'O haberi yapan gazeteci neden savcılığa çekildi?'

Oğluna okul forması alamadığı için intihar eden İsmail Devrim'in haberin yapan gazeteci Ergün Demir, savcılık tarafından gözaltına alındıktan sonra mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 

Konuyu köşesine taşıyan Karar Gazetesi yazarı Akif Beki, Astakos haber sitesi yöneticisi Demir'in, intihar eden Devrim'in eşinin konuşmasının bulunduğu ses kaydını izinsiz kaydedip yayımladığı gerekçesiyle gözaltına alındığını hatırlattı. 

Dosyanın gizlilik kararıyla mühürlendiğini hatırlatan Beki, Demir'in konuşmayı izinsiz kaydetmediğini, şahitlerin önünde gazeteci sıfatıyla görüştüğünü söylediğine dikkat çekti ve ekledi:

"Kederli eşin, sesinin gizlice kayda alınıp yayıldığı iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulunduğuna dair bir bilgi de yansımadı bu arada.

Yaşadığı duygusal travmanın etkisi altındayken yönlendirici sorularla kendisine istemediği yanlış şeylerin söyletildiği, olayın sıcaklığıyla şoktayken ve düşünmeden sarf ettiği sözlerin çarpıtıldığı ya da yaralı bilincinin yerinde olmayışından yararlanılarak ağzından alınan lafların kastetmediği yerlere çekildiği gibi bir iddiası da duyulmadı. 

Gazeteci hakkında bir şikayet üzerine de harekete geçmiş değil yani savcı. Resen elini çabuk tutmuş görünüyor."

Buraya kadarki durumda, acılı eşin halinden siyasi motivasyonla yararlanmaya çalışan bir gazeteci profilinin ortaya çıkmadığına değinen Beki, Demir'in olayın yaşandığı eve gazetecilik refleksi ile gittiğinin altını çizdiğini aktardı.

Demir'in, haberi yaparken, 'okul dahil hiçbir kişi ya da kurumu ne töhmet altında bırakmayı, ne yıpratmayı, ne de bu sarsıcı olayı muhalif propagandaya alet etmeyi ya da siyasete malzeme çıkarmayı arzuladığını' anlatmak zorunda kaldığını ifade ettikten sonra, savcılığın yaklaşımını şu satırlarla eleştirdi:

"Ve savcılık, kadıncağızın çığlığına kulak kesilip seri bir şekilde, alınamayan pantolon yüzünden evladının okuldan çevrilip çevrilmediğini aydınlatacak yerde, hızlıca iddiayı yalanlıyor. Yalanlamayı havada bırakan sesli haberin sahibi gazeteciyi de aynı süratle sorguya alıyor.

Nasıl davranmamız bekleniyor bizden...

O sesi hiç duymamış, o intiharı hiç yaşanmamış, o haberi hiç yazılmamış gibi mi yapmamızı?

Yoksul velilerin altında ezildiği okul kıyafeti dayatmalarını yok hükmünde saymamızı mı?

Okul kıyafet ve gereçleri için velilerin anlaşmalı adreslere yönlendirildiği şayialarını kale almayan tepkiler vermemizi mi?

Şartları müsait olmadığı için altından kalkamayan ebeveynlerin  varlığını dikkate almamamızı, rencide edilmelerine değip değmediği üzerinde bir dakika bile durup hiç tartışmamamızı mı?"

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz