Ali Abaday
May 27 2018

Han Solo Cüneyt Arkın’a karşı

Yıldız Savaşları (Star Wars) gösterime girdiği 1977 yılından beri popüler kültürü daha önce hiç görülmemiş biçimde etkilemeye devam ediyor. 40 yıl içinde kendine özel bir günü (4 Mayıs), Jediism isimli dini olan Yıldız Savaşları, Disney şirketinin çatısının altına girdiğinden beri yeni film, kitap ve çizgi romanlarla hikayesini büyütüyor.

Bu hafta da ilk üçlemenin ana karakterlerinden olan Han Solo’nun geçmişini anlatan, Solo: Bir Yıldız Savaları Hikayesi, (Solo: A Star Wars Story) gösterime girdi.

Han Solo esasında Yıldız Savaşları evreninin en ilginç karakterlerinden biri. Bunun sebeplerinin başında serinin yaratıcısı Geroge Lucas’ın ilerleyen zamanlarda onunla ilgili önemli değişikliklere gitmesi var. Bu değişikliklerin en bilineni ise, filmde göründüğü ilk sahnede tartıştığı ödül avcısı Greedo’yu kendisine ateş etmeden vurması. Yıllar boyu “Han önce vurur” (Han shot first) olarak anılan sahne, sonrasında Greedo’nun ilk ateş eden kişi olacağı şekilde değiştirilmiştir.

han solo

Han esasında sadece kendisini kurtarmayı ve para kazanmayı düşünen, gezegenler arası kaçakçılık yapan, hayatı üzerine riske girmeyi seven anti kahramanlardan biriydi. Ancak her zaman İmparatorluğa karşı, bir parçası olmasa da Direniş’in yanını tuttu. Şimdi Solo filmi ile bunun sebeplerini öğreniyoruz.

Yeni filmde Han’ın büyüdüğü yerler, onun kişiliğinin nasıl oluştuğu, hiçbir zaman ayrılmadığı Chewbacca ile tanışıklıkları ve en önemlisi Lando Calrissian’dan Millennium Falcon’u nasıl kazandığı anlatılıyor.

Kronolojik açıdan serinin ilk filmi olan Solo, Han ile ilgili çoğu soruya cevap vermeye çalışan, dengeli bir film. Fakat, gerçek anlamda Han’ı yansıtan gözü karalık, fevri hareket etme gibi özellikler filmde yok. Hayranların Last Jedi’den sonra beğeneceği ancak Rogue One kadar da güzel olmayan bir yapım da denebilir. Zira iki saati aşkın süre boyunca seyirciyi hiç şaşırtmıyor ve hep kuralına göre gidiyor.

 

Solo’yu izlenir kılan unsurlardan birisi Lando rolünde izlenen Donald Glover. Han kadar ilginç bir karakter olan Lando sonunda karşımıza yeterli olmasa da biraz daha detaylı bir şekilde çıkıyor. Üstelik Han ile dostluklarının nasıl ilginç bir kimyası olduğu da daha iyi anlaşılıyor. Bir noktada senaryonun Lando’ya daha geniş yer vermesini bile diliyorsunuz.

Yıldız Savaşları’nın başarısının ardından dünyanın pek çok ülkesinde benzer temalı pek çok film çekildi. Çoğunluğu düşük bütçeli olan bu bilim kurgular ise asla istedikleri başarıya ulaşamadı. Ne var ki, daha çok çocuklar düşünülerek çekilmeye başlanan bir film hariç.

1982 yılında vizyona giren Dünyayı Kurtaran Adam konuyla az biraz ilgisi olan herkes tarafından bilinir. Yurt dışında daha çok Türk Yıldız Savaşları (Turkish Star Wars) olarak anılan film öyle bir noktaya geldi ki artık Yıldız Savaşları fanı olup da bu filmi izlemeyen yok gibi. Hatta bu yılın Mayıs ayı başında 2K çözünürlüklü hali İngiltere’de gösterildi.

han solo

Cüneyt Arkın ile Aytekin Akkaya’nın başrolünde oynadığı film esasında kimi talihsizlikler yaşanmasa bu derece bilinir olmayacaktı. Çetin İnanç, 1980 darbesi sonrasında sorun yaşamadan çekilecek türlerden birinin bilim kurgu olduğuna inanıyordu ancak bu tarz filmler pahalıya mal olmaktaydı. Yapımcıdan o döneme göre oldukça iyi bir para alan İnanç Kilyos’ta üç uzay gemisinin maketlerinin olduğu bir set kurdu. Fakat, bu set çıkan bir fırtına sonrası kullanılamaz hale geldi.

Bunun üzerine İnanç, Yıldız Savaşları Yeni Bir Umut ve İmparator’un Dönüşü filmlerinin kopyalarını sinemalardan gizlice alarak bir gecede kendi kopyalarını yaptı. Sonrasında da filmin uzay sahneleri için bunları kullandı. Filmin müzikleri ise Indiana Jones’a aitti.

Dünyayı Kurtaran Adam’da insan beyni ve iradesinden oluşturulan bir kalkan Dünya’yı bilinmeyen bir gücün saldırılarına karşı korumaktadır. Bütün saldırılara karşı kalkanı delemeyen İmparator sonunda bir insan beyni ele geçirmesi gerektiğine karar verir. Bu esnada iki Türk uzay pilotu bilinmeyen bir gezegene düşer. Ancak onları düşüren İmparator’dur ve beyinlerini ele geçirmeyi planlamaktadır.

Orijinal filmin uzay sahnelerinin araklanmış, kostümlerin gülünç, konunun absürt olmasına karşın Dünyayı Kurtaran Adam yıllar içinde oldukça ilginç bir şöhrete kavuştu.

Sonrasında Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu isimli devamı da çekilse de ilk filmin şöhretinden yararlanmaya çalışan bu yapım hiç tutmadı. Ancak iki filme bakarak Cüneyt Arkın’ın canlandırdığı Murat’ın gençlikten yaşlılığa Luke Skywalker’a benzeştiği görülüyor. Zaten ilk filmde de Murat karakteri biraz Han Solo’yu andırır tarzda başlayıp sonradan Luke’a benzer bir yol alıyordu.

Solo filmi üzerinden hem Murat’a hem de Han’a bakılınca ikisinin de içinde iyilik ve yardımseverlik olduğunu ancak Han’ın genç yaşta yaşadıklarından sonra kendini her şeyden önce düşünmeye başladığı anlaşılıyor. Murat ise yetişkin biri olduğu için hayat ona ne zorluklar çıkarırsa çıkarsın yolundan sapmıyor.

Yıldız Savaşları’nın roman, çizgi film ve çizgi romanlarına bakılınca anlatılanın sadece filmlerdeki kadar olmadığını, bir galakside geçen olayları aktardığı görülür. Bu açıdan Disney’in Skywalker hikayesini bitirdikten sonra ne yapacağı önemli. 

Ama Yavin Savaşı’nın (Battle of Yavin) her zaman en önemli olay olarak Yıldız Savaşları tarihinde kalacağı bir gerçek. Bilmeyenler için Yeni Bir Umut filminin sonunda Ölüm Yıldızı’nın (Death Star) yok edildiği savaşın adıdır Yavin Savaşı.

Şimdi merakla beklenen Obi-Wan Kenobi’nin mi, Lando Calrissian’ın mı yoksa insan avcısı Boba Fett’in mi solo filminin geleceği. Tabii Lucas Film ve Disney bir şaşırtma yapıp Rogue One gibi genel hikaye açısından önemli bir ara macera da anlatabilir. Yine de yapımcılar eğer serinin hayranlarını mutlu etmek istiyorlarsa kuralları yıkmayı hatırlamaları gerek.