Şub 26 2018

Aydın Engin: Çocukları sorgusuz sualsiz cezaevine konulan annelerden mektup yağıyor

Cezaevleri tutuklularla dolup taşıyor. Yüz binden fazla kişi 15 Temmuz 2016 darbesinin ardından tutuklanarak cezaevine kondu. 

Binlercesi hakkında henüz bir iddianame yok. Darbeyi gerçekleştirmekle suçlanan Gülen grubuna, mahkeme kararıyla terör örgütü ilan edilen FETÖ'ye, üye olmakla suçlanıyorlar. Ya da darbeye bizzat iştirak etmekle.

Tutuklananların bir kısmı da darbeye karışmadığı ya da desteklemediği halde, baskıcı siyasi atmosferin hedefi haline gelen muhaliflerden oluşuyor.

Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Aydın Engin, bu durumda olan ailelerden ve cezaevinde bulunanlardan mektup yağdığını yazıyor.

"Masamın üstünde bir tomar mektup var. Masamın çekmecesi atmayı kendime yakıştıramadığım, ama fırsat bulup Tırmık’a da taşıyamadığım mektuplarla tıka basa dolu. 
Yurdumun dört bir (on dört, yüz on dört) köşesindeki hapishanelerden gelen mektuplar. Silivri’den, Bolu’dan, Kocaeli Kandıra’dan, Tekirdağ’dan, Ağrı’dan, Van’dan, Kayseri’den, İzmir Şakran’dan, Diyarbakır’dan... Yok tek tek sayarak baş edilmez. Gerisini siz tamamlayın..." diyen Engin, aralarında anne mektupları olduğunu da kaydediyor.

Engin yazısını şöyle sürdürüyor:

"Bitmedi...Anne mektupları. Annelerin, askeri okul öğrencisi ya da er olarak askerlik yapan oğulcuğunun sorgusuz sualsiz, iddianamesiz, duruşmasız, yargısız, hukuksuz dört duvar ardına atılmasını acılı çığlıklarla gazeteciden dile getirmesini istediği mektuplar. 

Suçu mesleğinin ilkelerine bağlı kalmaktan, iktidarın emir kulu olmayı reddetmekten ibaret yargıçlar ve savcılardan gelen can acıtıcı mektuplar... 

Hapishane yönetimlerinin, infaz savcılarının ille bir sebep arayıp, bulup görüş yasağı, mektup yasağı getirdikleri, ömür boyu ağırlaştırılmış ya da hafifletilmiş(!) hapis cezalarıyla yargılanan gencecik erkek ve kadınların mektupları... 

“İşkence timleri”ne dönüştürülmüş birtakım heriflerin cezaevlerinde ava çıkıp, bedensel ve ruhsal acının her türünü üstlerinde uyguladığı tutukluların, hükümlülerin mektupları... 
Daha sayayım mı?"

Korkunun cezaevlerinde değil ülkenin kılcal damarlarında ve bilinç altında/üstünde olduğunu ifade eden Engin, Google'da özellikli araştırmalar yapıldığında, cezaevlerindeki koşullar, cezaevlerinde sürüp giden hukuksuzluklara rastlamanın mümkün olduğuna işaret ediyor ve ekliyor:

"...Yargı erkinin hemen her kademesinde “hukukun guguk edildiği” duruşmalar, deli saçmasını bile gölgede bıkrakan iddianameler üstüne yayımlanan haberler, bu medya kanallarının en az okunan haberleri.

Dahası var.
15 Temmuz darbe girişiminde komutan emri ile katılmak zorunda kalmış askeri okul öğrencilerinin ve erlerin duruşmalarına ana babalar dışında, akrabalar, yakın dostlar, komşular bile duruşma salonuna gelmemek için sürekli mazeret üretmekte, kimileri yalan söylemektense “Başım belaya girer arkadaş. Mimlenirim. Kusura bakma” demekte... 
Dahası var. 

Oğlu, kızı, kocası, karısı herhangi bir davada sanık olarak yargılananların aileleri ile komşuluk, arkadaşlık hatta akrabalık ilişkileri askıya alınmakta, onlar acıları ve kaderleri ile baş başa bırakılmakta."