Fehim Işık: Yeni bir KDP-PKK savaşı çıkma riski var

TSK’nin 28 Mayıs’ta PKK’ye yönelik Irak Kürdistan bölgesi sınırları içerisinde yer alan Hakurk'a başlattığı havadan ve karadan operasyon sürüyor. Diğer yandan Irak Kürdistan Bölgesi’nde de sıcak gelişmeler yaşanıyor.

Irak Kürdistan bölgesinde, bağımsızlık referandumu sonrası bölge devletlerin karşı çıkışı ve Irak merkezi hükümetinin başka Kerkük olmaz üzere tartışmaları bölgelere askeri operasyonları sonrası bağımsızlıktan vazgeçilmişti.

Böylece bölgenin başkanı Mesud Barzani istifa etmişti. İki yıl sonra bölgenin yeni başkanı Neçirvan Barzani oldu. IKYB’nin yeni başbakanı için kabine kurma yetkisi ise Mesud Barzani’nin oğlu Masrur Barzani’ye verildi. Bölgede yaşanan gelişmeleri gazeteci Fehim Işık ile konuştum.

 

TSK’nin PKK’ye yönelik Hakurk’taki havadan ve karadan operasyonu İstanbul seçimlerine öncesine denk mi getirildi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bölgeden size gelen bilgiler neler?

Yalnızca seçimlere özgü bir operasyon olduğu kanısında değilim. Irak Kürdistanı’na yani Güney Kürdistan’a bu son operasyon hem kapsamlı, hem planlı hem de hazırlıkları uzun dönemden beri sürüyor. Hatta belki Çökertme Planı’ndan beri hazırlıkları süren askeri yönelme.

Türkiye, son iki yıldan bu yana, bölgede çok ciddi askeri konumlanmalara gitti. Yollar inşa etti. Belli alanları hedef alarak yöneldiler. Şemdinli’den, Güney Kürdistan'ın Soran kasabasına kadar uzanan bir hat ile yine Çukurca’dan Güney Kürdistan’ın Amediye kasabasına kadar uzanan hatta uzun süredir bir hazırlık vardı. Karakollar oluşturulmuştu. Karakollar, kalekollara dönüştürüldü.

Bu kez hava destekli olarak bir saldırıya başladılar. Asıl hedef Kandil ile Türkiye’nin bağlantısını kesme. Böyle bir hazırlığı seçim öncesi bir politik olarak görmek eksik kalır. Ama tabii, seçim öncesi yürütmelerini kendi politikaları açısından faydasını görmeyi düşünüyorlar.

Bölgede sıcak çatışmalar yaşanıyor mu?

Sadece Güney Kürdistan’da değil, bölgede çok ciddi çatışmalar yaşanıyor. Türk ordusu oradaki yönelmesinde sıkıştıkça, tepkilerle karşılaştıkça, sivil alanlara yönelik saldırılarını artırmaya başladı. Dün, görüntüleri de yayınlandı. Amediye kent merkezine yakın 500 metre uzaklıktaki sivil halka ait bir benzin istasyonunun bombaladı. Bölgeden haber almak da pek mümkün değil.

Gazetecilerin bölgeye ulaşmasına yönelik engeller de var. İnsanların çektiği görüntüler ve verdiği bilgiler üzerinden ulaşmak mümkün. Sivil bölgeler de bombalanıyor. Güney Kürdistan’da çatışmalar yoğunlaştıkça, görüyoruz ki, Kuzey’de de çatışmalar yoğunlaşamaya başladı. Dersim’de yoğun çatışma haberleri geldi.

Diyarbakır ilçelerinde Lice-Kulp bölgesinde, Ağrı’da, Mardin Nusaybin’e bağlı kırsal bölgeden çatışma haberleri geldi. Güney Kürdistan’daki çatışmalar göğüs göğüse çatışmalar değil. Vur-kaç taktiği var. Örneğin, Zaho’da. Çok iyi bildiğim bir kasaba bu. KDP’nin denetiminde bir kasaba. 1991’den beri neredeyse Türkiye’nin en rahat çalışabildiği, istihbaratının en rahat ettiği bir bölge. Güney Kürdistan Öz Savunma Güçleri geçen gün Türkiye’nin askeri üssüne yönelik bir eylem yaptılar. Görüntüler de yayınlandı. Yani, geniş bir alanda yoğun çatışmalar devam ediyor, göğüs göğüse çatışma alanı şimdilik yok.  

KDP’nin TSK ile birlikte hareket ettiği iddiaları da var. Bu iddialar doğru mu? KDP Peşmergeleri TSK birlikleriyle bölgede birlikte mi hareket ediyorlar?

Şu anda ortak birlikte PKK’ye karşı bir askeri operasyon yürüttüklerine dair somut bir olgudan bahsetmek mümkün değil? Ancak bu operasyon sonrası Türk devleti ile KDP ile Türk devleti arasında bir uzlaşmazlık yaşandığını da söyleyemeyiz. KDP sessiz ve aynı zamanda siyasi olarak en azından bu süreçte destekler içerisinde.

Ben bölgede birçok kişiye konuştum. KDP’ye yakın olan, KDP’li olanlar da vardı. Onların bana dediği, Türk devlet ile KDP yönetimi arasında bir anlaşma olduğu, Türk devletinin bu alanları PKK’den temizledikten sonra orayı KDP Peşmergelerine teslim edeceğini ve bölgenin güvenliğini KDP Peşmergelerin sağlayacağını söylediler. Bu onlara verilmiş bir söz olabilir, bu anlaşmaya gidilir mi bilemem ama Türk devleti orada istediği askeri hedeflere ulaşırsa bir daha oradan çıkmayacaktır. Yürütülen operasyon bir işgal operasyonudur? Bölgeyi bir bütün olarak askeri olarak kontrol altına alma ve bölgeyi insansızlaştırma operasyonudur. Böylece PKK’nin hareket alanını sınırlamaya dönük bir planla hareket ediyorlar. KDP o bölgede Türk devletiyle birlikte hareket ediyor. Ama şu an Peşmergeler ile Türk askerleri birlikte operasyon yapıyorlar diyeceğimiz bir bilgi ve görüntüyle karşılaşmadım.

Kürtler için çok riskli bir dönem. Şimdiye kadar bir çatışmanın yaşanmaması bile bu bugünden sonra yaşanmayacağı anlamına gelmez? Ayrıca Güney Kürdistan'da siyaset alanında da yaşanan kriz var. Bu kriz çoğu kez çözülemediği için sıcak çatışmalara neden olmuştur? Bazen Güneyli güçler arasında olmuştur, bazen Güney ve Kuzeyli güçler arasında olmuştur. Ben bölgeyi bilen bir gazeteci olarak doğrusu bu kaygıyı ve korkuyu yaşıyorum.

Yeniden 1996 gibi bir PKK-KDP savaşı yaşanır mı?

Yaşanmamasını umut ediyorum. Ama sonuç itibariyle eğer Türkiye orada askeri anlamda istediklerini yaşama geçirmek için KDP ile birlikte ortak askeri operasyonlara da yönelirse yaşanır. 96 savaşı bu nedenle yaşandı.

Türkiye’nin bölgede tek başına yürüttüğü operasyonlar Kürt güçleri arasında çatışma nedeni olmadı ama Türkiye oradaki yerel güçlerle, KDP, YNK ile yönetimle hareket etmeye başladığında güçleri karşı karşıya getirdi, çatışmalar yaşandı. Ondan sonra çok kez riskli süreçler yaşanmasın rağmen, diyalogla sorunlar aşıldı. Bu kez de öyle olmasını umuyoruz.

Türk askerlerin bulunduğu karakolların çevre güvenliğinin Peşmergeler tarafından sağlanacağına ve bunun için bölgeye Peşmerge kaydırıldığına dair bilgiler var. Bölgeye yoğun hava bombardımanı sonrası 8-10 noktadan PKK’liler çekilince Türk askeri oraya yerleşti. Gerillaların harekat alanlarını daraltmaya yönelik olarak çeperdeki kısımların ise Peşmergelerin kontrol edilmesini isteniyor. Bu yapılırsa, PKK ile KDP’nin karşı karşıya gelmesi anlamına geliyor. Bunların hepsi riskler. Risk var ve bunun siyaseten çözülmesi gerekiyor.

Irak Kürdistan Bölgesi başkanlığı seçimleri de yapıldı ve IKYB eski başbakanı Neçirvan Barzani bölgenin yeni başkanı oldu. Törene Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da katıldı. Neçirvan Barzanili yeni dönemde bölge ile Türkiye ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, Neçirvan Barzani’nin Kürdistan Bölge başkanı olmasına çok sevindi, üst düzeyde katılımlar gösterdi, hararetli şekilde de kutlamalarda bulundu. Çeşitli defalar da Neçirvan Barzani ile görüştü. Bağımsızlık referandumu krizinden sonra daha çok Neçirvan Barzani ile başbakanlık sıfatıyla görüşmüşlerdi. Neçirvan Barzani döneminin Türkiye ile çok ciddi yakınlaşmalarına gireceklerini düşünüyorum. Sadece ekonomik yakınlaşma değil, ekonomik yakınlaşma anlaşılır ama bölgenin kaderini de belirleyecek askeri yakınlaşmalara yeni krizleri de beraberinde getirebilir. Bu sadece PKK ile yaşanacak bir krizden söz etmiyorum.

Güney Kürdistan yönetiminin bir kesimi, Türk  devletini arkasına alarak onun üzerinden bölgede güçlenmeyi hedeflerse, bu diğer güçler arasında tepki görür ve bölgede farklı istenmeyen durumlar da çıkabilir. Geçmişte bunu YNK İran üzerinden yapmaya çalıştı. İran üzerinden Güney Kürdistan’da hakimiyet kurmak istedi. Benzeri bir durum yaşanırsa oradaki güçler de bunu kabul etmez. Hassasiyet bu açıdan da önemli. Türkiye alabildiğine memnun. Güney Kürdistan’ın yeni yönetimiyle Türkiye ile ilişkiler üzerinden bölgede denkleminde kendisini daha da güçlü kılmaya dönük adımlar atılacak gibi duruyor.

Mesrur Barzani’nin başbakanlığına Türkiye ne ilgi gösterir bilemem. Özellikle KDP yönetimi bu konuda yekpare mi değil mi bilemiyorum. Çok özetle Neçirvan Barzani döneminde umarım yanılırım ama bence kaygı duyulabilecek yanları var. Hassasiyetler konusunda Neçirvan Barzani’nin sayın Mesud Barzani ile aynı noktada olmadıklarını düşünüyorum. Umarım yanılırım.