarlarca dolarlık kredileri geri ödeyemeyeceklerini ilan ettiklerinde, borçların tamamı hazinenin, devletin, milletin üzerine yıkılacak.

Devlet bu kez, KÖİ modelli bu havaalanlarına, köprülere, hastanelere, santrallere el koyarak yönetimlerini üstlenmek, devletleştirmek zorunda kalacak.

O zaman, devletin 63,6 milyar dolara yapabileceği bu yatırımların, neden 76,1 milyar dolar üste para ödenerek 140 milyar dolara 3-5 müteahhide yaptırıldığı, bu garantileri kimin verdiği, bu sözleşmelerin altına kimlerin imza attığı, talimatların nereden geldiği sorularının yanıtı, muhtemelen yargı önünde aranacak.  

 

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Related Articles

مقالات ذات صلة

İlgili yazılar