Tem 28 2018

Jeotermik santral Aydın halkının kabusu oldu: Tabiat da sağlık da elden gidiyor

Türkiye 2016 yılı verilerine göre elektrik üretiminde yüzde 51 dışa bağımlı iken bu oran  2017 yılında yüzde 60 oranında geriledi. Bunun sebebi olarak elektrik üretiminde yenilenebilir ve yerli enerji kaynaklarının tercih edilmesi olarak gösteriliyor. Türkiye 38 jeotermik santral (JES) ile 870 megavat kurulu güce ulaşıyor. Bu yaklaşık olarak Türkiye enerjisinin yüzde ikilik bölümüne tekabül ediyor.

Büyük bir bölümü Ege bölgesinde olan JES’ler, yenilenebilir enerji kaynakları arasında gösteriliyor. Buna karşın JES’lerin kurulduğu bölgelerde meydana gelen tahribat ve halkın şikayetleri Türkiye’de JES’lerin pek de yenilenebilir ve çevreyi kirletmeyen statüsünde olmadığına işret ediyor.

Hatırlarsınız, geçtiğimiz günlerde İzmir’in Uzundere köyüne yapılmak istenen JES de köylülerin girişimi ile engellenmişti. Peki neden yenilenebilir enerji sayılan JES, yurttaşlar ve ekolojistlerin tepkisine sebep oluyor?

jes

Bu sorunun cevabı için Aydın’a bağlı Efeler Belediyesi tarafından JES’lerin Aydın’a verdiği tahribatı incelemek için kurulan komisyonun iki yıl önceki raporuna bir göz atmakta fayda var.

Örneğin Germencik ilçesindeki santralde, soğutmalı sistemde üretim için çekilen akışkanın yüzde 12 oranında fire verdiği tespit edildi. Akışkanın tamamının ise reenjekte edilmediği yine yapılan görüşmeler sonucu öğrenildi.

Bu da akışkanda bulunan azot, amonyak, metan, sülfür gibi gazların suda yoğunlaşmaması ve direkt olarak atmosfere salınması anlamını taşıyor. Yoğunlaşmayan gazlar çevreye zarar verdiği gibi, santralin performansının düşmesine de sebep olan faktörlerden.

jes

JES’lere karşı çıkan yurttaşların en rahatsız olduğu konulardan birisi ise havanın ‘çürük yumurta’ benzeri bir madde kokuyor olması. Aydınlılar bu sebepten dolayı temiz havaya hasret kalırken, dünyada JES’lerin yerleşim yeri yakınlarına kurulmamasından dolayı başka ülkelerde benzer bir sorun yok.

Peki JES’ler hangi koşullarda çalıştırılırsa gerçekten yenilenebilir ve çevre dostu sayılıyor?

Uzmanların yaptığı araştırmalara göre birinci kural santrallerin yerleşim yerlerinden olabildiğince uzakta kurulması. Aydın Çevre ve Kültür Platformu Başkanı Mehmet Vergili, çevre köylere kurulan santrallerin evlere ve tarlalara yakın olduğunu ve bu maddenin ihlal edildiğini söylüyor:

“Buradaki JES’ler hem yerleşim yerlerinin yakınında hem de birinci sınıf tarım toprağı üzerinde bulunuyor. Aydın, incir, zeytin, ceviz memleketi iken şuanda ağaçlarımız kuruyor.”

İkinci kural ise yerin derinliklerinden çekilen ve çevreyi kirletmesi olası kimyasal ve ağır mineraller içeren bu akışkanların bir damlasının dahi yeryüzüne bırakılmayıp reenjekte edilmesi.

Yine üçüncül ve en önemli noktalardan bir tanesi ise akışkanda bulunan gazların atmosfere salınmadan yok edilmesi. Fakat Mehmet Vergili bu maddelerin ihlal edildiğini ,bundan kaynaklı kentte hissedilen hava sıcaklığının dahi değiştiğini belirtiyor. Bu durum bölgedeki tüm canlıların yaşamını etkilediği gibi tarımsal arazilerin verimini de düşürüyor.

2004 yılından itibaren ‘ÇED gerekli değildir’ raporu alınarak Aydın ovasına yapılan JES sayısı yaklaşık 17.

JES’lerin kendilerine bir nimet olarak anlatıldığını fakat gerçeğin hiç de anlatıldığı gibi olmadığını söyleyen Vergili, yurttaşların beklentilerini şöyle sıralıyor:

“Biz bölge için bir kaynak olacak, ısıtmada, elektrikte, sanayide kullanacağız zannediyorduk. Halbuki Türkiye’nin elektriğinin yüzde biri karşılanacak diye bizim tarımımız bitti. O zaman bizim elektriğimizi ucuzlatın, su uygun miktarda gelsin. Madem bu şirketler bizim bölgemizden para kazanıyor o zaman bunun bize de geri dönüşümü olmalı.”

 

jesYurttaşların iddialarına göre bölgede arazi ölçümü yapan firma yetkilileri yeni JES’ler açmak için kolları sıvamış. Henüz bu iddia kesinlik kazanmasa da Vergili şöyle sesleniyor:

“Mevcut JES’ler yeter. Bu ağaçlar kolay yetişmiyor. Her sene ürün veren medeniyetler gören zeytin ağaçlarımız kurudu, Menderes Nehri’nde balıklarımız öldü, derelerimiz zarar görüyor. Nazilli’nin Güzel Köyü ve Pamukören’de incir ağaçları telef oldu.”

Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsünde görevli Dr. Sunay Dağ’ın konu ile ilgili 2015 yılında hazırladığı doktora tezi, Mehmet Vergilli’nin anlattığı sorunları bilimsel olarak da kanıtlıyor.

Germencik’e bağlı Alangüllü bölgesinde JES’lere en yakın ve en uzak mesafelerde bulunan incir örneklerini inceleyen Dr. Sunay Dağ, tesise yakın mesafedeki incir örneklerinde ağır metallerin bulunduğunu, tesisten uzaklaştıkça kalitenin arttığını saptıyor.

Aydın merkeze bağlı Yılmaz Köyü’nde oturan Ayşe Çetin JES’lerin yurttaşların sağlığını olumsuz etkilemesinden şikayet ediyor. Çetin, yetkililere şöyle sesleniyor:

“Tabiat da sağlık da elden gidiyor. Evimizin içi çürük yumurta kokuyor. Kanser oranı arttı. Biz torunlarımıza yeşil bir yaşam bırakamayacağız. Su, güneş, hava olmadan biz ne yapacağız? Yetkililer bizi duysun. Şehrin dibine JES kurulur mu?”

Çelik’in ‘oranı arttı’ dediği kanser, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre de 2015 yılından itibaren dünyadaki birinci ölüm sebebi olarak gösteriliyor. Kanser oluşumunda çevresel faktörlerin etkisi ise yüzde 80-90 civarında.

Türkiye’de 2010-2013 yılları arasında kanser oranı yüzde 18 iken JES’lerle döşeli Aydın’da bu aran yüzde 42, solunum sistemi hastalıkları Türkiye genelinde yüzde 46 iken Aydın’da bu oran yüzde 57.

Aydın halkı için yenilenebilir ve çevre dostu olmaktan çok adeta bir kabusa dönüşen JES’ler ile ilgili ivedi bir şekilde önlem alınmaması durumunda, halkın hem sağlığı hem de tarım arazileri yok olacak gibi görünüyor. Mehmet Vergili ise son olarak şöyle diyor:

“Biz bu toprakları bırakıp gitmeyeceğiz, sonuna kadar da mücadelemizi sürdüreceğiz.”