Kaybedip devam edebilmek

Çok uzun zamandır çizgi romanlarda maceraları okunan süper kahramanların televizyona ve sinemaya uyarlanan hikâyeleri ilgi çekmekte. Her biri kendi döneminde çocukları ve gençleri etkileyen yapımlara hızlıca bakıldığı zaman öncelikle diziler, ardından filmler geliyor.

20 yıl öncesine kadar hem dizilerde hem de filmlerde DC Comics karakterlerinin önde olduğu görülüyor. George Reeves’in Superman’i çocukları ekran başına çekerek bir döneme damga vururken onu Batman izliyordu. Sinemada da Richard Donner 1978 yılında çektiği Superman ile “Demir Adam”ın uçabileceğine herkesi inandırmış ve ayrıca uzun yıllar neredeyse bütün süper kahraman filmlerine uygulanacak bir senaryo şeması çıkarmıştı.

Tim Burton’ın 1989 tarihli Batman’i ise biraz karanlık olmasına karşın “Kara Şövalye”yi yeniden dünya çapında bir üne kavuşturmuştu. Bu zamana kadar Marvel’ın kimi karakterleri televizyon dizilerine ya da filmlere konu olsalar da hiçbiri Superman ile Batman’in başarısına ulaşamamıştı.

Sonrasında ise süper kahraman dünyasında büyük bir değişime sebep olacak olay gerçekleşti. 1992 yılımda Doomsday ile dövüşen Superman bu kavganın sonunda öldü. Yani her zaman dövüşü kazanan kahramanlar da ölebilirdi. Superman’den sonra pek çok kahraman daha öldü ama neredeyse hepsi de bir şekilde yeniden hayata döndü.

Sonrasında 2000 yılında X-Men filmi ile gelişmiş özel efektler eşliğinde çizgi roman uyarlamaları dönemi başladı. Çizgi romanlarla yetişmiş bir neslin ele aldığı filmler oldukça başarılı oldu. Takvimler 2008 yılını gösterdiği zaman maddi zorluklar yaşayan Marvel kendi kahramanlarından Iron Man’in filmini çekerek o zamana kadar hep gerisinde kaldığı rakibi DC’ye çalım atmaya başladı.

Film güzeldi, oyunculuk başarılıydı ama en dikkat çeken sahne filmin bitmesinin ardından Tony Stark ile Nick Fury’nin konuşmasıydı. Bu çizgi romanlarda her zaman birbirlerine konuk olan süper kahramanların birlikte görüneceğine dair bir mesajdı. Daha önce sadece Hulk’ın dizisinin niteliğindeki filmlerde “Yeşil Dev” ile Thor ve Daredevil birlikte görülmüştü ama onlar da çok önemli değildi. Tabii bir de Türk filmi 3 Dev Adam’da Captain America ile Spider-Man karşı karşıya gelmişti.

Marvel aradan geçen 11 yılda 22 film çekerek süper kahraman yapımlarında dünyanın bir numarası oldu. Filmlerin başarısı çizgi roman satışlarını arttırdığı gibi kimi hikâye örgüleri filmlerde seyircinin beğendiği sahnelere göre yeniden şekillendi.

Marvel Stüdyoları çıtayı o derece yükseltti ki rakiplerinin onu uzun süre geçmesi çok zor. Bu 22 filmlik serinin şimdilik son halkası ise Yenilmezler: Son Oyun (Avengers: End Game) ile geldi.

Serinin bir önceki filmi Yenilmezler: Sonsuzluk Savaşı’nı (Avengers: Infinity War) izlemeyenler için aşağıdaki iki paragraf spoiler içerir! Marvel’ın 22 film ile bağladığı hikâyenin baş kötüsü olan Thanos, Infinity War’da meşhur parmak şıklatmasıyla evrende yaşayan canlıların yarısını yok etmişti. End Game işte bu noktadan sonra kaybetmeye alışık olmayan kahramanlarımızın bir çözüm bulması üzerine odaklanıyor. Zira hem sevdiklerini hem de dövüşü kaybettikten sonra yola devam etmek oldukça zor. Zaten filmin başında da karakterlerin yaşadığı değişimden bu anlaşılıyor.

Sonrasında ise Infinity War’un sonunda Doctor Strange’in sözünü ettiği kazanmanın mümkün olduğu ihtimal aranmaya başlanıyor. Infinity War’da görülmeyen ve filmleri Infinity War’dan sonra çıkan Captain Marvel ve Ant-Man’in hikâyede önemli noktaları olduğunu söylemek gerek. Ayrıca Thor’un son filmi Ragnarok’daki gibi komik bir karakter olarak resmedilmesi ve Hulk’ın çizgi romanlardan bilinen Profesör Hulk’a dönüşmesinin filme etkisi pozitif olmuş.

End Game’in öncelikle altını çizdiği nokta, kaybetmeye karşın devam etmeyi başarmak. İnsanın sevdiklerini, kendine güvenini, pek çok şeyi kaybetmesinin ardından devam etmesi oldukça zordur. Pek çok kahraman yaşadıkları kayıplara karşın kendilerini zorlayıp yola devam ediyor. Bu noktadan bakıldığı zaman Kürtlerin yıllardır yaşadıkları durumların End Game’e benzer yanları olduğunu görebilirsiniz.

Kürtler de tıpkı Marvel evrenindeki insanlar gibi yıllardır sevdiklerini, yaşadıkları toprakları ve pek çok haklarını kaybetseler bile mücadeleye devam ediyorlar. Üstelik onları yaşadıkları zulümlerden koruyacak süper kahramanları da hiçbir zaman olmadı.

Kimi dönemlerde istedikleri hakların bir kısmını almayı başarsalar da bu ilerlemeler çok uzun sürmedi. İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ilk döneminde özellikle Türkiye’nin güneydoğusunda yaşanan iyileştirmelerin artık izi bile yok. Son yıllarda yaşanan olayların ardından güneydoğu bölgesi eski günlerine dönmüşe benziyor.

Seçimlerde oy verdikleri milletvekilleri tutuklanan, seçtikleri belediye başkanları görevden alınıp yerine kayyım atanan il ve ilçelerdeki Kürt vatandaşlar bütün bu olumsuz süreçlere karşın yıllardır olduğu gibi haklı mücadelelerinden vaz geçmiyor. Kaybettikleri halde yaşamaya ve haklarını kazanmak için mücadeleye devam ediyorlar. Kısaca onlar süper kahramanları olmamasına karşın her biri süper kahraman gibi davranıyor.

End Game’i izlerken pek çok kahramanın yeni çekilecek filmlerde olmayacağını anlıyorsunuz. Bütün kayıplara, yıkıma karşın hayatın devam ettiğini görmek ise insana güzel geliyor. Ayrıca onca zorluğa, kayba, yaşanan kötü anlara karşın gelecekte her zaman bir umut var. Tıpkı o meşhur deyişte ifade edildiği gibi, “Gecenin en karanlık anı şafak sökmeden az öncedir.”

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.