Tem 20 2018

Habertürk yazarı: Ceylan Özgül yeni Fadime Şahin mi?

Adnan Oktar ve grubuna düzenlenen operasyonun yankıları sürerken, bir yandan da ülkedeki cemaat ve tarikatlara yeni operasyonların yolda olduğu iddiaları gündemi meşgul ediyor.

Habertürk Gazetesi köşe yazarı Nihal Bengisu Karaca ise, Oktar grubundan ayrılan Ceylan Özgül'ün itiraflarının gazete sayfalarını süslediğini ve her yeni itirafta, 'vay canına, neler dönmüş' denildiğini belirtti.

20 Temmuz Cuma günkü yazısında Karaca, A9 kanalındaki görüntüleriyle birlikte Adnan Oktar'ın 'pavyon işletmecisi' tarzının gün yüzüne çıktığını, bu yapıya cemaat ya da tarikat demenin doğru olmadığını ifade etti. 

Grup içinde yaşananları anlatan Özgül'ün yeni Fadime Şahin olup olmadığını sorgulayan Karaca, Fadime Şahin-Müslüm Gündüz olayının ardından gelen süreçle, şimdi 'cemaatlere beton dökelim' yaklaşımının birbirini çağrıştırdığını savundu.

Devletin cemaat ve tarikatları yok etmesi çağrıları ile ilgili, Karaca şu satırları paylaştı:

"Gazeteler televizyonlar ve sosyal medya “Nedir kardeşim bu cemaatlerden çektiğimiz? Devlet hepsinin üzerine beton dökmeli. İtiraz eden de yerlilikten millikten atılmalı” tekliflerinden geçilmiyor. Bu tekliflere yanlayanlar arasında kendisine İslamcı, eski İslamcı, dindar diyen kişiler olması ise  “Türkler iman etmez, sadece din değiştirir” sözünü haklı çıkaracak cinsten."

“Adnan Oktar ve grubuna ‘cemaat’ adı verirsek, ‘cemaatleri ve tarikatları güzelce kriminalize eder, bu ülkedeki dini yaşamın, dini dayanışmanın omurgasını çözeriz” diye düşünenler için son derece bereketli bir mecra, kabul ediyorum. Cemaatlerde çok fazla problem var, kabul ediyorum. Bazılarında pazarlık iştahı çok öne çıkıyor, devlete verdikleri destek oranında kadro, bina, arsa talep edenler var. Cemaatlerin yeterince sivil olamamak gibi bir problemleri var. Ama açıkçası bu problemin bir ucunda da devletin ‘cemaatler fazla sivil olursa, özgür de olurlar; özgür olurlarsa itiraz ederler ve muhalif oldukları politikaların peşine halkı da takarlar, başımıza dert olurlar” şeklinde özetlenebilecek anlayışı var."

Karaca, cemaat ve tarikatlara devletin savaş açmasının yol açabileceği sonuçlarla ilgili, "Gülen cemaati FETÖ’ye dönüşerek içinden bir casus şebekesi çıkarmış diye, cemaat olmaktan başka herşeye benzeyen Adnan Oktar grubunun ipliği pazara çıkmış diye tüm cemaatlere savaş açmanın sonu, yeni FETÖ’lerin oluşmasına imkan sağlamaktır, bunu görmüyor muyuz?" yorumunu yaptı.

Yazısında, yeniden Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz olayına dönen Karaca, "Hatırlayın. 28 Şubatçıları harekete geçiren de Erbakan’ın toplumda sevilen sayılan bir grup din adamını iftara çağırması olmuştu. Devamında Fadime Şahin adlı bir kızı bulup ekran ekran dolaştırmışlardı. Ceylan Özgül’e verdiği bilgilerden dolayı müteşekkiriz ve biliyoruz ki, Adnan Oktar başına gelenleri fazlasıyla haketti. Ama Müslüm Gündüz de haketmişti. Ama o hakedişin kuyruğuna takılıp gelen paket için aynısını söylemek mümkün mü?

Tarih hep aynı yerden tekerrür edecek kadar sığ değildir. Yine de insan ‘yeni Fadime Şahin, Ceylan Özgül mü?’ diye sormadan edemiyor" diye yazdı.

Devletin dinde tekeli ele geçirdiği ve aşırı dindarlaştığı bir modele razı olunup olunmayacağını sorgulayan Karaca, böylesi bir ortamda yaşanabileceklere dair şu gözlemini paylaştı:

"'Devlet dine müdahale ettiğinde o artık asla hakiki din olmaz.  Orijini bozulur, egemenin siyasi hedefine doğru bükülür, esasını da esansını da kaybeder. Çünkü dinin evi gönüldür, devlet gücüyle gönül fethetmeye kalkmak züccaciye dükkanında tezhagtar olarak fil istihdam etmeye benzer. Buna razı mısınız?"