'FETÖ'ye karşı mücadele ederken 'FETÖ'cü olmakla suçlanan avukatın hikayesi'

Ceylanpınar'da 2015 yılında iki polisin öldürülmesinin ardından Kürt çözüm sürecinin sona erdiği yönündeki hakim kanı içinde, cinayetleri işledikleri iddia edilen iki gencin avukatlığını üstlenen Hüseyin Akay'ın karşılaştığı hukuksuzlar da medyanın gündem maddelerinden biri oldu.

Artıgerçek yazarı Ayşe Yıldırım, Akay'ın Gülen grubu üyelerini tanımlamak için kullanılan 'FETÖ'ye karşı mücadele ederken bir anda 'FETÖ' üyeliği suçlamasıyla karşılaştığını belirtti. 

10 Kasım tarihli yazısında Yıldırım, Akay'ın gözaltına alınmasının 18 Ekim 2016 tarihli gazete ve haber sitelerinde gündem oluşturduğunu, iki müvekkilini savunurken suikastlerde 'FETÖ' şüphesine dikkat çekmeye çalıştığını hatırlattı. 

Tutuklu iki müvekkilin 30 ayın ardından beraat ederek serbest kaldığını ifade eden Yıldırım, Akay'ın başına gelenleri yedi yıl geriye giderek anlattı:

"Hüseyin Akay, o zaman 8 yıllık avukattır. Hayalindeki meslek ise savcılıktır. O da avukatlıktan hâkimlik-savcılık mesleğine geçiş yazılı sınavına başvurur. Yazılı sınavda başarılı olur ve mülakata katılmaya hak kazanır. Ama mülakat sınavını bugün daha iyi anlaşılacağı üzere ‘FETÖ vesayeti’ nedeniyle kaybeder.

Yıl 2012. Akay, bir kez daha şansını denemeye karar verir. 6 Mayıs 2012’de açılan sınava çok iyi hazırlanmış bir şekilde girer. Sınavı kazanır. Ama içi rahat değildir. Sınavda ‘FETÖ’ ve ‘kopya’ şüphesi vardır. Bunu da sosyal medya üzerinden dile getirir. Kendisi de kazanmasına rağmen kopya çeken kişilerin hâkim-savcı olmasını istemiyordu.

Söz konusu kopya şüphesi kamuoyunda yankı bulunca ÖSYM sınavı iptal etti.

'Esasında kopya çekenlerin kim olduğu açıktı' diyor Akay. Bu nedenle kopya çekenlerin net olduğunu belirterek sınavın iptal edilmesine itiraz etti. Ankara 1. İdare Mahkemesi talebini yerinde buldu ve iptal edilen sınav hakkında yürütmenin durdurulması kararı verdi. 'Biz, idare mahkemesinin bu kararına karşılık bakanlığın yapılan mülakatın sonuçlarını açıklamasını beklerken, Adalet Bakanlığı yeniden mülakat yapmaya karar verdi' diyor."

Akay'ın o mülakatta elendiğine değinen Yıldırım, Akay'ın, 'kopya çekenlerin hakim savcı yapıldı' sözlerini aktardıktan sonra, 2015 yılında yeniden sınava girdiğini ve yazılı sınavı kazanıp yine mülakatta elendiğini dile getirdi.

Akay'ın sonuçlara itiraz ettiğini, idare mahkemesinin itirazı haklı bulurken üst mahkemenin bu kararı geçersiz kıldığına değinen Yıldırım, avukat Akay'ın bu kez de konuyu Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) götürdüğüne işaret etti.

AYM, bu konudaki kararını henüz açıklamazken, Akay'ın söz konusu davalarda 'FETÖ'nün kopya skandalını ispatlamaya çalışırken şimdi o sınavlardan birinde kopya çektiği iddiasıyla yani ‘FETÖ üyeliği’ suçlamasıyla gözaltına alındığını hatırlattı.

Avukatın sekiz gün boyunca uyurken bile kelepçe ile tutulduğuna değinen Yıldırım, Akay'ın şu sözlerine dikkat çekti:

"1980 ihtilali sonrasını aratmayacak bir gözaltı sürece yaşadım. Diğer kopya şüphelileriyle birlikteydim. Açık spor salonunda bir pikeyi kendime hem yatak hem de yorgan yaptım. Yastık olmadığından ayakkabıya sıkıştırdığımız pet şişeleri yastık yapıyorduk. Lavabo ihtiyacı dışında çıkarılmayan kelepçeler nedeniyle bileğimizde yaralar oldu. Yemek olarak üç öğün verilen tek şey kaşarlı ekmek ve içecekti. O stresle sekiz günde beş kilo verdim.

Sekiz günün ardından savcıya, hâkime bile görünmeden haftada bir gün en yakın kolluğa atacağı imza karşılığında serbet bırakıldı. Bu sırada yurt dışı yasağı konulduğunu da öğrenmişti.

Hakkında 'kopya şüphesi nedeniyle FETÖ üyeliği, resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık' davası açılmıştı. Haftada bir gün Ceylanpınar Emniyeti'ne gidip imza atıyordu.

Haliyle düğününü erteledi.

Nihayet evlendiğinde ise hem yurt dışı yasağı hem de denetimli serbestlik nedeniyle balayına çıkamadı."

Akay'ın hukuk mücadelesinin ardından 10 Ekim 2018’de beraat ettiğine değinen Yıldırım, avukatın yurtdışı yasağının sürdüğünü ifade etti. 

 

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz