Hatip Dicle: 2023’te İstanbul’un başkent, Erdoğan’ın halife ilan edilme hedefi var

Kürt siyasetinin duayen ismi Hatip Dicle, AKP-MHP-Ergenekon ittifakının devletin 2023, 2053 ve 2071 yılına ilişkin ortak konseptte anlaştığını söyledi. Kürt siyasetçiye göre, bu bir devlet kararı ve ilk etapta 2023 yılında Türk-İslam cumhuriyetine geçilerek, İstanbul başkent, Erdoğan da halife ilan edilebilir. 

Türkiye’de 2013 yılında Kürt barışı konusunda olumlu bir hava esiyordu. İmralı’da PKK lideri Öcalan ile Erdoğan bilgisi dahilinde devlet heyeti çözüm süreci için masa kurmuş, görüşmeler yapılıyordu. O yılın Newroz’una bir mesaj yollayan Öcalan, özetle silahların susma, fikirlerin konuşma zamanı geldiğini vurguluyordu. 

Ancak oluşturulan olumlu atmosfer sadece iki yıl sürdü. 

20 Temmuz 2015’te Suruç’ta toplanıp Kobanili çocuklara oyuncak götürmek isteyen Türkiyeli gençlere yönelik IŞİD'in canlı bombalı saldırısında 33 kişi yaşamını yitirdi. İki gün sonra Ceylanpınar’da iki polis hâlâ aydınlatılmayan çok şüpheli şekilde evinde infaz edildi ve hükümet bunu gerekçe göstererek 24 Temmuz 2015’te Kandil’e yönelik büyük bir hava operasyonu düzenledi.

İşte bu hava operasyonu bir dönemin de sonuydu adeta, çözüm süreci resmen sonlandırıldı ve o günden bugüne devlet ile PKK arasında zaman zaman çatışmalar yaşanırken, Kürt barışı da oldukça uzak görünüyor. 

İmralı’da devlet heyeti ile Öcalan arasında oluşturulan masaya katılanlardan biri de Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eski Eşbaşkanı Hatip Dicle’ydi. Kürt siyasetinin duayen ismi Dicle ile çözüm sürecinin bitirilerek yeniden savaş konseptinin devreye girmesinin nedenlerini dünkü podcastimizde konuştuk. Bugünkü bölümde ise Türk devletinin, AKP/Erdoğan iktidarının hedeflerini konuştuk. 

Türkiye’de bir yandan Kürt siyasetine karşı baskılar, belediyelere kayyım atamaları, diğer yandan Suriye, öbür tarafta Libya’daki savaş, Mısır ile karşı karşıya gelme, Yunanistan ile yükselen tansiyon... İçte sadece Kürtlere karşı değil, tüm muhalif kesimlere yönelik bir baskı var. Devlet nereye doğru gidiyor. Gidişatı nasıl yorumluyorsunuz?

Biraz stratejik konulara değinerek sorunuzu yanıtlayayım. Osmanlının enkazı üzerine Türkiye cumhuriyeti devleti yükseldi. Türkiye cumhuriyeti devleti kurulurken, Osmanlının son yönetimi olan İttihat ve Teraki'nin hareketinin zihniyetini de kaptı. İttihati Terakki, 1900’lerin başında Osmancılık ideolojisine sarıldılar, bir ara İslamcılık sonra da Türkçülükte kanaat kıldılar. İttihat Terakki, 1913’te tam bir Türkçü çizgiydi ve hedefleri şuydu: Osmanlı toprakları üzerine yaşayan Hristiyan halkları soykırıma uğratacaklardı. Bunların başında Ermeniler, Süryaniler ve Rumlar geliyor. Önemli ölçüde savaşın içinde bunu başardılar. Bugün Ermenilerde, Süryanilerden, Rumlardan Anadolu topraklarında ve Türkiye’de esinti bile kalmamış neredeyse.

Oysa 1913'te Kürdistan coğrafyasını kastediyorum, Türkiye deyimiyle Doğu ve Güneydoğu’nun neredeyse üçte biri Ermeniydi. Cumhuriyet daha sonra İttifak Terakki’nin bu zihniyetini devraldı. Şark Islahat Planı, aslında İttihat Terakki’nin Türkiye ve Anadolu koşularına ama bu kez Kürtler için uygulanmasıdır. İttihat Terakki Müslüman halklar için “Bunlara kültürel soykırım uygulatacağız” kararı almıştı. Bu Cumhuriyete de devredildi. Yani asimile edileceğiz? Nitekim Islahat Planı'yla birlikte 15 yıl boyunca 1925’ten 1938’e kadar Kürdistan kan revan içinde kaldı ama daha sonra Mustafa Kemal öncülüğündeki cumhuriyet 1980’e kadar aslında sahte bir laiklik ve sekülerlik anlayışıyla devam etti. 1980’de çok önemli bir gelişme yaşandı. O zaman gerek Afganistan'ın işgali gerekse de İran İslam devrimi sonucunda Ortadoğu'da ABD ve müttefikleri NATO büyük tedirginliğe kapıldı. O zaman yeşil kuşak projesini geliştirdiler. Yeşil kuşak projesi neydi? Ortadoğu'da siyasi İslami sosyalist ideolojiye karşı destekleyip geliştirmek. 12 Eylül faşist darbesini yapan askerler de Evren her mitingde ayetler okuyordu. Bugünkü siyasi İslamın gelişmesinin tohumu 1980 askerî darbesiyle başladı. 

Yani, siyasal İslam AKP ile başlamadı mı diyorsunuzi?

AKP ile başlamadı. Bazı çevreler burada yanılgıya giriyorlar. Zannediyorlar ki AKP ile başladı. 80 darbesiyle başladı. Tarikatla ilişkiler geliştirildi, tarikatlar devletin içine alındı, Fethullah Gülen'in de o zaman cemaat olarak 12 Eylül’den büyük destek gördüğünü hepimiz biliyoruz. Daha sonra Kız İmam Hatip Liseleri açıldı. Oysa İslami inanca göre kadınlar asla imam olamaz. Peki niçin yaptılar. İşte böyle bir siyasi İslami toplumun temellerini atmak için. 20 yıl sonra ancak Erdoğan bunu açıkladı. 

Devletin hedeflerine gelirsek....

Şu anda 2023 hedefleri var. AKP-MHP-Ergenekon ittifakının bir devlet konsepti var. Bunların ilk hedefleri 2023’tür ve 1980’de devralınan Türk İslam Cumhuriyeti’ne dönüştürmek..

Ayasofya'nın Mustafa Kemal'in rızasına rağmen Danıştay'da iptal kararının Cumhurbaşkanını imzasıyla açıklanan saat neydi: 20:53… 20:53 bir mesajdır. 2053’ün mesajıdır. 

2023’te Türk-İslam Cumhuriyeti, 2053 nedir, 1453 600. yıldönümüdür, 1923’ten 1953'e kadar 30 yılda neo-Osmanlıcılık anlayışı ile Osmanlı topraklarında gerek işgal, gerek siyasi nüfuz gerek de ilhak yoluyla etniklik kurmak. Libya’dan tutun da Suriye veyahut Kuzey Irak’ta savaş tüm bunlar bu konseptten kaynaklı. 2071 hedefleri var. 1071 Türklerin Anadoluya gelişinin 1000. yıldönümü. 2053’ten, 2071’e kadar da bu Osmanlı topraklarında Türkleştirmeyi geliştirmek. Konsept böyle yürüyor. Belki de 2023’te İstanbul’un başkent olması dahi olabilir. Tüm Osmanlının bir anlamda Erdoğan’ın da halife ilan edilmesiyle 2023 hedefi var. Adım adım ona doğru gidiyor. Bu bir devlet kararıdır. Onun için CHP de Ergenekon'un etkisinden dolayı açıkça bir muhalefet yürütemiyor. Güçlü bir demokratik muhalefet yürütemiyor. 

Siz Türkiye için gidişatı aydınlık görmüyorsunuz. Karamsar bir tablo çizdiniz.

Maalesef. Nasıl karanlık bir tablo olmasın. İçte faşist diktatörlük, aşama aşama kurumsallaştırılıyor. 16 Nisan 2017’de referandumun ardından 24 Haziran 2018 genel seçimlerinden sonra Türkiye’de kuvvetler birliği sağlandı. Tek adam diktatörlüğü var. Onun için Almanya’nın vakıfları, araştırma kuruluşları Türkiye’yi otokratik bir devlet olarak tanımlıyor. 

Aynı zamanda Almanya’da Hitler ve Nazizmin doğuşu ve yükselişiyle de çok benzerlikler var. 

Mesela Reichstag yangını var. Hitler kendisi adamlarına yaptırır. Sonra bunu komünistlerin yaptığını söyler ve onlara karşı ülkede bir av başlatır. Aynen Fethullah Gülencilere FETÖ, her Kürde de PKK’li deyip cezaevine dolduruyorlar. O zaman da Hitler aynı oyunu oynadı. Türkiye’nin Reichstagı nedir? 15 Temmuz 2016 askerî darbe girişimi, 20 Temmuz ile OHAL ilanı ve Cumhurbaşkanı kararnameleriyle birlikte sürdürülen süreçtir. CHP ile benzerlik şurdadır: Hitler Reichstag yangının sonra diğer muhalefet partilerine ve cumhurbaşkanına “bana yetki verin” diyor, aynen CHP’nin Yenikapı’ya gidip yetki verdiği gibi Hitler’e SDP yetki veriyor. Bir ay sonra SDP kapatılıyor. Erdoğan'a akıl verenler, bugünkü rejimin akılzadeleri kimse onlar Hitlerin kitabındakileri aynen Almanya’dan Türkiye'ye uyarlıyorlar. Hitler, Versay anlaşmasının tanınmasıyla başlıyor. Türkiye Lozan ile başlıyor. O dönem parlamentoda muhalif milletvekillerinin 36'sı öldürülmüştü. Türkiye’de belki öldürülmüyor ama ne yapılıyor parlamento iğdiş edilmiş durumda. 

Almanya’da Yahudilerin yerine şimdi Türkiye’de Kürtler geçmiş. Çok inanarak söylüyorum. Eğer bugün Erdoğan dünyada bir fırsat bulsa, ya da Türkiye bir savaşa girse, -ki Ermeni Soykırımı'nın da bir savaş içinde gerçekleştirildiğini hatırlatmak isterim- inanın ki bunların da yapacağı aynen Hitler’in Yahudilere yaptığını Kürtlere yaptırmaktır. bu konuda çok nettir. Sadece Türkiye Kürtlerine değil, Güney Kürdistan'a, Rojava'ya da aynı şeyi yapmak isterler. Hedefleri kesinlikle budur. Ama dünya konjonktürü buna el vermiyor ve Kürtler de örgütlüler direniyorlar. 

Bu durumda, gerek Türkiye'de, gerekse de Türkiye dışında yaşamak zorunda kalan demokrasi güçlerine, demokrasiyi, adaleti, özgürlükleri savunan insanlara da çok önemli görevler düşüyor….

Gerçekten bu faşizme karşı hepimizin, barıştan, demokrasiden, özgürlüklerden yana olan herkesin, birbirlerine çok kuvvetlice sarılacağı bir dönemdir. Bu dönemi iyi karşılayabilersek faşizm göründüğü kadar güçlü de değil. Halkın kitlesel muhalefetiyle bunlar iktidarı bırakıp kaçarlar, kaçacak yerleri de yok belki, dünyada çok yalnızlaştılar. Son sözüm: birlik, birlik, birlik, demokratik ittifak, demokratik ittifak.