İBB’nin 'Sokakta Sanat Var' etkinliğinde Kürtçe ve politik Türkçe şarkı yasağı!

CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin haftasonları kentte düzenlediği “Sokakta Sanat Var” etkinliğinde Kürtçe ve Türkçe politik şarkılara yasak getirildiği iddia edildi. 

Yasağı sokak müzisyeni Ronas Aram gündeme getirdi. 

Gazetelink’te yayınlanan "Festivalimizde Kürtçe şarkı söylemek Yasak!” başlıklı yazısında, bir arkadaşının kendisini aradığını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) düzenleyeceği ‘Sokakta Sanat Var’ etkinliği kapsamında eylül ayı boyunca İstanbul’un birçok noktasında, günün belirli saatlerinde sokak müziği yapılacağını ve bunun için müzisyenlere ihtiyaç olduğunu aktardığını hatırlatıyor. "Arkadaşım kendisinin hali hazırda bir grupta olduğunu şayet istersem beni de başka bir gruba gitarist olarak yazdırabileceğini söylüyor. Aylardır birileriyle müzik yapmaya hasret ben, bu teklifi hiç düşünmeden kabul ediyorum” diyen sokak müzisyeni şöyle devam ediyor: 

"Arkadaşım festivalin içeriğine dair bilgileri aktarırken festivalde politik Türkçe şarkıların ve politik ya da politik olmayan bütün Kürtçe şarkıların söylenmesinin yasak olduğundan bahsediyor. Bu durum biraz canımı sıkıyor. O zaman enstrümantal çalarız, diyorum. Ardından arkadaşım İBB’nin bu etkinliğini organize eden şirketin müzisyenlerle bir sözleşme imzaladığını ve benim de bu sözleşmeyi imzalamam gerektiğini söylüyor. Konuşmanın ardından arkadaşımın gönderdiği sözleşmeyi okuyorum, yasağa ilişkin sözleşmede geçen madde şu şekilde: “Sanatçı’nın repertuarının politik içerikli ve provake edici olmayacağını; argo, küfür vb kelimeleri içermeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder.” Sözleşmede Kürtçe şarkı söylemenin yasak olduğu yazmıyor elbette; “gizli” bir yasak bu, yazıya dökülmeyen , yıllardır dilden dile aktarılan bir yasak. Sözleşmeyi imzalayıp tekrar arkadaşıma gönderiyorum.

Telefon aracılığıyla grubun diğer müzisyenleriyle ve organizeden sorumlu kişiyle tanışıyorum. Hangi şarkıları çalacağımızı, ne zaman prova alacağımızı konuşuyoruz. Organizatör bize bilmemiz gerekenleri iletip bizden de gerekli bilgileri istiyor. Ayrıca resmi prosedürler için grubun bir isminin olması gerektiğini ifade ediyor. Henüz yüz yüze bile tanışmamış olan biz grup üyeleri, isim belirleme konusunda düşünürken bir anda dilime “Roj Band” ismi geliyor. (“Roj” Kürtçede “güneş”, “gün” gibi anlamlara gelirken; “Band” ise İngilizcede “grup”, “müzik grubu” gibi anlamlara geliyor.) Ben ne hoş bir ismimiz oldu diye içten içe sevinirken bir anda organizatörün, Kürtçe sözcükleri grup isminde dahi kullanamayacağımızı belirten, gülümseme ifadeli “No Kurdi” mesajını okuyorum. Karşılık olarak “Hadi ya isme de mi no Kurdî?” yazıyorum. Gelen cevap “E yani!” oluyor. Bu duruma canım çok sıkılıyor, okkalı bir laf edip mesaj grubundan çıkmak geçiyor içimden fakat grup arkadaşlarımı yarı yolda bırakmak istemediğimden “bağrıma taş basıp” devam ediyorum. Grubun adını “Kaset Band” koyuyoruz.

Provadayız. Türkçe ve Kürtçe şarkılardan oluşan bir repertuvarı çalışıyoruz. Kürtçe şarkıları enstrümantal çalacağız. Prova bitiyor, dağılıyoruz. Ertesi gün çalacağız. Tam eve varmak üzereyken arkadaşlarım bir haber paylaşıyor. İstanbul Valiliği’nin korona virüsü salgınına karşı yeni tedbir kararları aldığını okuyorum. Haberin devamında İstanbul’da açık havadaki konser, gösteri, festival ve benzeri etkinliklere müsaade edilmeyeceği yazıyor. Bu durumda bizim festival de iptal olmuş oluyor. İlerleyen saatlerde organizatör, sadece bu hafta sonu için festivalin gerçekleşeceğinin haberini veriyor. Duygu durumumuz halden hale giriyor."