Provokasyonlar artarsa ne yapacağız?

Çok tartışılan yazım hakkında konuşulması gereken her sözü, her duyguyu, her hesabı sonraya ertelemek üzere sessizce anlaştığımızı düşünüyorum.

Onlarca emare var ama ortalığa saçılan bir video ve hemen ardından Suruç’ta işlenen korkunç cinayetler sonrası hızlıca düşünmeliyiz.

suruç

Seçime doğru tansiyon çok yükselir de olaylar artarsa ne yapacağız?

Durum tespiti olarak fikrim şöyledir:

- Provokasyonlar mevcut iktidarın bilgisi haricinde gerçekleşiyor olamaz.
- Mevcut iktidar isterse şiddet ortamını arttıracak yapı ve kadrolara sahiptir.
- İllegal milis yapılanmaları mevcuttur. Çok sayıda insanın canına kastedilen pek çok şüpheli olay yaşanmıştır bile.
- Hukuk veya kolluk kuvvetleri olası lazım durumlarda “devlet güvencesini sağlama” noktasından uzaktır. Hatta bazı olaylarda fail şüphesi taşımaktadırlar.
- Böylesi durumlar için uluslararası hukuk, halkın “direnme” hakkını saklı tutmaktadır.

Ne yapmalı meselesinde fikrim şöyledir:

- Mevcut Başkan adayları ve/veya siyasi parti liderleri derhal Suruç’a, olayın gerçekleştiği yerlere gitmelidir.
- Mümkünse Selahattin Demirtaş’ın da özel bir izinle Suruç’a gitmesi sağlanmalıdır.
- Suruç’a gidecek olan tüm yetkililerin veya uluslararası gözlemcilerin can güvenliği sağlanmalıdır.
- Olaylar tırmanırsa başta Millet ittifakı ve HDP, seçim güvenliğinin riskli olduğunu dünya kamuoyuna beyan edebilir.
- Sivil dayanışma, kriz yönetimi ve doğru bilgi toplama meselelerinde sivil toplum ve sosyal medya çalışmaları hızlandırılmalıdır.
- Millet İttifakı ile HDP’nin en geniş bileşenleri arasında olası “faşizme karşı ortak hat kurmak” arayışlarında “böylesi durumlar için uluslar arası hukuk, halkın “direnme” hakkını saklı tutmaktadır” maddesi dahil her konu derinlemesine konuşulmalıdır.

Bu önerilerim illegalite çağrısı değildir. Başta internet erişimi ve gerçek bilgiye ulaşmak hakkı önceliği ile her durum karşısında her türlü hakkın kullanımını tartışıyor olmamız gerekmektedir.

Seçim sürecinde olası kötü günler yaşarsak aklımızda bulunsun diye yazdım. Başka bir niyetim yoktur.

Tanrı ülkemizin yardımcısı olsun...

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.