'Külliye belediyelerde 'canım isterse' dönemini mi başlatıyor?'

31 Mart yerel seçimlerinin ardından çok sayıda belediye AKP'nin elinden çıkarak muhalefet partilerine geçti. 

Bu durumu kabul etmekte zorlanan ve belediyeleri çalışamaz hale getirerek 'topal ördek'e çevirme niyeti güttüğü iddia edilen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, çeşitli düzenlemeler aracılığıyla belediye yönetimlerinde söz sahibi olmaya çalıştığı da sıkça ifade edilen bir durum.

Bu tabloya dikkat çektiği yazısında, Sözcü Gazetesi yazarı Çiğdem Toker, belediyelerin Külliye - yani Cumhurbaşkanlığı - tarafından tek bir düğme ile yönetilmek istendiğine dikkat çekti.

"Saray, - olumlu ve Osmanlı özlemi çağrışımları dolayısıyla “Külliye” kelimesi zorlansa da – egemenliğin yeni mekanıdır artık. 17 yıldır işlevi sistematik olarak azalan TBMM'nin egemenlik mekanı vasfı ise ne yazık ki kağıt üzerinde" satırlarını kaleme alan Toker, hem Ankara hem de İstanbul Büyükşehir Belediyeleri'nin Meclis toplantılarını canlı yayınlamalarına değindi ve bu tutumun şimdiden siyasette değişimi tetiklediğine dikkat çekti:

"Bu gelişme seçmenle siyasetçi arasındaki ilişkilerde köklü değişiklik yaratmaya başladı bile. İBB Meclisi'nde uyuşturucuyla mücadele ve toplumsal cinsiyetçilik konusunda komisyon kurulması önergelerinin AKP-MHP ittifakınca reddi, sosyal medyada hızla dolaşıma girip eleştiri konusu olunca AKP bir öneri vereceğini duyurdu. Özetle İBB Meclisi toplantılarının canlı yayımlanması, AKP iktidarının katı, sorgulanamaz karar süreçlerini göz önüne ve tartışmaya açtı."

Bu durum karşısında iktidarın da karşı hamle gerçekleştirdiğine değinen Toker, AKP'nin engelleyici adımlarını ise şöyle özetledi:

"Böyle bir dönemde İçişleri Bakanlığı'nın, tüm belediyeleri tek sistemde toplayacak e-Belediye Bilgi Sistemi'nin yaygınlaşması için talimatları hızlandırması kayda değer. “Sanal kayyum” başlığıyla geçenlerde duyurduğumuz gelişmenin tek tipleştirici, vesayeti çoğaltıcı etkisine biraz değindik. (Toplam 68 modülden oluşan projenin 48 modülünü İçişleri, 20 modülü ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapacakmış.)

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzasıyla giden yazıda, belediyelerin başka bilgi sistemlerine yatırım yapmaması isteniyor. Sektör aktörleri ise bu durumun pek çok güçlük/sakınca yaratacağı görüşünde. Belediyelerin rekabetçi hizmet anlayışından çıkıp “devlet gibi” çalışacağını, akıllı şehir uygulama ve araçlarını üreten firmaların giderek bu üretimden vazgeçeceğini, belediye otomasyonu, kent bilgi sistemi uygulamalarının zarar göreceğini, başkanların taahhüt ettiği IT projelerinin yapılamayacağı gibi bir dizi sakınca sıralanıyor.

Türkiye'deki bütün belediyeleri ilgilendiren birkaç soruyla bitirelim: Belediyeler verilerinin sahibi olabilecekler mi, belediye verilerinin merkezi yönetimce manipüle edilmeyeceğinin garantisi nedir, Ankara canı istediğinde “düğmeyi” kapatacak mı?"

Yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz