Konda'dan 100 sayfalık 24 Haziran analizi

Kamuoyu araştırma şirketi KONDA, 24 Haziran seçimlerini değerlendirdiği 100 sayfalık kapsamlı bir analiz yayınlandı.

Analizden ortaya çıkan sonuç ise, 'ülkenin yaşamakta olduğu siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın ne denli yoğunlaştığının ve kalıcılaşmakta olduğunun da göstergesi' tespiti ile ifade edildi.

KONDA, çalışmasını Anadolu Ajansı'ndan (AA) aktarılan seçim sonuçlarına göre hazırladığı notu düşerken, AA'nın tarafsızlığı ile ilgili çok sayıda eleştirinin yanısıra, seçim günü sonuçların alternatif başka hiçbir kaynaktan alınamaması, okuyucu açısından bir güvensizlik unsuru olarak görülmekte.

Araştırmaya göre, siyasi partilerin oy oranları değişiyor gibi görünse de partilerin yerleştikleri toplumsal taban çok da değişmiyor. Buradan hareketle, AKP'nin 2002’den bu yana Genel ve Yerel Seçimlerdeki oy oranları üzerinden bakıldığında ulaştığı en üst sınırın yüzde 50’nin hemen altı, alt sınırın ise ortalama yüzde 42 olarak ortaya çıkıyor.

CHP ise bir dönem yerleştiği yüzde 20 çizgisini son seçim öncesindeki 4 seçimde yüzde 25 çizgisine taşırken, MHP’nin oy oranını sayısal olarak korumuş görünmesine ve geleneksel seçmenlerinin önemli bir kısmını İyi Parti’ye kaybetmesine karşın, yine yüzde 11-12 bandında durduğu görülüyor.

HDP ise, kendi seçmen kitlesinin son iki yılda yaşadıklarına ve bölgesinde, kendi etrafında yaşananlara karşın baraj üstünde, ulaştığı yüzde 11-12 bandını korurken, İYİ Parti yeni kurulmuş olması nedeniyle başarı, başlangıç iddialarına ve kendine atfedilen rol ve ağırlık açısından da başarısızlık sayılabilecek yüzde 10 oy oranı ile siyaset sahnesindeki yerini alıyor.

Analizde, muhalefet partilerin seçmeninin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 2. tur umuduyla partilerinin adaylarına değil, İnce’ye oy verdiği ifade edilirken, beş partinin son beş yıldır gözlemlenen kimi demografik, ekonomik, sosyolojik ve kültürel kümelere, bir bakıma kimliklere sıkışmış oldukları fotoğrafın 24 Haziran’da da tekrarlanmış olduğunu teyit edildiği belirtiliyor. 

Raporda, seçimlere dair şu tespit ve gözlemler yer alıyor:

Kasım 2015 Seçimleri’nde MHP’ye oy veren seçmenin sadece üçte biri tekrar MHP’ye oy verdi. Yarısından çoğu ise 2018 seçimlerinde İYİ Parti’yi destekledi. MHP’nin oy oranlarında 2015 Kasım’a göre bir düşme olmamasının sebebi ise 2015’te AKP'ye oy veren seçmenlerinin neredeyse %15’inin 2018’de MHP için oy kullanmış olması.

CHP’nin 2015’e göre azalan oyları da İYİ Parti’ye geçiş yapan seçmenlerden kaynaklandı. Tahminlerimize göre, 2015’te CHP’ye oy veren her on seçmenden biri 2018’de İYİ Parti’ye oy verdi. Bunun dışında CHP 2015’teki seçmen kitlesini büyük oranda korudu. CHP’den HDP’ye geçen büyük bir seçmen kitlesi gözlenmiyor. Bu geçtiğimiz seçim analizlerinde gözlediğimiz CHP’li seçmen davranışı ile uyum içerisinde.

HDP, seçmen kitlesini en iyi koruyan parti oldu: 2015’te HDP’ye oy veren her on seçmenden dokuzu tekrar HDP’ye oy verdi. Bununla birlikte HDP yeni seçimlerde sandığa gitmeyen ya da gidemeyen en büyük seçmen kitlesine sahip parti de oldu: 2015’teki HDP seçmenlerinin %5’e yakını bu seçimlerde oy kullan(a)madı.

Birbirine tezat gözüken bu iki sonucu HDP’nin etkili olduğu 19 ilde sandıkların güvenlik sebebiyle birleştirilmesi ve seçmenlerin yerleşim bölgelerine uzak yerlere taşınması ile kısmen açıklamak mümkün olabilir. Harita 1’de de gözüktüğü gibi seçimlere katılım 2015 Kasım’a göre ülke genelinde artmışken, Güneydoğu’daki ilçelerde düşmüş.

2018 seçimlerine odaklanıp seçmenlerin parti ve Cumhurbaşkanı tercihleri arasındaki ilişkiye baktığımızda iki nokta dikkatimizi çekiyor. Bunlardan ilki Recep Tayyip Erdoğan’ın hem AKP hem de MHP seçmeninin ezici bir çoğunluğunu konsolide ederek ilk turda seçimi kazanması.

2018’de MHP’ye oy verenlerin yarısından çoğunun Kasım 2015 seçiminde AKP'ye oy vermiş olması bu durumu yaratan en önemli faktörlerden biri. Diğer bir ifadeyle, 2018 Genel Seçimleri’nde MHP’ye oy veren seçmen kitlesi bir önceki seçimde AKP tabanı içerisinde yer almış ve muhtemelen Erdoğan’a yakın duran bir oy tercihi geçmişine sahip.

İkinci dikkat çekici nokta Muharrem İnce’nin %30 oy oranı ile kısa süreli bir seçim kampanyasının ardından yakalamış olduğu güçlü yükseliş. Bu başarıyı İnce’nin kendi partisi dışındaki seçmen tabanından aldığı destekle açıklayabiliriz.

CHP seçmeninin neredeyse firesiz İnce’yi desteklemesinin yanı sıra İnce’nin hem seküler milliyetçi İyi Parti hem de sosyalist ve azınlık hakları savunucusu HDP tabanından oy topladığını görüyoruz.

Selahattin Demirtaş ve Meral Akşener’in kendi partilerine nazaran daha düşük oy almalarının sebebinin seçmenlerin, belki de ikinci turda Erdoğan’a güçlü bir mesaj verme amacıyla ve umuduyla, İnce’yi desteklemeleri olduğunu tahmin ediyoruz. Çıkarımlarımıza göre Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde her dört HDP seçmeninden biri ve her üç İyi Parti seçmeninden biri Muharrem İnce’ye oy verdi.

Sonuç olarak yeni yönetim sisteminin getirdiği çift oy pusulası ile hem iktidar hem muhalefet kanadında kurulan baraj ittifakları seçmenlere tercihlerini daha incelikli ve etkin bir şekilde ifade olanağı sağladı.

Bunun bir sonucu olarak da Türk milliyetçiliğinin farklı tonlarının mecliste temsili gerçekleşti. Milliyetçi ideolojiye yaslanmış partilerin toplamda yüzde 21 oy ile parlamentoda temsil edilmesinin hem AKP hem de CHP’nin mevcut siyasi pozisyonlarını gözden geçirmesine vesile olacağını öngörmek zor değil.

Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz

Bu blok bozuk ya da eksik. Eksik içeriğe sahip olabilir ya da orijinal modülü etkinleştirmeniz gerekebilir.