Hrant Dink Vakfı’na destek, yetkililere çağrı: 'Dink suikastine giden yollar benzer provokasyonlarla döşendi'

Suikastla öldürülen gazeteci Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’e ve Hrant Dink Vakfı’nın avukatlarına e-posta yoluyla “Bir gece ansızın gelebiliriz” denilerek tehdit mesajı gönderildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, mesajla ilgili soruşturma başlatırken, ölüm tehdidine DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar tepki gösterdi. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Dink'i arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti.

Sivil toplum örgütleri, ortak açıklamayla Hrant Dink Vakfı'na gönderilen tehdit e-maili ile ilgili sorumluları provokasyonlara son verip, kin ve nefreti körüklemekten vazgeçmeye, yetkilileri ise görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmeye davet etti.

Hrant Dink Vakfı, bir basın açıklaması yaparak e-posta yoluyla ölüm tehdidi mesajları aldıklarını duyurdu. “Bir gece ansızın gelebiliriz” ifadesini de içeren mesajda, Hrant Dink’in eşi Rakel Dink ve dernek avukatının da ölümle tehdit edildiği belirtildi.

Şişli Emniyeti ve İstanbul Valiliği’nin bilgilendirildiği belirtilen açıklamada, “Tehdit, Hrant Dink Vakfı’nı ‘kardeş masalları’ anlatmakla itham ediyor, ülkeyi terk etmemizi talep ediyor, Rakel Dink’i ve avukatımızı ölümle tehdit ediyor” denildi.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, kilise saldırıları ve Hrant Dink Vakfı'na yönelik tehdide ilişkin bir açıklama yaptı. Farklı grupları tehdit edenlerin ortak özelliğinin Türkiye düşmanlığı olduğunu söyleyen Çelik, "Kullandıkları maşalar değişir bunlar değişmez. Ama artık bu topraklarda operasyon yapamazlar. Türkiye’de provokasyon mevsimi kapanalı çok oldu" ifadelerini kullandı.

Twitter hesabından yaptığı açıklamada Çelik, şunları kaydetti:

"Bu provokasyonlara müsaade etmeyiz. Kursaklarında kalır. Camileri, kiliseleri, havraları hedef alan; vakıfları, dernekleri, vatandaşlarımızı tehdit etmeye kalkan provokasyonlar Türkiye düşmanlığıdır. Bunların maşaları çeşitlidir ama arkasındaki odaklar aynıdır."

Çelik, farklı grupları tehdit edenlerin ortak özelliğinin Türkiye düşmanlığı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Ülkemizin ve insanımızın kötülüğünü isteyenler, farklılıklarımızı fay hattı zannederek bunları tetiklemeye çalışır. Ama her seferinde fay hattı zannettiklerinin kardeşlik köprülerimiz olduğunu öğrenir. Bu ülkede herkes birinci sınıf vatandaştır. Biriz, beraberiz.

Vatandaşlarımız içindeki farklı grupları tehdit edenlerin ortak özelliğinin Türkiye düşmanlığı olduğunu tarihimizden çok iyi biliyoruz. Kullandıkları maşalar değişir bunlar değişmez. Ama artık bu topraklarda operasyon yapamazlar. Türkiye’de provokasyon mevsimi kapanalı çok oldu."

Anıtpark Forum, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Demokratik İslam Kongresi (DİK), Diyalog Grubu, Doğu Güneydoğu Derneleri Platformu (DGD), Hak ve Adalet Platformu, Solfasol Gazete ve Yurttaş Girişimi, Hrant Dink Vakfı'na yönelik tehdit içerikli e-mail ile ilgili ortak bir yazılı açıklama yayımladı.

“Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları olan bizler bu oyunu defalarca gördük, yaşadık. Sonu kötü bitiyor” sözleriyle başlayan açıklama şöyle devam etti:

“İşte yine bir süredir toplumun sinir uçlarına dokunmayı, tedirginlik, kargaşa, güvensizlik ortamı yaratmayı amaçlayan provokatif eylemler peş peşe geliyor. Van Başkale’de Vefa görevlilerinin uzun menzilli silahlarla saldırıya uğraması, muhalif kişi ve liderlere mermili, silahlı görüntülerle gözdağı verilmesi, Adana Yüreğir İlçesi CHP Gençlik örgütü başkanının tutuklanması, İzmir’de cami hoparlöründen Çav Bella çalınması, Bakırköy’de kilisenin kapısının yakılmak istenmesi, Kuzguncuk Ermeni kilisesinin haçının çalınması, mezarların tahrip edilmesi bu örneklerin bazıları."

Bu eylemlerin en yenisinin ise iki gün önce Hrant Dink Vakfı’na gönderilen e-posta olduğu vurgulandı.  Bu konuda açıklamada, şöyle denildi: 

 “Daha önce de benzer dönemlerde defalarca duyduğumuz ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ gözdağıyla Rakel Dink’in ve Vakfın avukatının ölümle tehdit edilmesidir. Son dönemlerde üst üste gelen bu kışkırtma ve saldırılar birbirinden bağımsız ve rastlantısal değildir. Toplumu ayrıştırma, bölme, korku salma amaçlı nefret dilinin tetiklediği güdümlü eylemlerdir. Takipsiz ve cezasız kalmaları şer planları kuran odakları güçlendirmekte, hatta teşvik etmektedir."

Geçmişte de benzer olayların yaşandığı hatırlatmasında bulunulan açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

“Hrant Dink suikastine giden yollar benzer provokasyonlarla ve aynı nefret diliyle döşendi. Bu film bize on yıllar boyunca defalarca seyrettirildi. Filmin sonu her defasında kötü bitti. Sorumluları provokasyonlara son vermeye, kin ve nefreti körüklemekten vazgeçmeye; yetkilileri görevlerini ve sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmeye davet ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin her türlü ayrımcılığı lanetleyen yurttaşları olarak Hrant Dink Vakfı’na geçmiş olsun diyor, yanlarında olduğumuzu bildiriyoruz.”