Kasım-Aralık'ta partileşecek Babacan Hareketi'nde iki kriter aranıyor: İyi insan olmak ve işini iyi yapmak

Ali Babacan’ın liderlik ettiği hareket, son aylarda Türkiye siyasetinin en çok konuştuğu oluşumlardan biri. Ana akım medyanın görmeme sansürü uyguladığı hareketle ilgili, internet medyasında ve sosyal medyasında ortaya atılan her iddia; merakla izleniyor. “Her konuda beyaz sayfalarla işe başlayacaklarını” duyuran oluşumun önemli kurmaylarıyla, geride bıraktığımız hafta sonunda sohbet etme şansı buldum.

En çok merak edilen bilgiyle başlayalım, partilerini 2020’den önce ve muhtemelen bu yılın Kasım ya da Aralık ayında kuracaklar. Hareketin önde gelenleri oluşumun içinde kimlerin yer alacağı konusunda ketum davransalar da, özellikle akademi dünyasından pek çok önemli isim birikimleriyle Babacan oluşumuna katkı sunuyorlar.

Türkiye’nin bütün sosyal katmanlarını temsil eden ‘kuşatıcı bir kadroları’ olmasına özen göstereceklerini söylüyorlar. Ve bu akademisyenlerin arasında, merkez sağa daha önce uzak durmuş isimler de var. Hareketin kurmayları, pek çok akademisyenin oluşumun politikalarıyla ilgili başlattıkları çalışmalar olduğunu ve bu çalışmaların partinin politikalarının oluşmasında da önemli bir veri teşkil edeceğini söylüyor. Sadece akademisyenler değil, Türkiye ekonomisinin geldiği krizli ortamla ilgili görev almak isteyen pek çok eski ekonomi bürokratı da Babacan ve arkadaşlarının yanında.

Türkiye’nin içeride ve dışarıda geldiği yer konusunda “ellerini taşın altına koyma gereği” duyduklarını söyleyen yeni oluşumun kurmayları, AKP’nin içindeyken itiraz etseler de, bu itirazların kamuoyu tarafından bilinmediğini, o yüzden sorumluluk hissettiklerini söylüyorlar. Ve Necmettin Erbakan’ın partisinden ayrıldıklarında, kendilerini bir araya getiren ilkelerin artık AKP’de kalmadığının da altını çiziyorlar. 

Babacan ve arkadaşlarının başlattığı hareket, elbette AKP tarafından da yakından izleniyor. İktidara yakın pek çok yayın organında, AKP’nin yeni oluşuma “erken doğum” yaptırmak istediği ifadeleri de yer almıştı. Sohbetimizde, Babacan’ın arkadaşlarına kamuoyunun “neden bu kadar ağır ilerledikleri” konusunda yanıtlar beklediğini sorduğumda şu yanıtı aldım: “İnsan kaynağının oluşturulmasında ve Türkiye’nin sorunların çözecek politika seti çalışmalarında titiz davranıyoruz.”

Her ne kadar yüksek sesle söylenmese de yeni oluşumun iktidar partisinde bir ürküntü yarattığı hepimizin malumu. AKP’li isimler “Ayıp ediyorlar, yanlış yapıyorlar” gibi ifadelerle itidalli bir dil kullanmaya özen gösterseler de, Eylül ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yurt çapında yapacağı “teşekkür gezileri”nde Babacan ve arkadaşlarını hedef alacağı, parti toplantılarında dile getirdiği “hainler” söylemini yaygınlaştıracağı da yine iktidara yakın kalemler tarafından yazılıyor. Yeni oluşumun kurmaylarına, “Hareketiniz AKP’nin oy desteğinin ve gücünün azalmasına yol açar mı” diye sorduğumda, kendilerini “AKP’nin hasmı” olarak konumlamadıklarını söylüyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Onları il başkanı, milletvekili, bakan yaptım” söylemi de Babacan ve arkadaşlarıyla ilgili sık sık kurduğu cümlelerden. Yeni oluşumun kurmaylarına göre, bu söylem hayatın gerçekliğine uygun değil. AKP’nin ilk kurulduğu dönemlerde neredeyse her ilde, araştırmalar yapılarak, liyakate bakılarak görevlendirmeler yapıldığını anımsatıyorlar ve şu iddialı cümleyi kuruyorlar: “AK Parti bir ekip, bir takım hareketiydi, bu takım başarılı oldu, takımın terkibi bozulduğunda sonucun ne olduğu ortada.”

Babacan oluşumuyla ilgili sık sık “Abdullah Gül destekli” ifadesi kullanılıyor. Bilindiği gibi Abdullah Gül ismi, özellikle seçim dönemlerinde kamuoyunun gündemine geliyor. En son Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde çatı adayı olabileceği iddiaları da dolaşıma girmişti. Yeni hareketin kurmaylarına, Gül’ün oluşumda fiili bir görev alıp almayacağını sorduğumuzda “Sık sık bir araya geliyoruz, fikirlerinden yararlanıyoruz” yanıtını aldım. Belli ki, Sayın Gül yeni kurulacak partide fiili bir görev almayacak ama bir ağabey gibi eli de hep üstlerinde olacak. Kim bilir, yeni bir çatı adaylığı sürecinde yeni oluşumun da dâhil olabileceği genişlemiş Millet İttifakı’nın adayı olursa kişisel olarak çok şaşırmam.

Babacan’ın arkadaşlarıyla sohbetimizde, politikalara çok girmeden daha çok yapının iskeletine dair konuştuk. Herkesin en çok merak ettiği detaylardan biri de, önümüzdeki birkaç ayda partileşecek oluşumda yer almak isteyenlerde nelere dikkat edileceği. Özellikle son yıllarda, nepotizm olarak bilinen akraba kayırmacılığının ayyuka çıktığı düşünülürse, yeni oluşumun eskinin kötü bir tekrarı olmasından haliyle endişe ediyor, kamuoyu. Merakımızı şöyle gideriyorlar: “AK Parti ilk kurulduğu yıllarda akrabaların partinin belli derecelerinde görev almalarının önüne geçilmişti. Biz yeni harekette, AK Parti’nin kuruluştaki bu ilkelerini anımsayarak davranacağız ve buna dikkat edeceğiz. İki kriterimiz olacak: İyi insan olmaları, işlerini hakkıyla-liyakatle yapmaları.”  

Yeni oluşumda yer alan isimlerin arasında, sonlanan Çözüm Süreci’nde emeği olan siyasetçiler de var. Sadece bu nedenle bile Babacan ve arkadaşlarının atacağı adımlar, Kürtler tarafından da yakından izleniyor. Bu merakın ardında elbette, toplumsal barışa duyulan özlem de var.

HDP’nin tabanından oy almaları küçük bir ihtimal olsa da, özellikle Kürt kentlerindeki AKP tabanını bölgesel sorunlara dair üretecekleri formüllerle çok zorlanmadan kendine çekme potansiyeli taşıyorlar. Gözlemlediğim kadarıyla, oluşumun kurmayları da bunun farkındalar ve “Kürt coğrafyası Ali Babacan’a sempatiyle bakıyor” cümlesini de muhtemelen bu farkındalıkla sarf ediyorlar. Siyasete dair farkındalığın yüksek olduğu ve yeni oluşumları yakından takip eden Kürt coğrafyasında da Babacan hareketinin ciddi ilgi göreceği aşikâr. Bana kalırsa; AKP’nin çözüm masasını tekmelemesi sonrası Kürtlerde yaratılan tahribatın ve devlete duyulan güvensizliğin aşılmasında, hem yeni oluşumun kurmaylarının özenli üslubunun hem de coğrafyanın beklentilerinin önemli payı olacak.

 

© Ahval Türkçe