Bihter Okutan
Haz 01 2018

Günün Sivrileri: 'Babam sağolsun!', 'Sarı şiddet'in yolu göründü yine...

Siyaseti nasıl biliriz? Kötü biliriz. Hele ki bazı isimlerin ‘kötü’ bilmesi için herkesten çok sebebi var. Kim mi onlar? Listenin başında Bülent Arınç var.

Neler gelmedi ki başına şu siyasi hayatı boyunca. Kah Erdoğan’a ‘Anayasa Mahkemesini tanımıyorum’ dediği için eleştiri yöneltip Abdullah Gül’ü ve onun seçtiği Yüksek Mahkeme üyelerini savundu, kah Erdoğan’a 16 Nisan 2017 referandumu sürecinde ağır eleştiriler yöneltti.

Gül ile hizalanmış görünürken, 24 Haziran’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Gül’ün ‘çatı aday’ olarak ismi gündeme gelince soluğu Saray’da aldı.

Yine kafalar karıştı. Kim kiminleydi? Kim kime muhalifti?

Sonra anladık ki aslında küsmüş Gül’e. İstişare etmemiş onunla adaylığı gündeme gelince.

Hayalkırıklığını da şöyle özetlemiş:

“Yıllarca her konuda istişare ettiğiniz bir insan. Ben şöyle tahmin ettim; dedim ki herhalde (adaylığa) 'hayır' diyecek, beni yormak istemiyor. Ama sonra iş ilerledi, başkalarıyla da görüştüğünü bir şekilde duydum.

Bu sefer de herhalde 'evet' diyecek de ondan sonra bana bir nevi sürpriz yapacak diye düşündüm. Beklentinin aksine hiçbir görüşme olmadı. Ben buna da ayrıca üzüldüm. Beni davet edip, 'konuyu istişare edelim' dese yine bunları söyleyecektim belki ama istişare etmiş olacaktık."

Koltuğundan neredeyse ‘sökülerek’ kaldırılan Melih Gökçek ile ‘parsel parsel’ polemiğine hiç girmeye gerek yok. Görüyorsunuz!

Sonra bir duyuldu ki, Arınç’ın oğlu Ahmet Mücahit Arınç, AKP İstanbul 3. Bölge 11. sıradan milletvekili adayı gösterilmiş!

Etrafınızda yaralı parmağa işemeyen ‘dostlar’ muhakkak vardır. Almadan vermezler, hesapsız gözlerini kırpmazlar. Bu mekanizma da siyasetin adeta kutsal metni.

Kimse ‘evlatlar babalarının günahlarından sorumlu tutulmaz’ demesin. Elbette sorumlu tutulmaz.

Arınç, siyasetten nasıl bir kam aldı ki aynısını oğluna miras bırakıyor olabilir? Bunca kire, çamura evladının da batmasına nasıl izin verir?

Belli ki o kirli sularda yıkanırken, ‘acı çekiyorum ben’ halleri kullanışlı pozlardan ibaretmiş...

Ya da tersinden soralım, Türkiye halkı Arınç’ın siyaset sahnesindeki rolünden nasıl bir murat almış olabilir ki şimdi de oğlu ile yola devam etsin?

Bir meslek mi ki siyaset babadan oğula devredilen?

Bu saltanatın kapısını aralayan da Erdoğan elbette. Tıpkı tüm ‘bağzı şeyler’in ‘babası’ olduğu gibi. Oğlu Bilal Erdoğan, damat Berat Albayrak sağlı-sollu kuşatmış vaziyette siyaseti.

Bitmiyor. Bitemiyor. Hiç bitmeyen psikolojik-gerilim filminde bu kez de Mehmet Ağar ve oğlu sahnede beliriveriyor.

Ülkenin 'kimi' yaralarının müsebbibi görülen Ağar’ın, oğlu Zülfü Tolga Ağar da AKP Elazığ 3. sıradan milletvekili adayı gösterildi!

Oğul Ağar, ‘babasının tecrübesine güvendiği’ni söyleyivermiş… O tecrübeyi bir de Kürtlere sormalı!

Kimbilir Ağar’ın ‘o tosunları’ şimdi nerede ne yapıyor?

1990’ların ne kadar tartışmalı figürü varsa yeniden hortlamış gibi. Kuşak kuşak…

Azalmıyorlar, bitmiyorlar...

Alaattin Çakıcısı’ndan Mehmet Ağar’ına…

Ya da Sedat Peker’ine... Hepsinin adresinin de AKP olması da ‘hoş’ bir tesadüf!

Bu durumda birden fazla ‘sivri’ oluştu. Evlatlarına, ‘dur oğlum, siyaset adamı yer bitirir, bir çamurdur, bulaşırsa çıkamazsın’ diyemeyen ‘babalar’ mı yoksa babalarının ‘mirası’na rağmen bu kadar ‘cesur’ olan evlatlar mı daha sivri, siz karar verin…

Son yıllarda insanca taşınmanın adresiydi Uber. Yıllarca ‘sarı şiddet’e maruz kalan Türkiyeliler bir parça insanca muamele ile gidecekleri adrese ulaşıyordu.

Uber'le kısa mesafe seyahat etmek isteyenler, sayısı çok az olan (!) taksicinin yaptığı gibi küfretmekten ağır lafları eşliğinde reddedilmiyordu. Ya da bindiği araçtan indirilmiyordu.

Hep kulaktan kulağa anlatılırdı (kimi!) taksici şiddeti. Sonra Uber denilen taksiye alternatif ticari araçları keşfetti insanlar.

Nasıl bir huzurdu! Temiz araçta, dikiz ayna tacizine maruz kalmadan gideceği adrese varma 'lüksü'ydü bu.

İnsanca yaşamak elbette en kallavi lüks Türkiye'de...

Olmadı. Yaşatmadı taksiciler. Her gördükleri yerde dövdüler Uber sürücülerini. Yetmedi müşterilerine saldırdılar. Bacaklarından tutulup yola atılan kadınlar oldu.

Orman kanununa sessiz kalındı.

‘Oluk oluk kan akıtacağız’ diyene bile sessiz kalınan bir ülkede bu şiddetin lafı mı olur!

Zaten Erdoğan da açıkladı.

“Uber işi bitti artık, yok öyle bir şey” dedi.

Bir güzel şeyi daha tek sözü ile gömdü!

“Taksici esnafımıza alternatif hizmet sözkonusu olamaz” diye de ekledi.

Hiç mi güzel bir şeye sahip olma hakkı yok Türkiye halklarının?

Bir güzelliği daha insanların elinden acıta acıta aldığı için bugünün ‘sivrisi’ oldu...