Gergerlioğlu: ‘İktidar, KHK’lıları Kürt meselesi gibi çözümsüzlüğe terk etmiş durumda’

“15 Temmuz darbe girişimi”nden sonra ilan edilen OHAL kapsamında binlerce kişi kamudan ihraç edildi, haklarında soruşturma açıldı ve çok sayıda kişi cezaevine atıldı.

KHK’lilerin yaşadığı mağduriyetler bunlarla sınırlı kalmadı. Özel sektörde iş bulamadılar, anne-babası tutuklu olan çocuklar dışarıda ayrıca mağdur oldu, küçük yaştaki çocuklar da cezaevinde anneleriyle kaldı, ağır hastalığa yakalananlar ve bu nedenle hayatını kaybedenler oldu. Mağduriyetler çok sayıda intihara da neden oldu.

Son olarak iki kez kalp, bir kez de böbrek ameliyatı olan ve 29 kiloya kadar düşen KHK’li öğretmen Fatma Görmez hayatını kaybetmişti.

Konuyu yakından takip eden insan hakları savunucusu, HDP Kocaeli Milletvekili Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Hak ve Hukuk’ta KHK’lilerin yaşadıkları sorunları anlatıyor. Gergerlioğlu, “Nice Fatma Görmez’ler yaşanacak. KHK meselesi artık bir çıkmaz sokak gibi. Mutlak surette çözüm bulmamız lazım. KHK’lılar sorunu yarın bir Kürt meselesi gibi olacak. Çünkü devlet Kürt meselesinde olduğu gibi bu konuyu çözmek istemiyor. Bir çözümsüzlüğe terk etmiş durumda” diyor.

Gergerlioğlu’nun anlatımları şöyle:

“KHK meselesi bir soykırım, politik kırım, sivil ölüm boyutuna geldi. Ailelerin parçalandığı, toplum bütünlüğünün bozulduğu, toplumsal dokunun harap olduğunu gösteriyor bize KHK meselesi.

Devlet acımasızca bir grup insanı sadece işten atmıyor, adeta hayattan da atıyor. Vatandaşlıktan atıyor ve sürünerek öldürüyor. Bu feryatlar duyulmuyor toplum tarafından.

Daha önce yaşanan kırım olayının bir benzeri yaşanıyor son beş yıldır. Bunu farklı birçok kesim yaşadı Türkiye’de. Kürtler, Ermeniler, solcular, Aleviler yaşadı bunu. Şimdi de KHK’lılar yaşıyor bunu. KHK’lılar şimdiye kadar belki diğerlerine çok empati yapmadı, yapamadı. 

Fatma Görmez, yüzbinlerce KHK’lının yaşadığı olaylardan biri. Belki de en dramatik olanı. 

Fatma Görmez bir sınıf öğretmeni, eşi de özel bir üniversitede çalışan öğretmen. OHAL KHK’lıları sonrası ihraç edilen bir çift. 15 Temmuz sonrası herhangi bir darbe girişimine katılmadıkları halde acımasızca işlerinden atıldılar.

Sadece bununla kalmadı. Konya’da imha edilmesi gereken mahlukat gibi gösterilmeye çalışıldılar.

Açılan soruşturmalar sonra Bekir Görmez hapse girdi. Fatma Görmez engelli bir çocuğu ve bir kızı vardı, ne yapacağını bilemez haldeydi. Meslekten atılma, sosyal çevreden dışlanma, özel sektörde işe girememe… bütün bunları yaşadı ve hastalandı. Böbrek nakli olmak zorunda kaldı. Bir yandan çocuğu hastaydı. Kimsesiz ve bakımsız kaldığı için hastalığı ilerlemeye başladı. Kulaklarında işitme kaybı oldu. İki kez kalp ameliyatı oldu. Bu süreçte çocuğu da ağır ameliyatlardan geçti ve çocuğunu kaybetti. Babası kelepçeli bir şekilde çocuğunun cenazesine getirildi.

Bir İnfaz İndirim yasası var. Bu yasaya göre adli mahkûmlara eğer eşi veya çocuğu ağır hasta ise bir yıl infaz erteleme veriliyor. Ama bu yasa siyasi mahkûmlar için tanınmadı.

Ben Fatma Görmez’i evinde gördüğümde 29 kiloya kadar düşmüştü. Durumu daha da kötüleşince yoğun bakıma alındı ve yaşamını yitirdi. Cenaze namazına kimsenin katılmasına izin verilmedi, eşi bile cezaevinden getirilmedi. Bitirilen bir aile var karşımızda. 

Hayatı bitirilen sadece Fatma Görmez değil.

En az 80 KHK’lı intihar etti, yakınlarından intihar edenleri saymıyorum. Çok yüksek orandaki kanser ve depresyonları eklemek gerek. Ailelerin yıkılmasını saymak gerekiyor. Cezaevindeki çocuklar ve dışarıdaki çocuklar. Binlerce parçalanmış aile var. 

Bir de buzdağının altında kalan kısım var. Derdini söylemekten bile tedirgin olan bir kesim var. KHK’lılar meselesi bir faciaya gidiyor. Nice Fatma Görmez’ler yaşanacak. Bunu bu topluma hatırlatayım. Bu bir işarettir. Daha fazla Fatma Görmez’ler olmaması için adalete ve hukuka sığınalım. 

KHK meselesi artık bir çıkmaz sokak gibi. Mutlak surette çözüm bulmamız lazım. KHK’lılar sorunu yarın bir Kürt meselesi gibi olacak. Çünkü devlet Kürt meselesinde olduğu gibi bu konuyu çözmek istemiyor. Bir çözümsüzlüğe terk etmiş durumda. Dışlanmak, ötekileştirilmek ve imha edilmek istenen bir toplum kesiti var karşımızda.”