İkinci yargı paketinde küçük yaştaki evliliklere tartışmalı çözüm

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından geçen Mayıs ayında açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında çıkartılması hedeflenen paketlerden ikincisiyle ilgili çalışmalar devam ediyor.

Yaklaşık 160 maddelik düzenleme için toplamda beş ya da altı paketin çıkartılması hedefleniyor.

DW Türkçe'nin haberine göre, ancak ikinci paketle ilgili hazırlıklar daha tamamlanmadan pakette yer alacağı tahmin edilen nafaka ve küçük yaştaki evliliklerle ilgili iki düzenleme tartışmalara yol açtı.

Konuya yakın siyasetçilerden edinilen bilgiye göre, ikinci ya da üçüncü pakette yer verilmesi konuşulan ancak son halini almayan düzenlemeye göre “çocuk ile şahıs arasındaki yaş farkının 10’un üzerinde olmaması ve evlilik gerçekleşmesi halinde cezanın ertelenmesi” düşünülüyor.

Habere göre, MHP’li vekiller de “şartlı ceza indirimi ve infaz düzenlemesi” beklentilerini paylaşarak bu kapsamda “küçük yaşta evlenmiş, ancak erkek cezaevinde olduğu için mağdur olan aileler” için bir düzenlemenin de plan dahilinde olduğunu ifade ediyor.

Bu mağduriyetin de açılan kamu davasının yaklaşık 5-6 yıl sürmesiyle de 2-3 çocuklu bir ailenin babasının hapse girmesi olarak oluştuğuna dikkat çekiliyor. Sorunu gündeme getiren milletvekillerine göre Türkiye’de bu tür 5 bine yakın aile bulunuyor.

Ceza hukukçuları ile kadın dernekleri düzenlemeyi savunan partilerle aynı görüşte değil. Mağdur ailelerin siyasetçiler tarafından “göz boyama için kullanıldığı” belirtilerek düzenlemenin arkasında başka amaçlar bulunduğu belirtiliyor. 

Ceza hukukçusu Prof. Adem Sözüer, çocukları cinsel istismar suçundan cezaevinde bulunanları mağdurla evlendirerek cezasız bırakmak isteyenlerin bu konuyu sürekli gündemde tuttuğunu savunuyor. 

Sözüer, 15 yaşına gelmemiş çocukların aileleri tarafından bazen “davul zurnayla”, bazen de imam nikahı adı altında bir araya getirildiğine, iki çocuk arasında “cebir, tehdit ya da hile” ve dolayısıyla istismar söz konusu olmadığı halde erkek çocuğun kanuna aykırı olarak cezalandırıldığına dikkat çekiyor.

Prof. Sözüer, aslında kanunen evlenmeleri mümkün olmamasına rağmen küçük yaştaki çocukları karı-koca gibi yaşamaya sürükleyen kişilerin sorumlu tutulması gerektiğini vurguluyor.

Sorunun Yargıtay’ın kanuna aykırı içtihadından kaynaklandığını savunan Sözüer'e göre kalıcı çözüm ise aralarında üç yaş fark olan akran çocukların birbirlerine karşı, cebir, tehdit veya hile olmadan gerçekleştirdikleri cinsel davranışlara, dünya örneklerinde olduğu gibi ceza verilmemesi.

Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü de bu düzenlemeye karşı çıkan isimler arasında. Anayasa Mahkemesi’nin “resmi nikah olmadan dini nikah kıyılamaz” maddesini 2016’da iptal etmesiyle resmiyetin içinin boşaltılıp din insanlarının kıydığı nikahların önünün açıldığını söyleyen Güllü şunları aktarıyor:

“Şimdi diyorlar ki af getireceğiz, ama ortada bu karar dururken bu tür nikahların sayısı sürekli artacak. Hapistekiler çıkacak ama o zaman suç cezasız kalmayacak mı? Suçun cezası açıkta kaldığı ve suç işlemenin önüne engel koymadığınız müddetçe bugün bu affı yaparsınız ama 10 yıl sonra yine yapmak zorunda kalırsınız.”

Güllü, bu affın getirilmesi durumunda devletin “tecavüze çanak tutmuş” olacağını ifade ederek “Devlet affedici değildir, devletin affetme hakkı yoktur. Devletin gelecek nesillerini koruma görevi vardır ve bunu yapmak zorundadır” diyor.

İkinci yargı paketinde yer verilmesi düşünülen ve tepki çeken bir başka madde de yoksulluk nafakasının sınırlandırılması ile ilgili. Henüz son halini almayan paket ile nafakanın ik yıldan az olmamak şartıyla evlilik süresi kadar verilmesi düşünülüyor.

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın yaptığı son açıklamaya göre MHP’nin talep ettiği şartlı ceza indiriminin kanunlaşması durumunda, ilk etapta 93 bin, zaman içinde ise 36 bin olmak üzere toplam 129 bin kişinin tahliye olması bekleniyor.