Mark Bentley
Kas 10 2017

ABD fonları Halkbank skandalının etkisinde

Vanguard Grup ve Blackrock Inc. gibi önde gelen ABD yatırım fonları, İran'daki ABD yaptırımlarını delmek için şirketin bir Türk-İran para aklama dolandırıcılığında suç ortağı olma ihtimaline rağmen, Halkbank'taki hisselerini elinde tutuyor.

Yatırımcıların, ABD'li yetkililerin şirket yöneticilerine yönelik araştırmayı genişletmelerinden ve finansal ceza uygulamalarından endişelenmesi nedeniyle, Halkbank hisseleri geçen ay birdenbire düşmüştü. Para aklamakla suçlanan bankanın genel müdür yardımcısı Mehmet Atilla ve bu işteki ortağı olduğu iddia edilen İranlı işadamı Reza Zarrab'ın davası, 27 Kasım'da New York'ta başlayacak.

Ahval'ın 9 Kasım'da yayınladığı son dosyalara göre Vanguard, dördüncü çeyrekte hisselerini 82 milyon dolarda, veya yüzde 2,5 oranında tutarak, Halkbank'taki hisselerinin sadece 5,84 milyon lirasını (1,5 milyon dolarını) sattı. Dimensional Fund Advisors LP, yatırımını yüzde 1,2 oranında tutarken, Blackrock yüzde 1,6 ile hisselerini marjinal olarak artırdı.

Atilla, İran’ın yaptırım kısıtlamalarından kaçması için, ABD finansal sistemi üzerinden yüz milyonlarca dolar para aklamak üzere, aynı zamanda bir Türk vatandaşı da olan Zarrab'la iş birliği yapmakla suçlanıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halkbank'ı "benim bankam" olarak etiketlemiş ve Ankara ile Washington arasındaki siyasi gerilimi artıran davaya sürekli müdahale etmişti.

 Kenneth Rijock, Miami, Florida'da bulunan bir finansal suç danışmanı. Ahval’e geçtiğimiz hafta verdiği röportajda Halkbank'ın skandala karışması nedeniyle, ABD hükümeti tarafından para cezasına çarptırılabileceğini söyledi. Diğer Türk bankalarına da yaptırım uygulanabileceğini de ekledi.

Atilla 29 Mart'ta tutuklandığında, Türkiye'nin varlık fonunun yüzde 51’ine sahip olan Halkbank’ın hisseleri yüzde 14 oranında gerilemişti. Ağustos ayından bu yana da hisseler yüzde 33 düştü. Bu dönemde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yüzde 0,6 oranında yükseldi.

Atilla, Manhattan'da bir hücrede tutuluyor. Zarrab ise geçen yıl aile tatili için gittiği Florida Disney World'de tutuklanmıştı. İki adam da suçlamaları kabul etmiyor.

Atilla'nın avukatlarına göre Zarrab, Eylül ayından beri duruşmalara katılmadı ve bu durum Zarrab'ın suçlamaları kabul edip savcılarla işbirliği yapacağı yönünde spekülasyonlara neden oldu. Zarrab kendisini temsil etmesi için, eski New York belediye başkanı Rudy Giuliani ve eski ABD adalet bakanı Michael Mukasey gibi siyasi bağlantıları güçlü olan avukatlar tutmuştu.

Pennsylvania merkezli şirketteki halkla ilişkiler yöneticisi olan Becca Gil, sorularımıza e-verdiği cevaplarda; "Vanguard bireysel işletmeler hakkında yorum yapmaz" dedi. Vanguard, John C. Bogle tarafından yönetiliyor ve ABD vergi dairesi tarafından onaylanmış 401 (k) emeklilik planlarını da içeren 4.4 trilyon doların üzerinde varlığı var. Dünyanın en büyük fon yöneticisi Blackrock ve Dimensional, e-postayla gelen yorum taleplerine cevap vermedi.

California Eyaleti ve Massachusetts Karşılıklı Hayat Sigortası'nın da Halkbank’ta küçük hisseleri olduğunu dosyalar göstermişti.

Rijock, düzenleyicilerin Halkbank'ı ABD bankacılık sisteminden çıkartabileceğini ve böylece bankanın faaliyetlerine son verilebileceğini, ancak böyle yaptırımların çok nadir uygulandığını söyledi. Yüklü bir para cezasının daha olası olduğunu belirtti.

ABD'li savcılar, Atilla ve suç ortaklarının, Zarrab'a "Halkbank'ın ABD bankaları ile olan ilişkisini devam ettirirken, İran hükümeti ve ilgili kuruluşlar adına milyarlarca dolarlık İran petrolü gelirlerini içeren işlemleri kolaylaştırarak çift anlaşma yapmasında" yardımcı olduklarını söyledi.

Savcı, 16 Ekim dosyasında "Üst düzey Türk bakanlarına rüşvet verilmesinin yanında, şüpheli belgelerle paravan şirketler kullanarak ve ABD yetkililerine yalan söyleyerek üstü kapatılan hileli işlemler" yapıldığını söyledi.

Erdoğan'ın davaya karışması işleri gerginleştirmişti. Erdoğan, 21 Eylül 2016'da zamanın başkan yardımcısı Joe Biden ile yaptığı özel bir toplantıda Zarrab'ın serbest bırakılmasını ve davayı başlatan ABD savcısı Preet Bharara'nın görevden alınmasını talep etmişti. ABD’li yetkililer, 90 dakikalık görüşmenin yarısının Zarrab hakkında olduğunu söylemişti. Washington Post'a göre, aralık ve ocakta yaptığı iki telefon görüşmesinde de, Erdoğan, taleplerini ABD Başkanı Barack Obama'ya bireysel olarak iletti.

Başkan Donald Trump mart ayında Bharara'yı görevden aldı; ancak savcının vekili davayı devraldı.

Erdoğan geçen ay, ABD'nin ikinci bir konsolosluk çalışanının tutuklanmasını savunurken davaya atıfta bulunmuştu.

12 Ekim'de yaptığı konuşmasında, "Benim kendi bankamın Genel Müdür muavinini kalkacaksın hiçbir suçu olmadan alıp tutuklayacaksın. Öbür tarafta vatandaşımı, 2 yıl oldu neredeyse, kalkacaksın, hiçbir şey ortaya koymadan yargılayıp, itirafçı olarak da kullanmak isteyeceksin" demişti.

ABD konsolosluğu yetkililerinin tutuklanması, ABD'yi Türkiye'deki vize hizmetlerini askıya almaya itmiş, bu durum iki ülke arasındaki siyasi gerginliğin artmasına ve Türk lirasının değer kaybetmesine neden olmuştu.

ABD'li bir savcının, Zarrab'ın eski Ekomoni Bakanı Zafer Çağlayan’la özel jetinde görüşmeden önce, Erdoğan ile 12 Nisan 2013'te bir düğünde konuştuğunu söylemesi üzerine, Türk lirası 4 Kasım'da, Ocaktan bu yana en düşük seviyesine düştü. Savcıya göre, toplantının ardından Zarrab, yardımcısı Abdullah Happani'yi arayarak "limitsiz" olarak Halkbank'tan "para gönderme" talebinde bulundu ve Türkiye'nin cari işlemler açığının daralmasına yardımcı olmak için altın ihracatını artırma yoluna gitti.

Zarrab skandalı ilk olarak Aralık 2013'te patlak verdi. Türk polis ve savcıları, Zarrab'ı ve Erdoğan'ın iç çember üyelerini, İran'ın petrol ve doğal gazı karşılığında on binlerce dolar değerinde altın ihracatı yapmakla suçlayan üst düzey tutuklamalar yaptılar. Zamanın Halkbank genel başkanı Süleyman Arslan da, polisin evinde ayakkabı kutularında 4.5 milyon dolar bulmasının ardından tutuklandı. Çağlayan'ın da aralarında yer aldığı üç bakan, oğullarının da bu işe bulaşması nedeniyle istifa etti.

Erdoğan, soruşturmanın, Fetullah Gülen'in hükümeti devirmeye yönelik bir girişimi olduğunu söyledi. Polis, savcı ve hakimleri kapsayan geniş bir tasfiye emri verdi. Zarrab ve hükümet bağlantılı kişilere yönelik suçlamalar düşürüldü. Erdoğan, daha sonra Zarrab'ın "ülkeye katkıda bulunan" bir "hayırsever" olduğunu belirtti.