Eyl 13 2018

'Erdoğan’ın yeni dostlar bulması gerek'

The Australian Strategic Policy Institute'ta (ASPI) bir yazı kaleme alan , Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için, "Erdoğan genellikle derin düşünmez" yorumunu yaptı.

Yazının satırbaşları şöyle:

Sınırsız gücün tek elde toplanmasının mahsurlarından birisi her karardan ve krizden sorumlu tutulmaktır. Haziran sonunda yapılan seçimlerde tek adam iktidarına ulaştıktan sonra, Erdoğan'ın bir para krizine girmesinden önce haftalar geçmişti. Bu kriz Erdoğan’ın ülke üzerindeki demir pençesini zayıflatabilecek tam bir finansal krize dönüşme ile tehdit ediyordu.

Ancak Erdoğan genellikle derinlemesine düşünmez. Onun başlıca taktiği, ülke çapındaki mitinglerdeki ve televizyon kanallarındaki günlük konuşmalarında yüksek sesle kutuplaşmaktır. Bunlar kendisine yarayan yöntemlerdir. Haziran’daki milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte, başbakan ve daha sonra cumhurbaşkanı olarak 15 yıldan uzun bir sürede 14 zafer kazandı.

Ama bir ekonomiyi yönetmek, sarayı yönetmekle aynı şey değil. Ve Erdoğan için, ekonomi sadece seçim dönemlerinde ustaca süslenen bir araç oldu. AKP, Türkiye'nin 1945'ten beri yaşadığı en kötü krizden çıktığı 2002'de iktidara geldi. Gerçekten zor ekonomik seçimler tercihler yapmak zorunda değildi. Ancak, şimdi zorunda.

Türkiye, ekonomik bir acil durumla karşı karşıya. Bunun şartları, Erdoğan’ın geçen ay Trump ile arasının açılmasından önce oluşmuştu.

Türkiye ekonomisi gelişmekte olan piyasaları sarsan bir çok problemle karşı karşıya. Özellikle de dünyanın 2008’deki finansal krizden kurtulması için yapay olarak düşük tutulan dövizle borçlanmanın maliyeti açısından.  Ancak neredeyse yıllık yapılan seçimlere göre tasarlanmış Erdoğan’ın inşaat ve tüketime dayalı ekonomik modeli, ekonomiyi aşırı ısıtan ucuz yabancı krediye dayanıyordu.

Türkiye yüksek enflasyondan muzdarip (şu anda %18); 295 milyar dolar dış borca sahip, ki bunun yarısının önümüzdeki 12 ay içinde vadesi gelecek, önde gelen şirketlerin ve bankaların borcunu ödeyememesi riski anlamına gelen para birimindeki düşüş (sadece geçen ay %25, bu yıl içerisinde ise %40 düştü) ve ödemeler dengesi krizini gündeme getiren GSYİH'nın yıllık% 7'sine ulaşan bir cari açık.

Trump şimdi Türkiye'nin acısına acı katıyor. Ankara ve Washington arasındaki sorunların kazanı çoktan dolmuştu. Türkiye, Amerika'nın PKK ile bağlantılı Suriyeli Kürt militanları desteklemesine, Pensilvanya’da yaşayan din adamı ve Erdoğan’ın eski müttefiki Fethullah Gülen'i iade etmemesine öfkeli.

ABD, Trump'dan çok önce, NATO müttefiki Türkiye’nin Rusya’yla cilveleşmesinden ve İran’a yönelik yaptırımları ihlal etmesinden usanmıştı. Kongre, Ankara’nın Moskova’dan S-400 hava savunma sistemi almasını engellemek için yaptırımlar hazırlıyor. Bunların arasında, Türkiye’nin 100’ten fazla sipariş verdiği yeni nesil F-35 savaş uçağı satışının durdurulması var. Yaptırımların ihlali meselesi, şimdiye kadar hükümetle bağlantılı banka yöneticisi Mehmet Atilla ile alakalı görüldü ve devlete ait Halkbank'a büyük bir para cezası gelmesi hâlâ gündemde.

ABD için son damla, Evanjelik Protestan papaz Andrew Brunson'ın tutukluluğunun sürmesiydi. Trump’ın Kasım 2016'da yapılan seçimlerde beyaz Evanjeliklerin oylarının % 80'inden fazlasını aldığı dikkate alındığında, Trump ve Evanjelik yardımcısı Pence’in, Kasım’daki ara seçimler öncesinde Brunson davasıyla sınanması daha güçlü bir zemin bulacaktır. 

Her halükarda, Trump'ın müdahalesi liradaki düşüşü hızlandırdı ve Erdoğan'ın para krizini yabancı bir darbe olarak satmasını sağladı. ‘Faiz lobisinin“ ifşa edilmesinden yıllar sonra, Türk medyasının neredeyse tamamından oluşan AKP korosu şimdi de “para komplosunu” kötülüyor.

Bu, en azından kısa vadede başarılı bir taktik. Trump’ın Erdoğan’a yakın Türk bakanlara yaptırım kararı ve ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği çelik ve alüminyuma uygulanan vergileri ikiye katlaması, hükümetin bir “ekonomik savaşın kurbanı” olduğunu iddialarını destekliyor. ABD başkanının saldırganlığı, Türk muhalefetini kendi cumhurbaşkanlarının arkasında durmak zorunda bıraktı. Fakat uzun vadede bu yaklaşımla ilgili zorluklar var.

Kriz büyük ölçüde ev yapımı ve dahili olarak giderilmesi lazım. Ancak, kolların bariz olarak çekilmesi Erdoğan için itibar kaybı anlamına gelecektir. Erdoğan'ın tüm kötülüklerin anası ve babası ’olarak nitelendirdiği faiz oranlarındaki etkileyici bir artış, liranın düşmesini frenleyebilir. Erdoğan, yüksek faiz oranlarının enflasyona yol açtığına inanıyor. Dahası, önümüzdeki Mart’ta Türkiye'nin büyük şehirlerinin kaybedilmesinden korktuğu belediye seçimleri öncesinde, krediyle beslenen her ne pahasına olursa olsun gerçekleştirilen büyümeyi tehlikeye atacaktır.

Ayrıca, Ankara’daki zevksizlik örneği neo-Osmanlı sarayından ülkeyi yöneten Erdoğan, her türlü uzmanlık ve bilgi birikimle irtibatını kopardı. Orduyu etkisizleştirmede ve ülkeyi Avrupa'ya yönlendirmede kendisini destekleyen liberaller ve solcular onu terk edeli çok oldu. Tüm AKP kurucu ortaklarını siyasi bir belirsizliğe itti. Devlete nüfuz eden Gülencilere yönelik büyük tasfiyeler, hükümetin şimdiye kadar güvendiği kadroların gitmesi anlamına geliyor. Ve Erdoğan, siyasi atamalarla kamu hizmetinin üst kademelerini değiştirmenin de aralarında bulunduğu tüm yetkileri merkezileştirdi. Kurumsal aklı, saray çalışanlarına ve şakşakçılara değişti. Piyasalarda güvenilirliği olan eski ekonomi bakanı Mehmet Şimşek’in yerine, henüz test edilmemiş olan damadı Berat Albayrak  ekonominin baronu oldu.

Erdoğan karşılaştığı bir paradoks şu: Krizi yabancı bir darbe olarak satmadaki başarısı, AKP'den ziyade aşırı milliyetçi müttefikleri için oya dönüştü ve bu onun yardım için IMF’ye yaklaşmasını imkânsız kılıyor.

Küresel anti-Trump ittifakının bir parçası olarak, yeni dostlarının ve müttefiklerinin Türkiye'ye nasıl yardım edeceği yerine konuşuyor. Ancak Rusya'nın önceliği Ukrayna’yla ilgili yaptırımlardan kurtulmak. Çin, Trump’ın ticaret savaşını sonlandırmasını istiyor ve çoğunlukla borçların giderilmesinden ziyade proje finansmanı yapıyor. Suriyeli mülteci akışını frenlemek için Türkiye'ye bağımlı AB biraz yardımcı olabilir, ancak Erdoğan’ın otokratik davranışlarıyla sınırlandırılıyor. Türkiye'nin kalan son Arap müttefiki Katar’ın elleri ise, Suudi önderliğindeki bir ablukayla dolu, ancak yine de 15 milyar dolarlık söz verdi. Ancak bu, Türkiye'nin nihayetinde ihtiyaç duyacağı miktarın küçük bir kısmı.

Lira üzerindeki baskıyı hafifletmek ve belki de bu miktarları harekete geçirebilen tek yapı olan IMF ile nihai bir anlaşmanın önünü açmak için Erdoğan, Brunson'u serbest bırakmanın ve Trumpvari bir öfkeyi azaltmanın saygın bir yolunu bulmak zorunda. Bu 180 derecelik dönüşü yapmak için için tüm medyaya sahip. 

 
 
 

 

https://www.aspistrategist.org.au/turkeys-financial-crisis-erdogan-needs-to-make-new-friends/