Yerel seçimleri de AKP kazanır deniyor, acaba!

ABD’de ve Türkiye’de birkaç ay arayla seçimler var.

Kasım ayının 6. günü yapılacak seçimde Amerikan halkının Donald Trump’ın partisine tepki göstererek dışarıdan bakanlara ‘deli saçması’ görüntüsü veren yönetimine ciddi bir şamar indirmesi, Trump hakkında derin bir soruşturma yürüten özel savcının da derhal devreye girerek başkanlıktaki süresini kısaltması bekleniyor.

Öyle bekleniyor değil mi?

Türkiye’de Mart ayının sonunda yapılacak yerel seçimde ise, özellikle kendi iç çelişkileriyle baş etmeye çabalayan muhalefetin kaybedeceği, MHP ile ittifakını tazeleme sürecine girmiş AK Parti’nin büyükşehirler başta olmak üzere zaten elinde bulunan belediyeleri yeniden kazanacağı düşünülüyor. CHP’nin geleneksel olarak kazanması beklenen bazı belediye başkanlıklarının bile iktidar partisinin eline geçeceğini ileri sürenler de var.

Hiç değilse medyanın büyük bir bölümünde beklenti bu yönde.

Biri Hürriyet’te diğeri Türkiye gazetesinde yayınlanan iki yazıyı okuyanlar AK Parti’nin bu seçimi de alacağını düşünmeden edemeyecekler.

İşin özeti şu: ABD’de Trump gidiyor, Türkiye’de AK Parti yerel seçimden de başarılı çıkıyor…

Acaba öyle mi?

Seçimler bazen sürpriz sonuçlar da doğurabilir; bu sebeple biri ülkemizde diğeri uzak komşumuzda yapılacak seçimlere biraz daha yakından bakmakta yarar var.

ABD’de durum ne?

Hayatının önemli bir bölümünü orada yaşamış bir yakınım ABD’den beklentilerden farklı izlenimlerle daha yeni döndü. Amerikan medyasının dışarıya verdiği Trump aleyhine havanın aksine, aynı zamanda seçmen de olan sıradan vatandaşların yönetimlerinden büyük rahatsızlık duymadıkları izlenimiyle…

Ekonomik açıdan memnuniyet içerisinde olduklarını farketmiş Amerikalıların… Kısa süre önce işini kaybetmiş bir Amerikalı okul arkadaşı fazla gecikmeden bulduğu yeni işine başlamaya hazırlanıyormuş… Görüştüğü, konuştuğu Amerikalılar medyanın aleyhte yayınlarından hemen hiç etkilenmemiş görünüyormuş…

Veriler de yakınımın bu izlenimini doğruluyor. ABD ekonomisi Trump döneminde yukarıya doğru istikrarlı bir yol izliyor. Neredeyse bütün ekonomik göstergeler olumlu. Trump’ın ‘çılgınca’ görünen bazı ülkelere ve bazı emtiaya uygulamaya başladığı ek vergiler ABD için yeni işgücü anlamına geliyor. Doların başka para birimleri karşısındaki durumunun giderek güçlendiği görülüyor.

Amerikan sanayici ve teknoloji üreticileri üzerinde uygulanan ‘ülkende üret’ baskısı da sonuç verecek ve bu sayede Amerikalılara yeni iş alanları açılacak gibi.

İki aydan az bir süre sonra Senato‘nun üçte biri (35 sandalye) ve Temsilciler Meclisi’nin bütün üyeleri (435 sandalye) ile 39 vali için yapılacak seçimde, dışarıdan bakanların beklediği gibi, Cumhuriyetçiler ağır bir yenilgiye uğramayabilir de.

Trump’ın yakın çevresi daha şimdiden 2020’de yapılacak başkanlık seçimine hazırlanıyor.

[Dünya için Trump’lı bir 4 yıl daha korkunç sonuçlar getirebilir.]

Ekonomi bozuksa ABD’de yönetimler değişiyor; Birinci Körfez Savaşı’ndan zaferle çıktığı için bir dönem daha ülkesinin başında kalacağı umudundaki George ‘Baba’ Bush, 1992 seçiminde Bill Clinton gibi tanınmamış bir aday karşısında ağır bir yenilgi tatmıştı. Ancak ekonomi iyiye doğru gittiği sinyalleri veriyorsa yönetimde bulunan başkan yeniden seçilebiliyor…

Clinton ve Obama o sayede ikinci kez seçilebildiler.

ABD ekonomisi şimdilerde olumlu sinyaller veriyor.

Türkiye’de durum ne?

Hürriyet’ten Abdülkadir Selvi bugün OPTİMAR adlı bir kuruluşun yapılacak seçimle ilgili anketinin sonuçlarını paylaştı‘‘Ekonomi ilk sırada çıkıyor’’ (yüzde 47.1) bilgisini alıyoruz, neyin ilk sırasında olduğunu öğrenemesek de. AK Partililerin üzülmesine gerek yok; verilen diğer bilgilere bakıldığında yerel seçimden iktidar partisinin bir kez daha başarıyla çıkması neredeyse çantada keklik.

Muhalefetin ‘‘Yerel seçimin sonucunu tamamen ekonomik gidişatın belirleyeceği algısı ya da beklentisi, eksik bir çıkarım’’ olduğu görüşünü Türkiye gazetesinden Nebi Miş seslendiriyor, yine bugün. Ona göre, seçmen sandığa gittiğinde muhalefetin daha iyi bir alternatif sunma kapasitesi olup olmadığına baktığı gibi partilerin ekonomiye dair geçmiş duruşunu ve gelecek perspektifini de mukayese ediyor.

‘‘Ekonomi kötü olsa da sandıktan yine AK Partili -ve tabii ittifak ettiği MHP’li- belediye başkanları çıkacaktır’’ sonucu elde ediliyor bu yazıdan…

Çok keskin bir değerlendirme.

Trump’ın yaşattıklarına bakarak Amerikan seçmeninin yönetimin değişmesi yönünde bir iradeyi sandığa yansıtacağını bekleyenlerinkine paralel bir değerlendirme bu.

Ben yine yukarıdaki sorumu tekrarlayıp aradan çekileyim: Acaba?

Bu yazı Fehmi Koru'nun kişisel blogundan alınmıştır