Türkiye neden Şengal'den uzak durmalı?

Türkiye’nin aylardır Irak Kürdistan Bölgesi'nde devam eden Pençe-Kartal operasyonları ve bu çerçevede son olarak Gare’de rehineleri kurtarmaya yönelik gerçekleştirdiği başarısız girişimden sonra Irak’ta Türkiye’nin Şengal'e yönelik de bir manevrada bulunacağına dair artan bir endişe var. 

Konuyla ilgili olarak Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin internet sitesinde Nuseybe Yunus imzasıyla yayınlanan bir makalede Türkiye’nin böyle bir harekatının ters  tepme ihtimalinin çok yüksek olduğu belirtiliyor. 

Halihazırda acil siyasi ve ekonomik reformları uygulamak için mücadele eden Irak Başbakanı Mustafa el Kazımi’nin zayıflayabileceği, ayrıca Halk Seferberlik Birimleri (Haşdi Şaabi) ve diğer silahlı grupların siyasi ve askeri duruşlarının güçlenebileceğine vurgu yapılan makalede, Türkiye ile Irak arasındaki ikili ilişkilere ciddi şekilde zarar gelebileceğin de altı çiziliyor. 

Makalede ayrıca Türk kuvvetlerinin bölgede faaliyet gösteren İran destekli silahlı grupların ciddi direnişiyle de karşı karşıya kalma ihtimali göz önüne alındığında, böyle bir operasyonun PKK'ye karşı kalıcı kazanımlar sağlamasının pek olası görülmeyeceği de belirtiliyor. 

Makalede Avrupa devletlerinin Bağdat'a bölgenin kontrolünü yeniden tesis etme çabalarını yoğunlaştırması için baskı yaması ve Sincar'a yapılacak bir saldırının tehlikeleri konusunda Türk hükümetini uyarmaları gerektiği de ifade ediliyor. 

Yazıda PKK‘nin yerel Yezidilerin bölgedeki İslam Devleti’nin (IŞİD) ilerleyişinden kaçmalarına yardım ettikten bir yıl sonra 2015 yılında Şengal’de bir üs kurduklarına ve bu tarihten itibaren Ezidi toplumu içinde yer almaya çalıştığına vurgu yapılıyor. Türkiye ise PKK’nin bölgedeki varlığını ulusal güvenliği için büyük bir tehdit olarak değerlendiriyor. 

Şengal, hem Bağdat ve hem de Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin üzerinde hak iddia ettikleri birkaç bölgeden biri. Sincar'ın kontrolü konusundaki anlaşmazlıkları, IŞİD'in Irak'a girişinin ardından yoğunlaştı ve ardından hem Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) hem de PKK, bölgedeki siyaset ve güvenlik üzerindeki etkilerini güçlendirdi. Ancak KDP, Kürdistan bağımsızlık referandumuna merkezi hükümetin askeri müdahalesinin ardından Ekim 2017'de bölgeden çekilmek zorunda kaldı. O zamandan beri, PKK ve İran'la bağlantılı Haşdi Şaabi bünyesinde gruplar, bölgedeki güvenliği kontrol ediyor.

Irak merkezi hükümeti ve KBY arasında 10 Ekim 2020'de imzalanan Sincar Anlaşması, PKK'yi bölgeden çıkarmayı ve Haşdi Şaabi’yi denetleyen komisyon da dahil olmak üzere Irak federal güçlerinin kontrolünü yeniden sağlamayı amaçlıyor. 

Anlaşmanın Kazımi için siyasi bir zafer olduğuna vurgu yapılan yazıda, “Çünkü Bağdat’ın bölge üzerindeki otoritesinin yeniden onaylanması için KBY’nin resmi onayını aldı. Ancak Bağdat, istediği değişiklikleri yerel güvenlik altyapısına uygulamakta zorlanıyor. Bunun nedeni kısmen, PKK'nin kendisini 2015'ten beri resmi olarak Haşdi Şaabi‘ye bağlı olan ve büyük ölçüde merkezi hükümetin kontrolü dışında faaliyet göstermeye devam eden Ezidi güvenlik gücü Sincar Direniş Birimleri'ne yerleştirmiş olmasıdır“ deniyor. 

Ankara‘nın, Bağdat’ın PKK’yi Şengal'in dışına çıkarma konusunda ilerleme kaydedememesinden dolayı hayal kırıklığına uğradığı ve grubun bölgedeki varlığının güçlenmesini kendi sınırlarının yanısıra Irak ve Suriye’deki güvenlik çıkarlarına doğrudan bir tehdit olarak gördüğüne işaret edilen yazıda, “Türkiye, Sincar'daki PKK varlığının, grubun Suriye'nin kuzeydoğusundaki operasyonlarını Türkiye ve Irak'ın Kandil dağlarındaki yetenekleriyle birleştirerek PKK'ye stratejik derinlik sağladığından özellikle endişe duymaktadır“ şeklinde ifadeler kullanılıyor. 

Savunma Bakanı Hulusi Akar‘ın, 20 Ocak'ta Irak'a yaptığı ziyarette, Bağdat'tan PKK'nin Şengal’den çıkarılması için Türk operasyonlarına onay vermesini istediğine de işaret edilen yazıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ziyaretten iki gün sonra Türkiye'nin Sincar'ı “bir gecede birdenbire” işgal edebileceği konusunda uyardığına vurgu yapılıyor. 

Yazıda Irak hükümetinin Sincar’da PKK'ye karşı ortak bir Irak-Türk askeri operasyonuna rıza göstermesinin son derece düşük bir ihtimal olduğu, bu durumun Irak'ın askeri kapasitesine bir hakaret ve egemenliğinin ihlali olarak algılanacağının da altı çiziliyor. 

“Dahası, Türkiye Irak'ta tarafsız bir siyasi aktör olarak görülmüyor ve iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik yaşanıyor” ifadelerinin de kullanıldığı yazıda Irak’ın liderlerinin, Türkiye’nin yayılmacılığından ve Irak siyasetinde daha fazla etki sahibi olma arzusundan korktukları da belirtiliyor. 

Yazıda, tek taraflı bir Türk saldırısının, özellikle Irak’ın parlamento seçimlerine hazırlandığı bir sırada ciddi siyasi sonuçlar doğuracağına da işaret ediliyor. 

Son günlerde, Haşdi Şaabi bünyesinde yer alan Bedir Örgütü, Asaib Ehl-i Hak ve Ashabul Kehf dahil olmak üzere çok sayıda milis grup Sincar'ı bir Türk "işgaline" karşı savunma sözü veren açıklamalar yayınladılar. 

Geçtiğimiz haftalarda Asaib Ehl-i Hak ve Kataib Hizbullah'tan savaşçılar da dahil olmak üzere 10 binden fazla milis Sincar'a konuşlandı. Aynı şekilde Ashabul Kefh geçtiğimiz günlerde Kuzey Irak'taki Türk askeri güçlerine roket saldırıları düzenlediğini iddia ederken, Harakat Hizbullah el Nuceybe ise geçtiğimiz günlerde Irak hükümetinin yapmaması durumunda harekete geçme tehdidinde bulundu. 

İran’ın bu silahlı grupları Şengal'i savunmak için konuşlanmaya teşvik ettiğine vurgu yapılan yazıda bölgenin Suriye'ye erişim noktası olarak stratejik önemi nedeniyle İran’ın bu grupların Sincar'daki hâkimiyetlerini sürdürmelerini istediği belirtiliyor. 

Türkiye'nin Şengal’deki (Sincar) PKK karşıtı bir operasyonunun, grubu bölgeden çıkarma hedefine ulaşmasının pek olası görünmediğinin altı çizilen yazıda Türkiye’nin insansız hava araçlarını bu savaşta kullanmasının Kandil dağlarındaki PKK’yı ciddi şekilde zayıflatsa da, yıllarca süren yatırımlara rağmen grubu kararlı bir şekilde bölgeden çıkarmadığı öne sürülüyor. 

Yazıya göre Şengal'de PKK'ye karşı kalıcı bir zafer elde etmek daha da zor olacak, çünkü bölgeye bir Türk saldırısı İran destekli militan grupların güçlü direnişiyle karşılaşacaktır.

Yazıya göre Türkiye’nin KDP’yi kullanarak PKK’yi bölgeden çıkarma stratejisi de işe yaramayacak: “KDP, 2015-2017 yılları arasında Sincar’da önemli bir askeri ve siyasi rol oynadığında bile, PKK'yi bölgeden çıkarmayı başaramadı. Bu nedenle, yeni bir Türk saldırısı, yerel güç dengesini KDP'nin bölgeyi kontrol etmesini sağlayacak kadar değiştirmeyecektir.”

Yazının sonunda ise şu görüşler dile getiriliyor:

“Türkiye’nin tek taraflı bir saldırısı, özellikle Irak’ın parlamento seçimlerine hazırlandığı sırada ciddi siyasi sonuçlar doğuracaktır. Bu, Şengal Anlaşmasının Kazımi’ye kazandırdığı siyasi zaferi baltalayacaktı; Haşdi Şaabi ve diğer milis grupların Irak'ın savunucuları olarak imajını merkezi hükümetin pahasına parlatacak; ve yerinden edilmiş savunmasız Yezidilerin Sincar'a geri dönüşünü engelleyecektir. Askeri harekat, Türkiye’nin Irak’taki itibarına da ciddi şekilde zarar verecektir. Ve Suriye'deki Kürtler arası görüşmeler gibi konularda ilerlemeyi engelleyebilir - böylelikle ülkedeki PKK'yi  daha da güçlendirebilir.”

@Ahval Türkçe