Amerikan yaptırımları yüzünü gösterdikçe Halkbank destek yitiriyor

S&P Global raporunda, ABD federal savcılarının iddianamesinin akabinde, uluslararası bankaların ABD yaptırımlarından etkilenebileceği belirtilen Halkbank’a borç verme konusunda temkinli davranacaklarının belirtilmesi ile çoğunluk hissesi devlete ait olan bu banka fon bulmaya çalışıyor.

Rapora göre ABD’den gelecek potansiyel büyük bir ceza için Halkbank‘ın herhangi bir fon ayırmadığı belirtiliyor.

S&P Global’ın görüşlerine başvurduğu Garanti Menkul Kıymetler uzmanlarından Recep Demir, “Banka olayın siyasi olduğunu ve banka operasyonlarında herhangi yanlış bir işlem yapılmadığını düşünüyor” diyor.

Raporda görüşleri alınan uzmanlar, Halkbank’ın Eylül ayında altı aylık sendika döviz kredisi borçlanmalarını devredemediğini belirtiyor. Demir, “Uluslararası bankalar potansiyel problemler olabileceği korkusuyla uluslararası sendikasyonlarla borç vermek istemiyorlar” diyor.

Bu durum hem Halkbank’ın karlılığını etkiler, hem de krizle boğuşan ekonomiyi düzlüğe çıkarmak için devlet bankalarını daha fazla borç vermeye iten Türk hükümeti için kötü bir haberdir.

Demokrasileri Savunma Vakfı Araştırma Başkan Yardımcısı Jonathan Schanzer, “Bunlar bilinmeyen sular. Hiçbir banka, ABD’nin müttefik bir ülkenin bankasına karşı bu büyüklükte bir iddianame hazırlayacak kadar bürokrasiyi bu tür bir hayal kırıklığına uğratmadı” diyor.

Türkiye ayrıca mevcut ve potansiyel ABD yasalarının bir dizi yaptırım tehdidi altında da bulunuyor.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen Pazartesi günü yaptıkları açıklamada Rus S-400 füzelerini almasından dolayı Türkiye’ye ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) çerçevesinde yaptırım uygulanması çağrısında bulundular.

Beyaz Saray CAATSA yaptırımlarının uygulanmaması için ayak diriyor ve Türkiye’de çıkarları bulunan Amerikan şirketleri bu tür bir yaptırımdan endişe ediyor. Lobiciliği İfşa Yasası’nın son raporlarına göre Teksas petrol ve gaz firması TransAtlantic Petroleum Ltd, 19 Ekim’de Akin Gump adlı lobi şirketini kiralayarak senatörler Graham ve Van Hallen tarafından 17 Ekim’de hazırlanan Türk Saldırganlığı ile Mücadele Yasası da dâhil Kongre’de Türkiye’ye karşı oylamayı bekleyen pek çok yasaya karşı lobi faaliyeti yürütmeye başladı.

Türkiye ve Halkbank geçtiğimiz yıllarda lobi şirketleri ve Kongre üyeleri için milyonlarca dolar para harcayarak nükleer programından dolayı İran’a karşı uygulanan yaptırımları hileli yollardan delerek milyarlarca dolarlık kazanç elde eden Halkbank’a karşı yasal bir eyleme geçmesini engellemeye çalışıyor.

15 Ekim’deki iddianameden sonra Amerikan lobi şirketi Ballard Partners, Halkbank ile olan milyonlarca dolarlık anlaşmasını iptal etmişti. Türkiye ve Halkbank bu lobi şirketinin ABD Başkanı Donald Trump’la olan yakın ilişkisini kullanarak yasal süreçten kurtulmaya çalışmıştı.

Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası (FARA) kayıtlarına göre geçtiğimiz hafta verdiği bilgilere göre Ballard Partners, Halkbank’la olan iş anlaşmalarını, ilişkilerinin son üç ayında Halkbank’tan iki adet 40 bin dolarlık ödeme aldıkları Ağustos ayına kadar olan işlerinin düzeyine indirdiğini duyurdu.

Ağustos 2017’de şirket Halkbank’la aylık 125 bin dolara anlaşmıştı. Bu tarihten sonra Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yargılanmaları başlamıştı.

Banka yolsuzluğundan dolayı Atilla 2018’de 32 ay hapis cezasına çarptırılmış, Ballard Partners, bu yıl Ağustos ayına kadar aynı şekilde ödemelerini almayı sürdürmüştü. Daha sonra Atilla Temmuz ayı sonunda serbest bırakılınca Türkiye’ye döndü.

İddialara göre Trump’ın Floridalı kilit destekçilerinden Brian Ballard’ın sahibi olduğu şirket Halkbank’tan bu sürede 3,5 milyon dolar para kazandı. Bu süreçte Türk hükümeti de bu firmaya 1.9 milyon dolar ödeme yaptı.

Floridalı eski bir Demokrat Kongre üyesi ve Kongre Türkiye Dostluk Grubu kurucularından Robert Wexler de Türk müşterileri adına kampanyalara öncülük eden bir firma yetkilisiydi. FARA kayıtlarına göre eski arkadaşlarına ve çalışma arkadaşlarına sık sık mail gönderen Wexler, müşterileri ile olumlu haberlerin yayılmasına çalışıyordu.

Türkiye ile ilgili çalışan isimlerden bir diğeri de Clinton yönetiminde Dışişleri Bakan yardımcılığı görevinde bulunan Jamie Rubin. FARA kayıtlarına göre Rubin’in son görüşmesi 18 Haziran’da Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Philip Reeker ile.

Pek çok Ballard Partners lobicisi Trump yönetimine girip çıktı. Bunlardan en bilineni Beyaz Saray’da soruşturma danışmanı olarak çalışan eski Florida başsavcısı Pam Bondi.

Başkan tarafından imzalanan yürütme kararına göre ABD hükümetinde görev aldıktan sonra hiçbir yabancı ülke adına çalışmayacaklarını kabul etme zorunluluğu getiren karara rağmen Bondi Ballard Partners’daki görevine dönerek Türkiye adına lobicilik yapmaya başladı.

Trump yönetiminin kapısını sürekli aşındıran Halkbank bağlantılı firma sadece Ballard Partners değil. Trump, FBI direktörünü önde gelen hukuk firmalarından King & Spalding LLP’den seçti ve firma da Trump hükümetinden, eski ulusal istihbarat direktörü Dan Coats’ın da aralarında bulunduğu beş üst düzey ismi bünyesine kattı.

2017’nin sonlarında Türkiye, Trump’ın emlak imparatorluğu danışmanlığını da yürüten King & Spalding’la Adalet Bakanlığı’na, ABD yasal meseleleri ile başa çıkabilmek için bir öneri hazırlamak ve sunmak için anlaştı. Zamanlamanın, Halkbank’ı yasal rizikoya sürükleyen Atilla davasının görülmeye başladığı döneme denk gelmesi dikkat çekici.

Savcılar, Ekim ortalarında Halkbankla ilgili iddianame hazırladığında King & Spalding, Halkbank’la hemen arasına mesafe koydu ve hâkime, daha önce sunduğunun aksine banka lehine herhangi bir hizmet almaya yetkili olmadıklarını söyledi.

Halkbank iddianamenin politik gerekçelerle hazırlandığını, ABD’de fiziki olarak herhangi bir operasyon yapmadıklarından dolayı yargı konusu olamayacaklarını söylüyor. 

Fakat Federal Yargıç Richard Berman tarafından yürütülen ve Ekim ayındaki oturumlara yasal temsilcilerini göndermediği için de ‘suçlu’ ilan edilen kovuşturmaları dikkate almıyor.

O zamandan beri King & Spalding Halkbank’la anlaşmasının iddianameye karşı ‚sınırlı ve özel amaçlı’ olduğunu söylüyor.

FARA yasasına göre hukuk firmaları yabancı müşterilerinden yasal hizmetler için ne kadar ücret aldıklarını açıklama yükümlülüğü taşımıyor.

5 Kasım’da Yargıç Berman, King & Spalding’den Andrew Hruska’nın banka davasında özel olarak katılmasını reddederken, ancak düşüncelerini bir mektupla dile getirebileceğini belirtti.

Pazartesi günü King & Spalding, mahkemenin talebi doğrultusunda bir mektup gönderdi ve şirketlerin mahkemede temsil edilmemesi durumunda suçlu ilan edilemeyeceklerini öne sürdü. Hukuk firması bu savunmasıyla başarılı olamayacak ancak bankanın çağrılara cevap vermemesinden dolayı yargıcın vereceği herhangi bir potansiyel yaptırım kararını geciktiriyor. 

Schanzer davanın Halkbank’ın direkt katılımı olmadan devam edeceğini düşündüğünü belirtiyor. Bu durumun karar almayı daha da kolaylaştıracağını öne süren Schanzer, “Ancak bu oldukça kuralsız bir durum olacak ve Türkler süreci tartışmaya açacak” diyor.

Suçlu bulunması durumunda Halkbank çok ciddi para cezaları ile karşılaşacak ve Amerikan finans sisteminde yer alması yasaklanacak. S&P Global bankanın maruz kalacağı cezayı ödemek için herhangi bir parası bulunmadığını belirtiyor.

Türkiye ve Halkbank’ın Ballard Partners’a ödediği 5.4 milyon dolar ve King & Spalding’a ne kadar ödediği belli olmayan paralar nihayetinde banka aleyhine dava açılmasını engelleyemedi. S&P Global tarafından yapılan ilk değerlendirmelerde yasal tehdit ve Amerikan yaptırımlarının, Türk ekonomisinin kritik bir dönemde olduğu sırada bankayı felce uğratmasından korkan Türkiye’nin haklı olduğu belirtiliyor.


© Ahval Türkçe

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir

 

Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. Ahval’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.