Eric Edelman: Bir başka darbe ihtimali Erdoğan'ın uykularını kaçırıyor

Washington’daki Johns Hopkins SAIS okulunda yapılan panele katılan Türkiye uzmanları, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin tarihin en kötü krizini yaşadığında fikir birliğine vardılar. 

ABD’nin Irak savaşı sonrasında 2003 ile 2005 arasında Ankara’da Büyükelçilik görevini yapan Eric Edelman, Türkiye-ABD ilişkilerini ‘ağır çekim tren kazası’ olarak betimledi ve Türkiye’nin Rus S-400 savunma füzelerini alma kararından dolayı gelebilecek CAATSA ambargolarının bu ilişkileri daha da kötüleştirebileceği ihtimali üzerinde uzlaşıldı. 

Geçmişte Pentagon ve Beyaz Ev’de üst düzey görevlerde bulunmuş ve Washington’da halen sözü en çok dinlenen Türkiye uzmanlarından olan Edelman, Washington’ın ilişkilerdeki tansiyonu azaltmak adına iki farklı aksiyon planı üzerinde çalıştığını vurguladı.

Johns Hopkins

Bunlardan ilki aradaki 20 milyar dolarlık ticaret hacmini 100 milyar dolara çıkarmak. Bu hedef için de henüz geçen hafta ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un Türkiye ziyareti hatırlandı. Büyükelçi, bu ticaret hacmi hedefinin gerçekleşmesi ihtimalinin çok yüksek olmadığı kanısını da paylaştı.

İkinci yol olarak ise Ankara’ya birçok kez ziyarette bulunan ve Türkiye ile ilişkilerde önemli bir isim olan Amerikalı Senatör Lindsey Graham’in S-400 için 1990'larda Kıbrıs’ın alıp, depoya çektiği S-300’lere benzer bir ara çözüm bulunması üstünde çalışması olarak gösterildi.

Böylece bir taraftan Türkiye alacağına söz verdiği S-400’leri almış olacakken, diğer taraftan da bunu faaliyet geçirmeyerek Amerikan Patriot sistemini almak ihtimali de doğmuş olacak. 

Panelin ilerleyen süresinde Edelman, bir başka panelist Sinan Ciddi’nin başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun performansı olmak üzere birçok konuda Erdoğan’ın uykularını kaçıracak gelişmelerin yaşandığı sözlerine ek olarak, Türk ordusunun ‘bilinmediğini’ ve bir başka darbe endişesinin Erdoğan’ı geceleri uyutmayan nedenlerden biri olarak gösterdi. 

Edelman, Türk Ordusunun durumunu 1960’lardaki duruma benzediğini söyledi ve belki de bundan dolayı Erdoğan’ın zamanın Türkiye Başbakanı Adnan Menderes’e çokça atıf yaptığını söyledi ve ekledi:

‘’Albaylar ve altındaki Türk ordusunu çok az biliyoruz ve Erdoğan’ın S-400 almasının nedenlerinden biri şüphesiz bu savunma sistemlerinin F-16’ları düşürebilme kabiliyetidir. Şu an biz 1960’lardaki duruma çok benzer bir durumdayız. Üst düzey askeri sınıf AKP’nin imajı ile şekillenmiş olabilir ama Türkiye’nin Askeri kurumu çok büyüktür ve kabuğun altında Albaylar ve alt kademeyi biz bilmiyoruz. Ve sanırım o da (Erdoğan) bundan korkuyor.’'

Paneldeki bir diğer Türkiye uzmanı, aynı zamanda Center for American Progress adlı düşünce kuruluşunda kıdemli uzman Alan Makovsky de Edelman’ın bu sözlerine katıldı. Makovsky, Erdoğan’ın popülaritesinin sürekli düştüğü, ekonominin iyi olmadığını ama 2023’e kadar bir erken seçim olmasının da Meclis'in artimetiğine bakıldığında pek ihtimali bulunmadığını zira Erdoğan’ın parlementoda çoğunluğu elinde bulundurduğunu hatırlattı ve bu durumun ‘çok zor bir açmaz’’ ortaya çıkardığını ve ‘’kanun dışı yollar için bir formül’’ olduğunu vurguladı.

Devamında Makovsky de, Türkiye’nin tarihine bakıldığında bir başka askeri darbe girişimi ihtimalinin gözden ırak tutulmamasını da söyledi:

‘’Türk Ordusunu bilmiyoruz. 2016’daki başarısız darbe girişiminden önce Türk Ordusu sekülerizmin ve Kemalizm’in son kalesi olarak bilinirdi ve neredeyse kimse Gülencilerin orduda bu kadar güçlü olduğunu düşünmedi.''

Türkiye’nin S-400 alımından dolayı CAATSA ambargolarının gelip, gelmeyeceği konusu Johns Hopkins okulundaki öğretim görevlisi ve Türkiye uzmanı Lisel Hintz’in yönettiği panelin bir başkası konusu oldu. Edelman, bu ambargoların konması için Trump’ın bir süreye bağımlı olmadığını ve Trump’ı bu ambargoları bir an önce getirmesi için bir mecburiyeti de olmadığını hatırlattı. 

Washington, DC’deki Middle East Institute’deki Türkiye programı direktörü Gönül Tol ise, olası CAATSA ambargolarının getirilmesi halinde bu durumun Türkiye’yi daha da çok Rusya’ya iteceğini, şu anda Türkiye-Rusya ilişkilerine stratejik ortaklık denmese de ileride böyle bir ortaklığa evrilebileceğini kaydetti.

S-400 alımından dolayı CAATSA ambargoları geldiği takdirde bunun Türk savunma endüstrisi üzerinde ciddi bir zayıflama meydana getirebileceğini de ekleyen Tol da Türkiye-ABD ilişkilerinin 1970’ler silah ambargosu veya 2003 ‘çuval olayı’ gibi gelişmelerden çok daha zor bir durumda olduğunu, zira geleneksel olarak ikili ilişkileri düzeltmek isteyen Türk Ordusu ve sağ tandanslı iktidarlar yerinde bugün herhangi bir aktör olmadığını hatırlattı. 

Makovsky ise Trump'ın CAATSA ambargolarını getirme yoluna gitmeyeceğini düşündüğünü açıkladı.

Gecenin bir başka panelisti Georgetown Üniversitesindeki Türk Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Sinan Ciddi ise Erdoğan’ın adeta tek başına karar alıcı haline geldiği ve bu durumun Rusya ve Türkiye’deki siyasi kültürlerin çok farklı olmasına rağmen Putin ve Erdoğan’ın konumlarını benzeştirdiğini söyledi.

Ciddi ayni zamanda Washington’a zaman zaman gelen Türk delegasyonlarının açıkladığı ticari hedeflerin veya sorunların çözüleceği yönündeki sözlerin anlamsız olduğunu zira her iki başkentte de bu ilişkileri düzeltme adına herhangi bir kurum desteğinin kalmadığını, bu gezilerin çoğu kez Erdoğan’ı mutlu etmek için yapılan gösteriler haline dönüştüğünün altını çizdi. 

© Ahval Türkçe