Ara 10 2017

HAFTANIN PANORAMASI: Türkiye'yi Zarrab, dünyayı Kudüs salladı

1 yılı aşkın süredir OHAL’le yaşamaya alıştık. Her gün birilerinin gözaltına alındığı veya tutuklandığı haberleri artık televizyon ve gazetelerin olmazsa olmazlarından.

Orta Doğu’da yaşanan Suriye merkezli kriz de eklenince bunlara, bulunduğu konum itibarıyla adeta bir lokomotif işlevi gören Türkiye’de gündemin sürekli değişmesi kaçınılmaz oluyor. Biz de her hafta, Ahval sayfalarında bu değişen gündemin nabzını tutmak adına bir derleme hazırlıyoruz öne çıkan haberlerden. 

Geçen hafta hiç şüphesiz Türkiye’de ana gündem maddesi, 19 Mart 2016’dan bu yana tutuklu bulunduğu ABD’de savcılıkla işbirliğine giden Reza Zarrab ve itiraflarıydı.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakınlarının Man Adası'ndaki bir paravan şirket aracılığıyla vergiden kaçınma yoluna gittiği yolundaki iddiaları ortaya koyan belgeleri açıklaması da ikinci ana gündem maddesiydi. 


Yeni haftanın ilk günü (4 Aralık 2017) yine Zarrab’ın açıklamaları ile devam etti. İlk üç gün yaptığı açıklamalarda dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a 45-50 milyon Euro civarında rüşvet verdiğini söylemiş, İran’a ambargonun Erdoğan ve Ali Babacan’ın talimatıyla delindiğini öne sürmüştü Zarrab.

Bir dönem Erdoğan’ın ifadesiyle “hayırsever” olan, ancak itirafları sonrası hakkında “casusluk” soruşturması başlatılan ve mal varlıklarına el konan Reza Zarrab, tanık kürsüsündeki dördüncü gününe de 'hayali gıda ihracatı' sisteminin nasıl işlediğini anlatarak başladı.

Zarrab’ın rüşvet ilişkisi olmadığı ama ambargonun delinmesinde kilit rol oynadığını söylediği davanın tek tutuklu sanığı eski Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla'nın avukatları, jüriye Zarrab’ın yalan söyleyebilecek güvenilmez biri olduğunu ispatlamaya çalışıyordu. 

İlk günden bu yana duruşmayı takip eden muhabirlerden The Daily Beast muhabiri Katie Zavadski’nin Twitter paylaşımlarına göre mahkemede, Zarrab’la bir erkek arasında geçen konuşmanın kaydı da dinletildi.

Kayda göre, erkek konuşmacı, Zarrab’ın avukatı Şeyda Yıldırım’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı ile bir görüşme gerçekleştirdiğini söylüyor ve danışmanın bunun sadece Reza'nın sorunu olmadığını, ülke meselesi olduğunu vurguladığını aktarıyor ve ekliyor:

“Yarın Şeyda, Bekir ile konuşup Beyefendi'ye de haber verecek”



Zarrab’ın dördüncü gün ifadesinin öne çıkan başlığı ise duruşmanın  ortalarında geldi. Zarrab, Türkiye'de takipsizlik kararı verilerek üstü kapatılan 17 Aralık soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra serbest kalmak için "kısmen" rüşvet verdiğini itiraf etti.

Ancak bu rüşveti kime verdiği konusu hâlâ belirsiz. 17 Aralık sonrası hiçbir Halkbank yöneticisine rüşvet vermediğini söyleyen Zarrab, yeni gelen yöneticilerle ambargonun delinmesine yönelik işlerine devam ettiği notunu düştü.

Reza Zarrab'ın dördüncü gün ifadesi sürerken, gündemi belirleyen bir diğer gelişme de enflasyon rakamlarından geldi. Kasım ayında piyasa beklentilerinin üzerinde artan enflasyon, yıllık bazda yüzde 12,98'e çıkarak 2003’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşmış oldu.

4 Aralık’ın öne çıkan gündem başlıklarından biri de yine Erdoğan’dı. 3 Aralık Pazar günü Muş'ta yaptığı konuşmada, "Bazı iş adamlarının varlıklarını yurtdışına kaçırma gibi gayretlerinin olduğunu duyuyorum.

Bu adımlar ihanet-i vataniyedir. Bunların çıkışına izin verilmemelidir" diyerek bakanlar kuruluna harekete geçme çağrısı yapan Erdoğan, ertesi gün (4 Aralık) geri vites atarak "Türkiye serbest piyasa ekonomisine sahip bir ülkedir. İsteyen herkes parasını yurt dışına çıkarabilir” dedi. “Sözlerinin farklı değerlendirildiğini" söylüyordu Erdoğan ve piyasalarda endişeye yol açan sermaye hareketlerinin sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağı sorusuna da cevap veriyordu:

"Benim, sermaye hareketlerinin sınırlandırılmasına yönelik bir talimatım yok.”

 

 

Yine aynı gün, Erzincan Orduevi'nde yavru kediye tekme ve yumruk atarak işkence yapan askeri personelin görüntüleri toplumda infiale yol açtı. İçişleri Bakanlığı ve TSK’den peş peşe açıklamalar geldi ve soruşturma başlatıldığı bilgisi verildi.

 



Kediye işkence görüntüleri toplumun duyarlılık hissindeki ayrımcılığı da ortaya koydu bir anlamda. Bazı köşe yazarları, bu haklı duyarlılığı takdir ederken yıllardır süregelen ve 15 Temmuz sonrası bir kez daha tırmanan Kürt halkına yönelik yapılanları hatırlatıyor, “FETÖ” davalarından tutuklu yargılanan binlerce insanın durumuna ilişkin sessizliğe dikkat çekiyordu.

Bunlardan biri de Ahval editörü Ergun Babahan’dı. “Kediler ve insanlar” başlıklı yazısında, “Şırnak’ta silahsız genç insanların diri diri yakılmasına sessiz kaldı bu insanlar mesela…Bugün Sur’da yaşanan tarih ve insanlık kıyımına da sessiz kalıyor” diyordu Babahan ve ekliyordu:

“Herkes her şeyin farkında ama farkında olmamak işine geliyor. Ta ki, bir kedi işkenceye uğrayana kadar...”

Tarih 5 Aralık 2017’yi gösterdiğinde Zarrab da tanık kürsüsünde 5’inci gününe giriyordu ve ilk kez çapraz sorguya alınıyordu. Sorgulayan taraf ise Hakan Atilla'nın savunma takımıydı. Reza Zarrab, Atilla’nın avukatı Cathy Fleming'in sorusu üzerine tutuklu yargılanan Hakan Atilla ile aralarında "hiçbir zaman bir rüşvet ilişkisi olmadığını" yineledi.

Zarrab, Atilla ile birbirlerinden hoşlanmadıklarını, dahası Atilla'yı "tekere çomak soktuğu gerekçesiyle" Halkbank'ın o dönemki genel müdürü Süleyman Aslan'a şikâyet ettiğini de ifade etti.

Avukat Fleming, FBI ile işbirliği yapma süreci üzerinden sıkıştırmaya çalışıyordu Zarrab’ı. İşbirliği anlaşmasından önce ilki Ağustos 2016'da olmak üzere 12 kez, işbirliği sonrasında ise hemen hemen her gün savcılık yetkilileri ile buluştuğunu söylüyordu Zarrab da.

ABD’li gazeteci Katie Zavadski, duruşmadan notlar aktarırken, şu yorumu yaptı: 

“Erdoğan’ın onu kurtarmaya çalıştığı bütün zaman boyunca Zarrab çoktan işbirliği önermişti.”
Zarrab, “itiraflarını” sıralamaya devam ederken, aynı gün Türkiye’de de kendisi hakkında yürütülen soruşturma hız kazanmaya devam ediyordu ve gözaltına alınanların sayısı 17'ye yükselmişti. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, çok sık gündeme getirmese de, ara sıra değiniyordu konuşmalarında davaya. “Davanın projesi Amerikan yönetimi içindeki bir gruba aittir” iddiasını süren Erdoğan, “Netice olarak biz İran ile ilişkilerimizi sürdürürken mümkün olan noktalarda Amerika’nın taleplerini de dikkate aldık. Buna karşılık Amerika’dan aynı anlayışı göremediğimiz de belirtmek durumundayım. Amerika’nın bize karşı bir planı olduğu artık iyice anlaşılıyor” görüşünü savundu partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada.

Muhalefetin ajandasında da düzenli olarak her gün yer alıyordu Zarrab davası. Erdoğan gibi partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, 17 Aralık’tan 8 ay önce 18 Nisan 2013'te Erdoğan'ın önüne sunulan MİT raporunu gündeme getirdi.

Raporun sonuç bölümünde "bakanların Zarrab ile ilişkisi ortaya çıkarsa, bu durumun hükümet aleyhine kullanılabileceği" vurgulanıyordu. Zarrab’a geçmişte bakanların devlet sırlarını verdiğini ve devletin bilgilerinin satıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, savcıları göreve çağırıyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ABD Başkanı Trump’la yaptığı telefon görüşmesinde gündeme gelen “YPG’ye silah verilmeyeceğinin sözünün alındığına” dair belirsizlik hâlâ devam ediyor. Türk tarafı net açıklama yapsa da, Amerikan yönetiminden doğrulayan bir açıklama yok henüz.

“Bu suça ortak olmayacağız” diyerek Barış Bildirisi’ne imza atan 1128 akademisyenin 148’ine “örgüt propagandası” yaptıkları iddiası ile açılan davalar kapsamında yargılamalar da 5 Aralık’ta başladı.

İlk olarak Galatasaray ve İstanbul üniversitelerinden 10, 7 Aralık’ta da İstanbul Üniversitesi’nden 23, Galatasaray Üniversitesi’nden 13 olmak üzere barış bildirisi imzacısı 36 akademisyenin yargılanması ile toplam 46 akademisyen hâkim karşısına çıkmış oldu. Ara verilmeden görülen duruşma ertelendi.

‘FETÖ’nün medya yapılanması’ üyesi oldukları iddiasıyla tutuklu yargılanan 20 sanığın tahliye talepleri de aynı gün görülen duruşmada reddedildi. Açılan ilk davada sanıklara 15’er yıl hapis cezası istenmişti.

Bu davadan tahliye olup, yeni açılan darbe davasında yeniden tutuklanan, aralarında Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Bünyamin Köseli, Cihan Acar, Abdullah Kılıç ve Oğuz Usluer’in de bulunduğu 13 isme ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet istenmişti. Davada Murat Aksoy ve Atilla Taş da tutuksuz yargılanıyor.

5 Aralık’ın ana gündemini belirleyen gelişme Trump’tan geldi. Önce ABD Başkanı Donald Trump'ın, Filistin lideri Mahmut Abbas’ı ABD’nin Tel Aviv’deki Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıyacağı konusunda bilgilendirdiği haberleri geldi. Konu bu kadar ciddi olunca 24 Kasım’da “Verimli bir görüştürme gerçekleştirdiklerini” söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  ismini anmasa da Trump’a şöyle sesleniyordu:

“Kudüs Müslümanların kırmızı çizgisidir. Amerika'yı buradan bir kez daha ikaz ediyoruz. Böyle bir adım atamazsınız. İsrail ile diplomatik ilişkiyi koparmaya gider.”

Erdoğan’ın çıkışı, "Bu duruş, Türkiye yönetiminin ve asil Türk milletinin Filistin davasına desteğini temsil eden seçkin bir duruştur" diyen Hamas’ın takdirini kazansa da, İsrail, “Türkiye'nin Cumhurbaşkanından emir almayız” karşılığını verdi.

Günün en renkli ama bir o kadar da Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun resmini çizen haberi ise Macaristan’dan geldi. Türkiyeli halk oyunları ekibi, Macaristan'da yapılacak bir organizasyona katıldığı, ancak 16 kişilik ekipten sadece 5 kişinin geri döndüğü bilgisi geldi.

Ekibin geri kalanının Macaristan'a iltica ettiği haber merkezlerine servis edilmişti. Spor Bakanlığı kendi içinde soruşturma başlatırken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da işin yargı ayağında bir soruşturma başlattı.

6 Aralık 2017’ye gelindiğinde ise Trump, tüm dünyada gündeme imzasını atan isim oldu. Başta Türkiye olmak üzere, AB ve İslam dünyasından gelen tüm tepkilere karşın Kudüs'ü İsrail'in resmi başkenti olarak tanıdı ve Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliği'nin Kudüs'e taşınacağını açıkladı Trump.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, “Başkan Trump'a sonsuza dek minnettar olacağız” sözleriyle karardan duyduğu memnuniyeti ifade ederken, “Kudüs, Filistinlilerin ebedi başkentidir” diyen Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas ise, "ABD bu kabul edilemez kararıyla, bilinçli bir şekilde tüm barış görüşmelerinin altını oymaktadır” diye konuştu.

Türkiye, “yok hükmünde” saydığı kararla ilgili kınama mesajı yayımlarken, Hamas “8 Aralık öfke günü olacak” açıklaması yaptı. Birleşmiş Milletler de “İki devletli çözümün alternatifi yok” görüşünü yineledi.

Karar, dünyanın farklı şehirlerinde geniş çaplı protestolara neden oldu.
Konu hakkında detaylı bir şekilde bilgi sahibi olmak isteyenler, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etme tartışmalarının kısa tarihine ilişkin bu makaleden faydalanabilir. 

Kudüs’le ilgili tepkiler art arda gelmeye devam ederken, sevindirici bir haber ‘RedHack davası’ndan geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın maillerinin hacklenmesinin ardından açılan davada 333 gün tutuklu yargılanan Diken’in eski editörü Tunca Öğreten ve BirGün çalışanı Mahir Kanaat hakkında tahliye kararı verildi.

Silivri’den tahliyelerinin ardından kısa açıklama yapan Tunca Öğreten, “Limon sattı diye tutuklanan bir manav duydunuz mu hiç hayatınızda? Haber yaptı diye tutuklanan gazeteci var ama..." diye konuştu.

6 Aralık Çarşamba günü, Zarrab’ın tanıklığındaki “Hakan Atilla davası”na da devam edildi. Davanın altıncı gününde Atilla’nın avukatı Cathy Fleming’in çapraz sorgusu sürdü.

Duruşmada Zarrab’ın, “Rüşvet almaya meyilli herkesin bir fiyatı vardır efendim” sözleri dikkat çekti. “Alt düzeydekiler ne yaptığımızı hiçbir zaman bilmiyordu” diyen Zarrab, “Telefonda zaten hiçbir zaman açıkça konuşmazdık” ifadesini kullandı. 

Davanın Türkiye’yi siyasi olarak zora soktuğu kadar ekonomik yönden de baskıladığı aşikâr. Bunu açıkça ortaya koyan açıklama Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’ten geldi.  İran’a yönelik yaptırımların delinmesiyle ilgili görülen dava kapsamında ABD’nin bir kamu bankası hakkında bilgi talep ettiğini belirtiyordu Şimşek:
“Bu iş davaya dönüşebilir.”

Zarrab, ifadesinde başta Halkbank olmak üzere beş bankayla iş yaptığını söylemişti.

Davayı CHP’yle ilişkilendiriyordu bir süredir iktidar partisi. Davaya ‘sahte delil ve belge götürmek’le suçlanan eski CHP Bursa milletvekili Aykan Erdemir’in mal varlığına el konuldu.

Erdemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, karara şu sözlerle tepki gösterdi:
"Bizim alınteriyle kazandığımız üç kuruş helal para kol saatlerinizin kayışına yetmez. Boşuna zahmet etmişsiniz. Yiyin egendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin."

Dil bilimci Noam Chomsky’nin de “Türkiye’de demokrasi yargılanıyor” diyerek destek mesajı gönderdiği, milletvekilliği düşürülen HDP’nin eski eş genel başkanı Figen Yüksekdağ, Kasım 2016’dan bu yana tutuklu yargılandığı davada hâkim karşısına çıktı ve şunları söyledi:
“Türkiye’de siyaset ve söz söyleme hakkına bir darbe yapıldı.

En azında bu yargılamaların evrensel normlara uygun olması gerekiyordu. Biz her duruşmada bu sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu durum yargıya olan güvensizliği derinleştiriyor. Türkiye’de yargı hiçbir zaman bu kadar bağlı ve baskı altında olmamıştır. Çok açık; bir el bu mahkemenin üzerinde, bu heyetin üzerinde basınç oluşturuyor. Bunu biliyordum ancak bu artık kendini gizlemeye bile gerek görmüyor.”

Duruşmada 20 Şubat 2018’e ertelenirken, Yüksekdağ’ın tutukluğunun devamına karar verildi.

Erzincan Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Ana Bilim Dalı alanında, Yrd. Doc. Dr. Meriç Aybar tarafından fihrist şeklinde yazılan “bilimsel tez” de günün tartışılan konularındandı. 

Dış basında ise, Türkiye’nin ‘terörist’ saydığı YPG’lilerle ABD’li askerlerin birlikte görüldüğü bir halay karesi sosyal medyanın en çok konuşulanları arasına girdi. YPG’nin çatısı altında olduğu Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Menbiç kentinde kurduğu ‘Askeri Meclis’ dün yetiştirdiği kadın militanlar için düzenlenen mezuniyet töreninde halay çekildi. Halay başında ise ABD’li bir kadın asker bulunuyordu.

TIME dergisinin, uğradıkları cinsel tacizleri sosyal medyada #MeToo etiketiyle anlatan kadınları ‘yılın kişisi’ seçmesi de yine dış basının öne çıkanlarındandı.

 

 

Takvim yaprakları 7 Aralık 2017 tarihini gösterdiğinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atina ziyareti gündemdeydi. Ziyaret, 65 yıl sonra bir Türkiye Cumhurbaşkanının Yunanistan’a yaptığı ilk kez gitmesinden ötürü tarihi nitelikteydi.

Öncesinde, “Lozan Antlaşması güncellenebilir” açıklamasıyla tartışma yaratan Erdoğan, ziyaretinde de Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’la bu konu üzerinden atıştı. “Lozan Anlaşması’nın güncellenmesi söz konusu olamaz” diyerek kesin konuştu Çipras. Bir anlamda Lozan’ın gölgesinde kaldı ziyaret.

Figen Yüksekdağ gibi Kasım 2016’dan bu yanan tutuklu olarak yargılanan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da duruşması aylar sonra başladı. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya SEGBİS sistemini reddettiği için katılmayan Demirtaş hakkında tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme, 14 Şubat 2018’e erteledi davayı. 

ABD’de Zarrab’ın tanık ifadeleriyle devam eden Hakan Atilla davası da yedinci güne giriyordu aynı tarihte. Cezaevinde bir kişinin kendisine bıçak çektiğini ve onu öldürmeye çalıştığını, bu şahsın, kendisine işbirliği yaptığı için saldırdığını ve kendisini öldürmek için talimat aldığını öne sürdü Zarrab. Atilla aleyhinde ifade vermeye başladığı tarihten itibaren mal varlığına el konduğu" görüşünü savunan Zarrab, "Türk yetkililerin çoğu benim gelirimin ne olduğunu biliyordu" dedi. 

Aynı gün, Hakan Atilla’nın gözaltına alındıktan sonraki ilk sorgusuna ilişkin görüntüler de ortaya çıktı. Hürriyet’in New York muhabiri Razi Canikligil’in ulaştığı görüntülerde, “Benim şahsımla ilgili bir konu değil. Benimle ilgili olsa Amerika’da ne işim var? Aptala mı benziyorum” diye tepki gösteriyor Atilla.

8 Aralık’ta gündem Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin görevden uzaklaştırılmasıydı.
Daha önce kayyım atanan HDP’li belediyelerin başkanlarının tutuklanmasına şahit olmuştuk ama ilk kez bir CHP’li belediye başkanı, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılıyordu. Suçlama ise AKP iktidarının 17 Aralık’tan bu yana kamuoyu nezdinde aklanamadığı “yolsuzluk” suçlamasıydı.

Gazeteci Hrant Dink’in 19 Ocak 2007’de öldürülmesiyle ilgili davada yargılanan beş jandarma görevlisi de aynı gün tahliye edildi. Tahliyelerin ardından davada tutuklu sayısı 11’e düştü.

Milliyetçi kökenli İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, Şırnak ve Cizre ilçesine gitmek için geldiği Diyarbakır Havalimanı’ndaki karşılama töreni de günün öne çıkan başlıkları arasındaydı.

Kendisi için Türkçe-Kürtçe ve Zazaca yazıların bulunduğu pankartlar açılan Akşener, seçim barajının yüzde 5 olması gerektiğini, İYİ Parti olarak Türkiye Milletvekili kavramını getireceklerini söyledi.

Piyasalarda ise sanal para Bitcoin damgasını vurdu. Kripto paranın fiyat hareketleri, dün daha önce görülmemiş boyutlara ulaştı.  Alım-satım yapılan Coinbase adlı internet sitesine gelen yoğun taleple birlikte 19.000 dolar seviyesine kadar yükseldi. Google’da en çok arananlar arasına girmiş vaziyette Bitcoin.

New York’ta görülen ‘Atilla’ya karşı ABD davası’nın sekizinci gününde Zarrab’ın sorgusunun sona ermesinin ardından diğer tanıklar hâkim karşısına çıktı. Duruşmada, eski CIA Direktör Yardımcısı David Cohen’in, şu sözleri öne çıktı:

“Atilla ve Aslan sık sık altın ticaretinden bahsediyordu”, “Başbakan yardımcısı (Babacan) Türkiye’nin yaptırımlarımızı açıkça ihlal eden uygulamalara karıştığını açıkça ilan etmişti”, “Sarraf hakkında çok şey öğrenmek istedim”, “(Sarraf’la ilgili) Onun büyük bir altın tüccarı olduğundan şüpheleniyorduk.”

Daha önce yaptığı açıklamada, “Kim rüşvet vermiş ve almışsa yargılanmalı” diyen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Zarrab’la hiçbir zaman doğrudan ya da dolaylı temas kurmadığını söyledi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, “Zarrab, Ahmet Davutoğlu’na başbakanken gitmiş ve İran istihbarat servisinin kendisini infaz edeceğini, bunun için korunması gerektiğini söylemiş.

Partisine bağlı Ataşehir Belediyesi Başkanı’nın görevden uzaklaştırıldığı CHP lideri Kılıçdaroğlu, 9 Aralık’ta bir basın toplantısı düzenledi. Kılıçdaroğlu, “Şu anda yapılmak istenen haysiyet cellatlığıdır. Yıldırmak istiyorlar. Yılmayacağız. Kılıçdaroğlu konuşmasın istiyorlar. Ben tüyü bitmemiş yetimin hakkı için sonuna kadar konuşacağım. Bu ülkede vicdanları ayağa kaldıracağım” diye konuştu.

Bir süredir Man Adası belgeleri üzerinden Kılıçdaroğlu’na istifa çağrısı yapan ve bunu Twitter hesabından her gün bir paylaşımla yineleyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, "Bittin sen" çıkışı bugünün öne çıkan gündem maddelerinden.  CHP'den yanıt gecikmedi Soylu’ya.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, Soylu'nun tehditkar açıklamasını "mafya üslubu" olarak niteledi ve Soylu'nun bulunduğu makamda kalabilmesi için akıl sağlığı yerinde raporu alması gerektiğini savundu.  Tezcan, "Bakanın son günlerdeki açıklamaları ve üslubu sağlık raporu ihtiyacını daha kuvvetli bir şekilde ortaya çıkarmıştır" açıklaması yaparken, Soylu'yu "hezeyan içinde olmak ve ne dediğini bilmemekle" suçladı.