ilhan Tanir
Oca 03 2018

New York'ta Hakan Atilla, Halkbank ve Türkiye için kötü bir gün

Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla, New York’ta yargılandığı davada, jüri tarafından kendisine yöneltilen altı suçun beşinden suçlu bulundu.

Atilla, kara para aklamaktan suçlu bulunmazken, ABD'yi aldatmaya iştirak, ABD'nin İran'a koyduğu ambargoları delmek, kara para aklama suçuna iştirak ve ABD bankalarını dolandırmak gibi ithamlardan suçlu bulundu.

Atilla'ya getirilen bu suçlamalarla birlikte kendisine on yıllara varan bir hapis cezalandırması gelebilir. Yargıç, 12 jürinin suçlu bulduğu Atilla hakkındaki cezayı Nisan ayının 11'inde verecek.

Atilla bundan sonra Nisan ayına kadar kendi kaderi hakkında da karar verecek. Atilla'nın bu cezayı aldıktan sonra dahi Amerikalı savcılarla anlaşarak, cezasını indirme imkanı var. Ama bunun için, aynen Zarrab'ın yaptığı gibi, bildiği her şeyi anlatması gerekiyor.

Burada Zarrab'dan bir farklılık var: Zarrab kendisi hakkında hüküm açıklanmadan önce Amerikalı savcılarla görüşüp, anlaşarak, daha iyi bir şartlarda bir anlaşma elde etti.

Atilla ise kendi şansını denedi ve bu denemeden sonra 'hüküm' giydi. Dolayısıyla şansını kaybetmiş biri olarak Amerikalı savcılarla eli daha 'kötü' bir şekilde masaya -eğer talep ederse- oturacak. Atilla'nın bundan sonra Amerikalı savcılara daha etkili ve ayrıntılı bir bilgi vererek, onları ikna etmesi gerekecek.

Tabii böyle bir yolu tutup, tutmayacağını bilmiyoruz.

Atilla'nın da böyle bir anlaşma yapabilmesi için, Amerikan hukuk sürecinde 'substantial assistance' olarak tanımlanan veya ABD devletine 'ciddi derecede yardım' olarak çevirebilecek bir şekilde Amerikalı savcılara bilgi vermesi gerekiyor.

Eğer Amerikalı savcılar Atilla'nın kendilerine bu derecede 'yararlı' bilgi verdiğine kanaat getirirlerse, o zaman yargıca giderek, Atilla'nın cezasında 'indirim' talep edebilirler.

Zarrab'ın Halkbank'ın dışından bilgiler vermesinin yanında, Atilla ise kendi konumundan gelen başka bilgileri savcılığa vermeyi denebilir.

Burada unutulmamalı ki Amerikalı savcılar da Atilla'nın rüşvet almadığını kabul etmişlerdi. Ama Amerikalı savcıların argümanı, Atilla'nın Halkbank'ta neler olduğunu bildiği, bilerek sahte belgelerle işleme karıştığı idi.

Atilla, diğer birçok Halkbank yetkilisinin aksine, bankada yüksek düzeyde hem 17 Aralık 2013'den önce hem de bu tarihten sonra görev yapmıştı. Bu özelliği savcılar özellikle vurgulamıştı. Ondan dolayı da, Amerikalı savcılar, Atilla'nın bütün bu olanlardan habersiz olmamasının mümkün olmadığını ileri sürmüşlerdi.

Atilla davasını ve Zarrab sürecini en başından takip eden Amerikalı emekli avukat Kevin Snapp, çıkan neticenin kendisi için sürpriz olmadığını Ahval'e söyledi.

Bu arada geçtiğimiz günlerde Türk hükümetinin anlaştığı ve Ahval'de geniş olarak ele aldığımız lobici Andrew C. Hruska'nın rolüne geri dönmek gerekiyor bu aşamada.

Hruska'nın en son görev yerinin New York Doğu Bölgesi Savcılığı’nda Savcı Başyardımcılığı olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Burada özellikle banka dolandırıcılığı gibi konularda uzman olduğunu da hatırlatmalı.

Bir başka ifade ile Türk hükümeti de artık ABD Hazine Bakanlığından gelebilecek milyarlarca dolara mal olacak bu cezaların hazırlığını ve ABD Hazine Bakanlığı ile pazarlığına girişmiş görünüyor.

İzlenim, yeni lobici olarak işe alınan Hruska'nın işte bu fonksiyonu eda edeceği ve müzakere ile Halkbank ve diğer bankalar hakkındaki cezayı en aza indirebilmek.

Hruska'nın ambargolar konusunda uzman olması ve Türk hükümetince işe alınması önemli bir sinyal. Bugün ise New York Güney Bölgesinden hem de İran ambargolarını delme çarkında çok da büyük bir aktör olarak görülmeyen Atilla'nın altı suçlamadan beşinde suçlu bulunması, Türk bankaları için kabusu daha da büyütmüş oldu.

Halkbank yanında duruşmalarda Arap & Türk Bank, Aktifbank ile biraz daha az etkinlikte ve sıklıkta Denizbank ve Finansbank isimleri de geçmişti.

Arap & Türk Bankası TMSF gözetiminde İran parasını aklamakla suçlanırken, Aktifbank'ın da Çalık Holding gözetiminde aklama işini yaptığı suçlamaları, Zarrab'ın ifadeleri ile anlatıldı. Çalık Holding'in CEO'su ise zamanında Başbakan olan Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak idi.

New York Güney Bölgesinden çıkan bu kararın bir başka yansıması ise, bu kararın uluslararası basına ABD'nin İran ambargolarını delen bankere çıkan cezası olarak gündem olacak olması.

ABD'nin İran'daki protestolar hakkında çok şahin bir pozisyon aldığı bu dönemde, New York'tan çıkan hüküm, İran'a yeni ambargolar getirmeyi düşünen ABD Kongresi ve bunu isteyen Trump için bir zafer haline de gelebilir.

'Çark' ın etkisiz veya 'istemeyerek' bir oyuncusu olmuş olarak görünen, Zarrab'tan 'hoşlanmamış' ve pek de samimi olmamış Atilla'ya gelen on yıllarca hapis cezası, bu çarka iştirak etmemiş, şimdiye kadar ismini duymuş ve duymamış olduğumuz diğer sanıklar için de çok kötü haber.

Hatırlanmalı ki Zarrab, Savcılarla anlaştığında verdiği sözlerden biri, Amerikan savcılığına Atilla dışında da başka isimler hakkında bilgi ve belge verdiğini ifade etmişti.

Ocak 3 tarihinde New York Güney Bölgesinden çıkan ağır karar, Zarrab davasının henüz bitmiş değil, aksine etkileri henüz hissedilmeye başlandığını bize haber veriyor olabilir.