Osman Kavala'yı tutukluluğa götüren sürecin altından da 'Pelikan' çıktı!

İş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala 21 aydır tutuklu. Gezi Parkı protestoları nedeniyle iktidar tarafından 'günah keçisi' ilan edilen Kavala'nın tutukluluğuna giden yolun kaldırım taşlarını da, 'Pelikan' olarak bilinen, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu istifaya zorlayan, resmi adıyla Bosphorus Global'in döşediği ortaya çıktı.

T24'ten Şirin Payzın'ın sorularına, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden yazılı yanıt verdi.

Kavala'nın, tutuklanmaya giden yolun detaylarını anlattığı bölümde, "Ben gözaltına alınmadan kısa bir süre önce Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi adındaki kuruluşun Yekvücut adlı internet sitesinde benimle ilgili iki uzun yazı yayınlandı. Grafik kullanımının da yardımıyla benim Soros ile karanlık ilişkiler içinde olduğum mesajı verildi" satırları, gözleri bir kez daha 'Pelikan' ekibine çevirdi.

Başını Sabah Gazetesi yazarı Hilal Kaplan'ın çektiği ekip, yayımladığı bildiri ile Davutoğlu'nun istifasında önemli bir rol oynamıştı. Ekip, AKP'nin 'ak saçlıları'nın da hedefinde. 

AKP'nin 31 Mart ve 23 Haziran yenilgisinin ardında da bu ekibin karalama kampanyalarının payı olduğu eleştirileri medyada dillendirilmeye devam ediyor.

Kavala'nın, Payzın'ın "Neden sizi hedef alıyor bu iktidar, nedir dertleri" sorusuna verdiği yanıtta, Bosphorus Global ile ilgili detaylar da ortaya çıktı:

"Bu soruya cevap verebilecek bilgiye sahip değilim. Ancak Gezi protestoları bağlamında şöyle bir akıl yürütmede bulunabilirim. Gezi olaylarının dış odaklarca organize edildiği iddiası ilk başta da öne sürülmüştü. Bu, tabii, protestolara katılanlar ve protestocularla dayanışma içerisinde olanlar için itibar kırıcı bir suçlama. Bir de faiz lobisi terimi kullanıldı. Bu da işin içinde finansmanla uğraşan aktörlerin olduğunu, bunların Gezi olaylarına finans desteği sağladıklarını ima ediyor. Ancak, yıllardır bu iddiaları destekleyecek bir kanıt ortaya çıkarılamadı. Bu durumda George Soros’a işaret etmek uygun bir çözüm gibi görünmüş olabilir.

Soros, hem para hareketleriyle uğraştığından hem de çeşitli ülkelerde hükümetlere karşı halk hareketlerini desteklediğine dair yaygın bir inanç var olduğundan, böyle bir suçlama kanıt olmaksızın da inandırıcı olabiliyor. Bu senaryoda bana rol verilmesi şaşırtıcı değil. Ben hem Açık Toplum Vakfı Yönetim Kurulu’ndayım hem de Gezi protestolarına katıldım. Yönetim Kurulu Başkanı olduğum Anadolu Kültür çeşitli projeler için Açık Toplum Vakfı’ndan destek alıyor ve sivil toplum girişimlerine destek sağlıyor. İşin içine ben de dahil olunca kurgu tamamlanmış oluyor! Ben gözaltına alınmadan kısa bir süre önce Boğaziçi Küresel İlişkiler Merkezi adındaki kuruluşun Yekvücut adlı internet sitesinde benimle ilgili iki uzun yazı yayınlandı. Grafik kullanımının da yardımıyla benim Soros ile karanlık ilişkiler içinde olduğum mesajı verildi."

Kavala röportajının satırbaşları şöyle:

Davanızın başladığı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi’yi ve katılımcılarını yeniden hedef aldı. Ne yapılmaya çalışılıyor? Mahkeme heyetinin baskı altında karar verdiğini düşünüyor musunuz?

Cumhurbaşkanı zaman zaman Gezi olayları ve katılımcılarıyla ilgili suçlayıcı şeyler söylüyor. Anlayabildiğim kadarıyla bunlar daha ziyade siyasi konjonktürle ilgili mesajlar. Malum, doğrudan beni hedef alan demeçleri de oldu. İddianamenin hazırlık aşamasında hakkımdaki suçlamalar yazılırken bu demeçlerin etkisi olmuş olabilir. İddianamede siyasetçilerin Soros ile ilgili beyanlarının veri olarak alındığı belirtilmiş, benimle ilgili de benzer bir süreç işlemiş olabilir. Ancak Gezi ile ilgili son demeci ile tahliye edilmemem arasında ilişki olduğunu sanmıyorum.

Davanın bundan sonra nasıl ilerleyeceğini düşünüyorsunuz? Beklentiniz nedir?

Beklentim, elbette, tüm yargılananların üzerlerine atılan suçlardan beraat edecekleri. Buna kesin gözüyle bakıyorum. İddianamedeki kurgunun, ipe sapa gelir bir hali yok. Herhalde bir vakitte benim için de tahliye kararı verilecek. Ancak bu karar, cezaevinden çıkacağım anlamına gelmiyor. Tutuklanmamdan sonra, hiçbir temeli olmayan 15 Temmuz darbe girişimine destek suçlaması ayrı bir soruşturma dosyası olarak muhafaza edilmiş ve tutuklama kararım tuhaf bir biçimde iki dosya arasında paylaştırılmış. Bu ikinci dosya hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz. 20 aydır iddianamesi ortaya çıkmadı.

Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kazanması ve ona verilen destek konusunda ne düşünüyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu’nun ikinci defa seçimi kazanacağını düşünüyordum ama bu kadar büyük bir fark beklemiyordum. Gezi’de ortaya çıkan olumlu enerjinin, ahlaki duyarlılıklarının yerel siyasete nasıl katkıda bulunacağı çok tartışılmıştı. İmamoğlu Gezi’de söylenmek istenenleri, Gezi’nin mesajlarını anlayacak bir duyarlılığa, bakış açısına ve sorun çözme yeteneğine sahip. Bu nedenden dolayı kendisini Gezi sonrası döneme çok uygun bir başkan olarak görüyorum.

Haberin tamamını buradan okuyabilirsiniz