Prof. Metin Günday: Seçim yenilenirse, AKP adaysız kalabilir

Başkent Ankara’da siyaset kulisleri toz duman.  İstanbul’da seçimlerin yenilenip yenilenmemesi olasılıklarına göre şekillenecek yeni pozisyonlar için, tüm siyasi partiler kendi içinde analiz yapıyor, tutum belirlemeye çalışıyor.

Eş zamanlı olarak gelen iki açıklama,  AKP-MHP ittifakı ve Türkiye İttifakı zemininde geniş tabanlı ulusal koalisyon konusunda karşılıklı hamlelerin hazırlandığını ortaya koydu.

MHP’ye yakın sondakikaturk.com.tr  haber sitesi, geçtiği son dakika haberi ile “MHP’nin Cumhur İttifakı’nı bitirme ve bundan sonra yoluna tek başına devam etme kararı aldığını, resmi açıklamanın 29 Nisan Pazartesi günü yapılacağını” duyurdu. MHP kaynaklarından bu habere herhangi bir yalanlama gelmedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı  aynı saatlerde erken seçim taleplerinin olmadığını belirterek, öncelikle ekonomik sorunların çözümü için atılacak adımlara destek verebileceklerini açıkladı.

Salıcı, Kılıçdaroğlu’nun 13 maddelik bir ekonomik çözüm paketi açıkladığını anımsatarak; “Türkiye'nin şu an en temel problemi vatandaşın mutfağındaki yangın. Bunu ortadan kaldırmak için CHP'nin önerileri var. Buyursunlar gelsinler, CHP bu önerilerini onlarla beraber Türkiye'nin geleceği için, bu ülkede yaşayan insanlarımızın geleceği için değerlendirmeye hazır. Parlamentoda destek vermek gerekiyorsa bu konuda destek vermeye de hazır. Ekonominin çözümünü istiyorlarsa CHP bu çözüme katkı vermeye hazır" dedi.

Hafta sonu AKP ve CHP’de oldukça önemli ve kritik toplantılar gerçekleşecek. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin seçilen belediye başkanları ve aday olup seçilemeyen başkan adaylarını, parti örgütü yöneticilerini AKP’nin Kızılcahamam kampında toplayacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise aynı gün CHP Parti Meclisi’ni (PM) “olağanüstü” toplantıya çağırdı. PM toplantısında Kılıçdaroğlu’na saldırı, seçim sonuçları ve olası siyasi gelişmeler değerlendirilerek, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na yürütülecek politika ve stratejiler konusunda “tam yetki” verilmesi bekleniyor.

Dolayısıyla pazar günü AKP ve CHP’deki toplantılarda Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun verecekleri mesajlar önem kazanırken, bunda Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimleri için vereceği karar da etkili olacak.

YSK, AKP ve MHP’nin KHK’lıların oy kullanamayacağı yönündeki itirazlarını reddederken, seçim kurullarının oluşumu, kurul başkanlarının devlet memuru olması zorunluluğu, kısıtlı seçmenlerle, cezaevindeki seçmenlerin oy kullanıp kullanmadığının ilçe seçim kurullarında araştırılarak, beş gün içinde YSK’ye bildirilmesi yönünde karar vermişti. Son olarak yeni bir ara karar daha alan YSK 5 bin 515 kişinin daha araştırılmasını istedi. Bu da İstanbul için nihai karar sürecini uzatacak ve gelecek hafta ortasına veya sonuna sarkıtacak bir gelişme.

YSK’nın iktidar tarafından ağır baskı altında olduğu ve seçimlerin iptali, 30 Haziran’da yenilenmesi yönünde karar vereceği iddiaları ortaya atılırken, 41 bin 132 kişiye ilave olarak 5 bin 515 kişinin daha araştırılması yönündeki son ara karar da bu yönde değerlendiriliyor.

CHP’den ve hukukçulardan gelen açıklamalar ise AKP-MHP’nin itirazlarının “delilsiz, mesnetsiz, altı boş, tamamının süresi içinde itiraz edilmediği için YSK’nin en baştan reddetmesi gereken itirazlar olduğu” görüşü dile getiriliyor.

Siyasi kulislerdeki iptal senaryosuna göre, YSK’nın büyükşehir seçimini iptal etmesi ardından İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının devreye girerek, seçim kurulları ile sandık kurullarının oluşumunu doğrudan belirleme ve denetleme yönünde çalışmalara başlayacakları, olası yenilenecek seçimi her koşulda AKP adayı Binali Yıldırım’ın kazanmasını sağlayacak bir altyapıyı oluşturacakları kaydediliyor.

İstanbul’un yeniden kazanılmasının Erdoğan için “siyasi ve ekonomik prestij” meselesi olduğunun altını çizen AKP’ye yakın bir kaynak Ahval’e “Erdoğan ve AKP şayet seçimi iptal ettirirse, ne yapıp edip bir daha muhalefete vermezler. Kaos, kargaşa dahil muhalif seçmeni sandıktan uzak tutacak her yolu denerler. Çünkü Ekrem İmamoğlu’nun efsaneye dönüşmek üzere olduğunu, iktidar için büyük bir siyasi risk unsuru haline geldiğini görüyorlar” dedi.

İdare Hukuku uzmanı duayen hukukçu Prof. Metin Günday ise Ahval’e yaptığı değerlendirmede, YSK’ye yapılan itirazların içeriğinin hiçbir şekilde seçimin iptaline neden olacak unsurlar taşımadığını, YSK’nin zaten daha en baştan usul ve şekil yönünden bu itirazları “kapaktan reddetmesi gerektiğini” söyledi.

Prof. Günday, şöyle devam etti;

“En başta daha seçim biter bitmez, geçersiz oyların sayılması itirazının kabulü, Maltepe’de oyların tümden ve tekrar tekrar sayımı, bunların hepsinin YSK’nın önceki içtihatları doğrultusunda reddedilmesi gerekirdi. YSK Başkanı 1 Nisan’da Ekrem İmamoğlu’nun seçimi birinci bitirdiğini kendisi açıkladı. Mazbatasının verilmesi gerekirdi usul ve hukuk budur, yapılmadı. 17 gün geçirildi. AKP’nin üç bavulluk olağanüstü itirazı İmamoğlu’na mazbata verilmeden yapıldığı için, yasanın öngördüğü ‘mazbatadan sonraki 7 gün’ şartına aykırıydı ve gündeme alınmadan reddi gerekirdi. AKP de bu hukuksuzluğun farkında olduğu için 17 Nisan’da İmamoğlu’na mazbata verildikten sonra, sözde bir ‘ek itiraz dilekçesi’ daha verip, yasal açığı kapatmaya yöneldiler. Şimdi de YSK’nın AKP ve MHP’nin itirazlarının seçim kurullarınca araştırılmasına yönelik ara kararları, bugüne kadar örneği olmayan, baştan sona yanlış ve hukuksuzdur. YSK bunları yaparak açıkçası zırvalamaya başladı. Panik bir görüntü sergiliyor, yanlış üstüne yanlı kararlar verip, kendisini inkâr ediyor. Kendisini içinden çıkılmaz bir duruma sürüklüyor. Demokrasi ve seçim güvenliği ağır yaralar alıyor.  İtirazların hepsinin delillendirilmesi yükümlülüğü, itirazı yapanlara aittir. Yani AKP-MHP, YSK’ya ‘Şunlara bir bakın araştırın’ diyemez. Delilini sunar o kadar. İtirazın sadece Büyükşehir  Belediye Başkanlığı seçimi için yapılması başlı başına bir hukuk ve yargı faciasıdır. Çünkü, bütün oylar tek bir zarfta kullanıldı. Hepsini aynı sandık kurulları saydı. Şayet sandık kurulunun usulüne uygun oluşturulmadığına itiraz ediyorsanız,  o sandık kurullarının görev yaptığı ve aynı zarftan çıkan oyları saydığı, AKP’nin kazandığı 24 ve MHP’nin kazandığı bir ilçede de belediye başkanlığı, belediye meclisi, muhtar seçimlerinin tümünün iptalini talep etmeniz gerekir. YSK şayet iptal kararı verirse-ki bu iddia ve itirazlarla veremez-İstanbul’daki seçimi sadece büyükşehir için değil, tümden yeniletmesi gerekir. Böyle bir karar, gelecek tüm seçimleri, seçim güvenliğini, sandık güvenliğini bitirir. YSK kendi kendisini, bitirir. Vebali ağır olur, altından kalkamazlar.”   

AKP kulislerinde Binali Yıldırım’ın olası seçim iptali ve yenilenmesi kararının çıkması durumunda, aday olmak istemediği, çok yıpratıldığını ve Erdoğan’dan “affını isteyeceği” yaygın bir şekilde konuşuluyor. Şayet Yıldırım yenilenecek seçimde adaylıktan vazgeçerse, bu kez AKP’nin adaysız kalması gündeme gelecek. Prof. Günday, bu ihtimal ile ilgili olarak da Ahval’e şunları söyledi:

“Binali Yıldırım en baştan isteksiz ve zoraki aday oldu. TBMM Başkanlığından istifa etmeden aday olmak istedi. Ben o zaman kendisine bir twit attım, bunu yaparsa anayasaya aykırı diye. ‘Size bu konuda bedava hukuki mütalâ verebilirim’ diye mesaj gönderdim. Binali Yıldırım çok ezildi, 31 Mart gecesi kameralar karşısına çıkarılıp yaptırılan ‘kazandım’ açıklaması ve sonraki ‘Teşekkürler İstanbul’ afişleriyle küçük düşürüldü. Şayet YSK’dan seçimi yenileme kararı çıkarsa bu sıfırdan yeni bir seçim olmaz.  Yasa açık, adaylar kesinleşmiş, 31 Mart’ta seçim yapılmış. Seçim yenilenirse, aynı adaylarla yapılmak zorunda.  Seçim yapılmış, bitmiş ve YSK usulsüz bulup iptal etmiş. Tekrarlanırsa partiler aday değişikliğine gidemez. Nasıl ki Binali Bey  adaylığı kesinleştikten sonra, 31 Mart’tan üç gün önce adaylıktan istifa etseydi, AKP yeni bir aday gösteremezdi. Seçime adaysız gitmek zorunda kalırdı. Şimdi de öyle, Binali Bey çekilirse, AKP adaysız kalır, yerine yeni aday gösteremez. Dileyen çekilir, istifa eder ama yerine yeni aday gösterilemez. Diğer mevcut adaylarla seçime gidilir. Ben iptal çıkacağını sanmıyorum. Çıkarsa siyasi ve hukuki kaos olur.  Bugüne kadar seçmene baskı hep ters sonuç verdi. Ben bunu 1960’ta, 12 Mart’ta, 12 Eylül’de yaşadım. Erdoğan ve o çizgidekilerin mağduriyetlerini sürekli dile getirdikleri 28 Şubat’ta dahil, seçmene yapılan baskılar hep ters tepti. Şimdi de zoraki seçim yenilenirse, İstanbul seçmeni İmamoğlu’na sahip çıkar. 30 Haziran’da olursa, seçmen tatile gider vs. beklentisi de olmaz. Geçen sene 24 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalacak, 8 Temmuz’da 2. Tur olacak diye herkes tatilini, rezervasyonunu iptal etti. Bu kez de Erdoğan ve AKP böyle bir hesapla seçimi yeniletmek istiyorsa, hüsrana uğrarlar. Başka oyunlar çevirirlerse bilemem ama İmamoğlu açık ara gelir bu kez. Binali bey de bunu gördüğü için tekrar yenilmek istemiyor olabilir. YSK iptal kararı verirse, bunu ilçeler dahil İstanbul seçiminin tümüyle yenilenmesi yönünde vermek zorunda. Aksi karar, yani sadece Büyükşehiri yenileme, hukuki değil  Erdoğan talimatlı siyasi bir karar olur. YSK yargıçlarını ve kurumun saygınlığını, güvenilirliğini kökten yok eder.”

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.