Bihter Okutan
Haz 05 2018

Günün Sivrileri: 80’lerin bekçi devleti tarihe gömüldü, AKP nostalji peşinde

Değişim, ne kadar direnilirse direnilsin ne çuvala ne de bir kaba sığıyor. Bir yolunu bulup girdiği ortama ve dahi her şeye şeklini veriyor, dönüştürüyor.

Direnmenin daha fazla can yakmaktan başka bir faydası olmadığını hayat acı derslerle anlatıyor anlatmasına da; tepeden tırnağa inat, hırs ve öfkeye kapılanların fikri sabitliğine çare bulunmuyor.

Değişim, karşısındaki dirence göre kimi zaman yavaşlasa, kimi zaman da yön değiştirse bile daha büyük bir dalga, hatta tsunami olup yıkıyor setleri, barajları.

Belki seçim telaşesinin gündeminde silinip gitti ancak Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’nun, aynı anda farklı kanallardaki seçim programlarında arzı endam ettiği rakibi Erdoğan karşısında daha fazla izlenmesi tam da bu türden; dipten gelen bir değişimin de habercisiydi.

Erdoğan, ‘kendi çiftliğinde’ at koştururken (TRT), Karamollaoğlu Fox TV’de meramını anlatıyordu seçmene.

Ertesi günün sonuçlarının adı ‘değişim’di!

Karamollaoğlu, izlenme oranlarında AB grubunda dördüncü sıraya yerleşirken, Erdoğan bir sıra altına düştü.

Yüzde 10 seçim barajını bile geçemeyen bir partinin lideri, ülkenin Cumhurbaşkanını ya da neredeyse her iki kişiden birinin oy verdiği bir ‘muzaffer’i reyting yarışında geride bırakıyordu…

Güce ve hep kazanmaya meftun birisi için anlamı, sıradan bir dimağın algısının çok çok ötesinde bir durum olsa gerek…

Bu tabloda değişime direnen, varlığını bu dirence yaslayan TRT elbette günün/günlerin ‘sivri’si.

Özelde Karamollaoğlu’na, genelde ise, muhalefetin sesine hiç yer vermeyip sadece iktidarın ekranına dönüşmek gibi ölümcül bir hatanın kararlı uygulayıcısı ve 'sivri'si TRT. 

Bir büyük değişim de Pazar günü gerçekleşti. 20 yılda adım adım geldi ama pir geldi. Ali Koç, 20 yıllık başkan Aziz Yıldırım’ı uğurladı.

Yıldırım’ın temsil ettiği her şeyi de tarihin karanlık sularına gömerek…

Koç’un, Atatürk posteri önündeki, ‘kimseye biat etmedik’ açıklamasının alt metnine dair okuma yapmaya gerek yok.

Fazlasıyla net bir mesaj bu.

Gidenlerin ayak sesleri hızlanırken, gelenlerin kararlılığı ve asaleti dikkate değer.

Sosyal medya, hemen her değişimden ‘en fazla nem kapan’ yapısıyla Ali Koç’la gelen mesajı en doğru şekilde okudu ve yaydı:

“Fenerbahçe değişirse Türkiye değişir”

Bu değişim yaşanırken, değişimin önündeki en büyük bloklardan Aziz Yıldırım arkasına bakmadan salonu terk etti.

Hem de, "Fenerbahçe’yi şerefsizlere, çapulculara bırakmam" deyip Ali Koç’u başkan olarak onayladığını açıkladığı o güne rağmen…

Değişim dalgasıyla kıyıya vuran Aziz Yıldırım, bu tutumuyla Pazar gününün ‘sivri’si oldu.

Yenilik, reform, değişim deyince gençlerin aklına bir isim geliyor: Selahattin Demirtaş.

Özellikle gençlerin çünkü gençler 1980’lerin nostaljik 'bekçi devleti'nden yaka silkmiş vaziyette.

Kocaman cüssesiyle ruhu asabi bir ergen olan devletin gençlere dayattığı şeyin ne satın alınacak ne de yüzüne bakılacak bir yanı var.

En fazla acıklı bir hal ama yine de tehdit etme cüreti gösterecek kadar küstah.

Son olarak, bekçi devlet Gazi Mahallesi’nin sokaklarında hortladı ve Demirtaş’ın ‘ketıl’ı ile simgeleşen özgürlük mücadelesine ‘çizik atma’ya kalkıştı.

Her şeyi başlatan tweet:

Ketıl resmi çizip, ‘Senle değişir’ yazan iki genç İstanbul’da tutuklandı.

Aynı yazılamalar Beşiktaş’ın duvarlarına da yapıldı: Senle değişir!

AKP, sökün eden değişim dalgasının iki ucunu Beşiktaş ve Gazi Mahallesi’nde birbirine bağladı.

Arzuladığının tam aksi bir sonuçla karşı karşıya kaldı.

Demirtaş’ın ‘değişim ketıl’ı Edirne’den yola çıktı, Türkiye’ye dalga dalga yayıldı. Gülen suratlar eşliğinde.

O gençleri tutuklayarak devlet belli ki 'bekçi nostaljisi' yapıyor ancak nafile...

Değişimi hafif atlatmayı seçmedi! Ve her tercihin, eylemin bir sonucu olduğuna dair en temel fizik kuralına maruz kalmaya razı oldular.

AKP’li yetkililere ve o gençleri tutuklayan ‘bekçi’lere de günün ‘sivri’si olmak kaldı...