Tem 27 2018

Soma ve Kınık’ta Çinli işçiler: Kıtalar arası ‘kölelik’ mi ‘donanımlı’ işçi mi?

Çiftlik-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem’in “Soma'daki Termik Santral inşaatına Kolin Çin'den işçi getiriyor. 1500 işçiden 500'ü geldi bile. Soma bir Çin'den göç almamıştı” şeklinde twit atması ile birlikte basına çok sayıda haber yansıdı.

Kuşkusuz Ali Bülent Erdem’in yazdığı bu büyük iddia 140 karaktere sığdırılamayacak kadar önemliydi. Erdem’in iddiasının ardından basında çeşitli haberler yer aldı.

işçi

“İşten atılan işçilerin yerine Çin’den işçi getirildi” diye başlık atan da vardı, “Çin’den Soma’ya hükümlü işçi göçü mü?” diye başlık atan da…  Ne yazık ki basına yansıyan haberler akıllardaki soruları yanıtlamaktan çok yeni sorular uyandırıyordu. Bu soruların ışığında Soma’ya doğru yola çıktık…

Öncelikle şunu söylemekte fayda var. Mühendis, sendikacı, halk, maden işçileri ve Çinli işçilerin tercümanları ile sohbet ettik. İddianın büyüklüğü, firmaların konu ile ilgili herhangi bir açıklama yapmaması ve işten çıkarılma endişesi ile kaynaklarımızın bazıları görüntü, fotoğraf ve isim kullanmamıza izin vermediler.

inşaat

Özellikle Kınık halkı bu konudan dolayı çok dertli. (Kınık İzmir’in bir ilçesi. Fakat coğrafi konumundan dolayı Soma’ya daha yakın.)

Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği iş cinayetinde Kınık’ın Elmadere Köyü’nden 11 işçi yaşamını yitirmişti. Genellikle Alevi halkının yaşadığı Kınık, Soma iş cinayetinden sonra basın aracılığı ile pek çok hak ihlalini dile getirdi. İlçe halkı bundan dolayı pek çok madencinin işsiz olduğunu, firmaların Kınıklıları tercih etmediğini söylüyor.

Peki Çinli işçiler ne zaman Soma’ya geldi, gerçekten bu işçiler hükümlülerden mi oluşuyor, Çinli işçiler Türkiye’de hangi koşullarda çalıştırılıyor?

işçiler

Öncelikle daha önce bölgede mühendislik yapmış bir kaynağımızdan Çinli işçilerin Soma ve çevresine 2014 Mart-Nisan aylarında geldiğini öğreniyoruz. Kınık’ın Elmadere Köyü’nde bulunan Polyak Eynez Enerji Üretim Madencilik’te bu tarihten itibaren 350 Çinli işçi çalışıyor. Tabi ki Türkiyeli firmalar Çin’e gidip taşeron işçi toplamıyorlar.

Örneğin Türkiye’nin en büyük maden işletmesini kurma hedefinde olan Polyak, Elmadere’de kullandığı sondaj makinalarını 1982’den beri faaliyette olan China National Coal Group’tan satın aldı. Firma bu sayede makinelerin montajı, santrallerin hazırlanması gibi teknik işleri de üstlendiği için Çin’den kendi işçilerini getirdi.

Yani nasıl halk arasında ‘Çin malı’ ucuz olduğu için daha fazla tercih ediliyorsa, bu büyük şirketler için de geçerli bir tercih sebebi. Fakat sadece aldığı ürünün ucuzluğu ile tatmin olmayan sermaye grupları burada ikinci bir soru soruyor: “Çin’in işçisi de ucuz olur mu?”

işçiler

Soma ve Kınık’ta konuştuğumuz hemen hemen herkes şu konuda hemfikir:

“Çinli işçiler bizden daha iyi çalışıyorlar, daha disiplinliler, daha çok çalışıyorlar, gelen işçilerin teknik donanımları çok daha iyi.”

Polyak’ın henüz kurulum aşamasında olan santralinde çalışan Kınıklı bir işçi neden Çinli firma ve beraberinde getirdiği Çinli işçilerin tercih edildiğini şöyle anlatıyor:

“Çinliler bu konuda ustalar. Biz Çinliler gelmeden önce işe başladık ama bir türlü sistemi oturtup ilerleyemedik. Sürekli yap-boz-yeniden yap şeklinde oluyordu. Çünkü ne elimizdeki sistem buna izin veriyordu ne de toprağın yapısı. Ardından Çinli işçiler geldi. Hem bizden daha çok çalışıyorlar hem de bizim 10 günde ilerleyemediğimiz yolu onlar kısa sürede kat etti.”

Teknik anlamda övgüleri üzerine toplayan bu işçilerin kendi ülkelerinde de yıllarca maden işinde çalıştıkları söyleniyor. Türkiyeli sermaye gruplarının “Aman işim hızlı bitsin” mantığı ile çalıştığını belirten Kınıklı işçi, bu mantığa karşılık düşen çalışma profilinin “Çinli işçi” olduğunu söylüyor.

Neden mi? Çünkü haftanın yedi günü 2 vardiya ve 10’ar saat çalışıyorlar. Sadece kendi vardiyaları dışındaki zamanlarda pazara, bakkala, alışverişe gidebiliyorlar. Yani şartları Türkiyeli işçiler ile kıyaslandığında çok kötü. Fakat kendi ülkelerindeki sisteme göre bu onlara “normal” geliyor.

Türkiyeli işçilerin tek umudu ise Çinlilerin santral hazırlık süreci bittikten sonra ülkelerine geri dönmeleri. Bu konuda endişeliler çünkü kendilerinin işsiz kalma olasılığı çok yüksek. “Sizi bu koşullarda çalıştırsalar çalışır mısınız?” diye sorduğumuzda, “Bizi o şartlarda çalıştıracak patronun kafasını kırarız” diyorlar.

Daha önce Polyak’ta  Çince-Türkçe tercümanı olarak çalışan Zeki Karaaslan Türkiyeli işçilerin kaygısının yerinde bir kaygı olduğunu söylüyor.

“Ben Çin’de de yaşadım. Onların sistemi çok farklı. İnsanlar çok uzun saatler çalışıyorlar, yorulmuyorlar, çok disiplinliler. Yani buradaki patronlar için bulunmaz fırsat. Santral yapımı bittikten sonra gideceklerini düşünmüyorum.

Belki çok çalışıyorlar ama kendi ülkelerine göre daha fazla para alıyorlar. 300 dolar falan gibi söylenenler komik rakamlar. Kimse o para için Çin’den buraya gelmez. Ama iş gücüne göre aldıkları para düşük. Türkiye’de sondaj yapacak firma, işçi yok muydu? Çünkü Çin’deki kölece çalışma şartları burada da geçerli. Bunun sebebi ise Çinli firma. Firma, işçileri Türkiye standartlarına göre değil Çin standartlarına göre çalıştırıyor.”

Yine bir maden mühendisi kaynağımız, Çinli firma ile ortaklaşmadaki asıl sebebi şöyle açıklıyor: “Türkiyeli firmalar yarın o bir gün herhangi bir sıkıntı çıktığında sorumluluğu üzerinden atmak istiyorlar.”

Soma’daki tüm maden işletmeleri 301 kişinin yaşamını yitirdiği iş cinayetinin ardından tam mekanik ya da yarı mekanik sisteme geçtiler. Teknik anlamda donanım arttığı gibi, ilçede açılan meslek liselerinde madencilik üzerine eğitim veren bölümler de açıldı. Yani eski usul madenciliğin yerine daha teknik ve kazaları önleyici bir işletme sistemine geçilmek için adımlar atıldı.

Fakat, bu durum mühendisleri tatmin etmiyor. Çünkü söz yetkisi mühendislerde ya da uzmanlarda değil sermayede…  Örneğin bir mühendis bu durumu şöyle özetliyor:

“Şuan santrali hızlıca tamamlamak için Çinlilerle çalışıyorlar. Santral açıldıktan sonra da daha fazla para kazanmak uğruna acele iş yapmaya devam ederlerse sorun çıkabilir. Neden mi? Çünkü iş güvenliği uzmanı ya da özgürce işini yapan mühendislerin değil ‘hadi hemen bu sorunu çözün’ diyen sermayenin sözü geçiyor.“

Geçtiğimiz günlerde ise Soma Kolin Termik Santral inşaatında çalışan 2 bin taşeron işçi işten atıldı. İşten atmanın Efor Endüstriyel isimli taşeron şirketle Kolin arasında yaşanan anlaşmazlıktan kaynaklandığı öğrenildi. Ardından çıkan haberlerde “Atılan işçilerin yerine 2 bin Çinli işçi getirilecek” şeklinde iddialar yer aldı.

Kolin Termik Santral inşaatında çalışan Yusuf Akyüz isimli bir işçi, proje müdüründen böyle bir şeyin olmayacağına dair “söz” aldıklarının bilgisini verdi. Akyüz, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz geldiğimizde Çinli personel çalışıyordu. Bunlar teknik anlamda yetkin kişilerdi. Fakat sonra Çin’den vasıfsız işçiler de gelmeye başladı. Ardından 2 bine yakın vasıfsız işçinin getirileceğini duyduk. Şirkete baskı yaptık ve bunu durdurduk. Ama şirket açıklamasında 500’e yakın işçinin geleceğini, bunların teknik anlamda usta olduğunu ve bayramdan sonra geri gideceklerini söyledi. Yazılı bir beyan yok.”

Genel anlamda su sıkıntısı çektiklerini, bazı mangaların böceklendiğini dile getiren Akyüz, yine proje müdürü ile yaptıkları görüşme ve işçilerin tepkisi üzerine bu sorunların da çözüldüğünü ifade ediyor. Şimdi tek beklentisi, yerine kendisi ile aynı derecede ya da daha az bilgiye sahip Çinli bir işçinin getirilmemesi.

Yine çalışan Çinli işçilerin arasında haberlere yansıdığı gibi mahkum olarak getirilenler de var. Türkiye’deki açık cezaevi sistemini anımsatan bu sistemle cezalarının bu şekilde tamamlamaları ön görülüyor. İlk çıkan haberlerde “Mahkum Çinli işçiler getiriliyor” şeklinde manşetlerin atılması ise ayrı bir etik konusu.

işçi

Mahkum işçiler tahminen oran olarak yüzde 20-30 civarında olsa da işçiler arası herhangi bir ayrışma durumunda Çinli işçilerin hepsi potansiyel suçlu gibi görülebilir. Nitekim bazı konuşmalarda “Tecavüzden mi yatıyor, başka şeyden mi bilmiyoruz. Tedirgin oluyoruz” şeklinde cümleler sarf ediliyor.

İsmini vermek istemeyen bir Çince-Türkçe tercümanının işçiler arasında işin stresinden ve ağırlığından kaynaklı her an gerilimlerin çıkabileceğini eğer edilen küfürleri, hakaret ve tehditleri çevirmiş olsaydı çoktan projelerin duracağını söylüyor.