Hayko Bağdat
Ağu 18 2019

Ülkesini kaybeden komedyen

Siz hiç ülkenizi kaybettiniz mi?

Ben kaybettim...

Aslında atalarım olan Ermenilerin neslinden geldiğimden olsa gerek “ülke kaybetmek” meselesine aşina sayılırım. Tüm hayatım, 1915 Ermeni Soykırımı ile toprağından edilen insanların travmalarını dinleyerek geçti ne de olsa. Memleketteyken, gazetecilik hayatım süresince, etnik kimliğimden sebeple en çok muhatap kaldığım soruların başında, hep “memleketinden sürülmek” kavramı geliyordu. Dünyanın pek çok ülkesinde, Türkçe konuşan insanlara sergilediğim “Salyangoz” adlı sahne performansıma ilham veren tema da buydu hem: “Ülkesini kaybedenlerin hiç bitmeyen ve asla bitmeyecek olan laneti”.

Yazılarımda, kitaplarımda, televizyonlarda, sahne gösterimde anlattığım geçmişin aynısını yaşıyorum bugünlerde. Başkalarının hikâyeleriydi onlar. Eskiydiler. Şimdi benim yazgıma dönüştüler artık. Tehcir edildim yani ülkemden artık. Üç yıllık taze bir sürgünüm ben artık. Ben de ülkemi kaybettim artık...

Yüzleşilemeyen bir soykırımın yarattığı karanlık iklim ile, 100 yıl sonra bile kimliğinden dolayı ülkesinden kovulan, zulmü anlatmaya devam ettiğim için Türk faşistlerinin tehditleri yüzünden Avrupa’nın ortasında, Berlin’de polis koruması ve çelik yelek ile sahneye çıkabilen bir Ermeni sanatçıyım ben.

Üstelik ülkede bir türlü yüzleşemedikleri soykırım, yani büyük suç, katillerin hep haklı ve kahraman sayılmasına yol açtı bunca zamandır. Katil ise sırasıyla işledi cinayetlerini yüz yıldır. Halk, onu bir kahraman gibi addettikçe güçlendi. Güçlendikçe cinayetlere devam etti. Hiç durmadı o katil. Ermeni mezarlığı üzerinde kurulmuş yaşamlarında “Ermenileri öldürmek iyi bir fikirdi” diyen herkesin peşine düştü sırasıyla. Görgü şahidi bırakmak istemeyen bir suçlu gibi saldırmaya devam etti Anadolu coğrafyasında. Kürtleri öldürdü, Alevileri, kadınları, LGBT bireyleri, işçileri, çocukları, sanatçıları, öğrencileri öldürdü. Şimdilerde laik modern Türkleri, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularını kestiriyor gözüne. Ondan bu kadar çok ses çıkıyor zaten. Kürdün, öğrencinin katli haber değeri taşımaz ya Batı dünyasında pek...

Bugünlerde, 100 yıllık kahraman olan o “katil” zihniyet yepyeni bir beden buldu kendisine. İçine sığabileceği kadar geniş, vicdan ve ahlak yoksunu bir taşıyıcı edindi.

Recep Tayyip Erdoğan...

Yani yeni bir durum yok bizim oralarda. Yeni bir yüz var sadece. “Suç İmparatorluğu”nun tahtına oturan yeni bir Sultan daha var karşımızda.

Üstelik halefi olduğu liderlerin içerisinde en kavgası olmayan, en paraya ve yolsuzluğa meyilli, en gaddar ve acımasız, en vasat kötülüğe sahip olanıdır Recep Tayyip Erdoğan.

Bizler...

Yani 100 yıldır katledilen Anadolu Ermenileri, Rumları, Süryanileri, Yahudileri...

Bizler, yani Anadolu Kürtleri, Alevileri, kadınları, öğrencileri, transları, başörtülüleri, sanatçıları, komedyenleri, gazetecileri, sürgünleri...

Bizler, yani ülkesini, özgürlüğünü, umudunu, sağlığını, canını kaybedenler...

Bu kötülüğü durduracağız elbette.

Üzerimizdeki ağırlığın sebebi çelik yelek, demir parmaklık falan değil, 100 yıllık yorgunluk ve yalnızlıktır sadece...
 

© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.